Close Menu
  • Eşitlik
  • Barış ve Güvenlik
  • Siyaset
  • Adalet
  • Emek
  • Kültür-Sanat
  • Ekoloji
  • Bülten Üyeliği
  • Podcast
  • english
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok Telegram
Hakkımızda
SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok Telegram
  • Eşitlik

    Nafaka Tartışmasının Ötesinde: Boşanma Sonrası Kadın Yoksulluğu ve Sosyal Devletin Sorumluluğu

    8 Haziran 2026

    AYM Süresiz Nafaka Düzenlemesini İptal Etti: Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

    7 Haziran 2026

    Kameranın Arkasındaki Eşitsizlik: Spor Fotoğrafçılığında Kadınlar Nerede?

    20 Mayıs 2026

    AB Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi 2026-2030: Taahhütler, Yenilikler ve Tartışmalar

    18 Mayıs 2026

    Aile ve Nüfus On Yılı Genelgesi: Kadın Politikası Üzerinden Bir Seçim Kampanyası

    17 Mayıs 2026
  • Barış ve Güvenlik

    Emperyal Dönüşümün Kıskacında Türkiye

    3 Haziran 2026

    Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

    19 Mayıs 2026

    Pınar Selek’ten Yasaklanan Hafızanın Geri Dönüşü:Başkaldırmak

    14 Mayıs 2026

    Levantlı Bir Aktivist’in Hüznü: Batı’nın Yanılgısı ve Ortadoğu’nun Şehrine Sahip Çıkan Kadınları

    23 Mart 2026

    Savaşın Görünmeyen Cephesi: Kadınlar

    19 Mart 2026
  • Siyaset

    Otokratlara Karşı Macaristan’dan Dersler

    5 Haziran 2026

    Emperyal Dönüşümün Kıskacında Türkiye

    3 Haziran 2026

    Anne Hidalgo Sonrası Paris’in Seçimi Ne Olacak?

    17 Mart 2026

    Venezuela Muhalefetinin Kutuplaştırıcı Yüzü: María Corina Machado

    29 Ocak 2026

    Venezuela Krizi: Müdahale, Tepkiler ve Türkiye

    6 Ocak 2026
  • Adalet

    İnsan Onurunun Dokunulmazlığı Bağlamında Çıplak Arama

    15 Haziran 2026

    Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

    19 Mayıs 2026

    EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

    11 Şubat 2026

    Pınar Selek:Feminizm Olmadan Faşizmi Aşamayız

    3 Şubat 2025

    AİHM’den Fransa’ya Kınama: Seks Evlilik Yükümlülüğü Değildir

    27 Ocak 2025
  • Emek

    Maden İşçilerinin Yürüyüşü Ankara’ya Ulaştı: Açlık Grevine Başlayan 110 İşçi Gözaltına Alındı

    21 Nisan 2026

    Depo İşçileri Direnişte: Kadın İşçilerden Kadın Örgütlerine Açık Çağrı

    6 Şubat 2026

    Türkiye: Çalışan Kadınlar İçin En Kötü Ülke

    24 Nisan 2025

    DİSK:Greve Çıkalım. Hayatı durduralım.

    9 Mart 2025

    Yasaklamalara Rağmen Kadınlar Bizi Feminist Gece Yürüyüşü’ne Çağırıyor

    8 Mart 2025
  • Kültür-Sanat

    “Persepolis’in Ötesinde: Edebiyat, Sinema ve Siyasal Aktivizmle Örülü Bir Kariyer”

    10 Haziran 2026

    Elif Şafak, İngiliz Kraliyet Edebiyat Cemiyeti’nin Yeni Başkanı Seçildi

    11 Aralık 2025

    Dünyaca Ünlü Kemancı Ayla Erduran’ın Ardından

    12 Ocak 2025

    Çin’de Feminist Komedi: “Her Story” ve Kadınların Mücadelesi

    5 Ocak 2025

    Viyana Filarmoni İlk Kez Bir Kadının Bestesine Yer Verdi

    5 Ocak 2025
  • Ekoloji
  • Podcast
  • English
Hakkımızda
SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu

İnsan Onurunun Dokunulmazlığı Bağlamında Çıplak Arama

15 Haziran 2026 Adalet
Facebook Twitter WhatsApp Email

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyemiz Avukat Tuğçe Şengezer; geçtiğimiz günlerde yeniden Türkiye’nin gündemine oturan çıplak arama uygulamasını insan hakları ve devletin görevleri çerçevesinde ele aldı.

Türkiye’de çıplak arama meselesi yeni değil. İnsan hakları örgütleri, avukatlar, kadın örgütleri ve hak savunucuları yıllardır bu uygulamanın yarattığı hak ihlallerine dikkat çekiyor. Buna rağmen konu çoğu zaman ancak belirli vakalar kamuoyuna yansıdığında görünür hâle geliyor. Son olarak Fatoş Pınar Türker’in maruz kaldığını açıkladığı uygulama ve ardından yaşanan tartışmalar, uzun süredir konuşulması gereken bir meseleyi yeniden gündeme taşıdı. Ancak mesele yalnızca tek bir kişinin yaşadıkları değil; tartışılan şey devletin bireyin bedeni üzerindeki yetkisinin sınırları.

Hukuk devletlerinde insan onuru pazarlık konusu yapılamaz. Güvenlik gerekçesi ileri sürülerek kişilerin aşağılanmasına, küçük düşürülmesine veya bedensel bütünlükleri üzerinde sınırsız tasarrufta bulunulmasına izin verilemez. Çıplak arama tartışmasının merkezinde de tam olarak şu soru yatmaktadır: Devlet güvenliği sağladığını söylemektedir ancak bunu yaparken hukuk devletinin en temel gerekliliklerinden biri olarak insan onurunu koruyabilmekte midir?

Güvenlik ve İnsan Onuru Çelişir mi?

Çıplak arama tartışmalarında çoğu zaman ilk olarak güvenlik gerekçeleri gündeme getirilmektedir. Oysa insan hakları hukukunun yaklaşımı bunun tersidir. Sorulması gereken ilk soru “güvenlik için gerekli miydi?” değil, “kişinin insan onuru korundu mu?” sorusudur.

Anayasa’nın 17. maddesi hiç kimsenin işkenceye, eziyete veya insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulamayacağını düzenlemektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi ise işkenceyi, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleyi mutlak biçimde yasaklamaktadır. Bu yasak, olağanüstü hâller de dâhil olmak üzere hiçbir koşulda askıya alınamayan temel güvencelerden biridir. Bu nedenle çıplak arama tartışması yalnızca bir güvenlik tedbiri tartışması değildir. Esasen kişinin mahremiyetinin, bedensel bütünlüğünün ve insan onurunun korunup korunmadığına ilişkin bir tartışmadır.

AİHM’in yerleşik içtihadı da bu noktadan hareket etmektedir. Mahkeme, ceza infaz kurumlarında veya gözaltı süreçlerinde arama yapılabileceğini kabul etmekle birlikte, kişilerin aşağılanmasına yol açan, onları utandıran, korkutan veya değersizleştiren uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesiyle bağdaşmayacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Bir kişinin zorla soyundurulması, bedeninin denetlenmesi ve mutlak güç ilişkisi içerisinde bu işleme maruz bırakılması, sıradan bir güvenlik tedbiri olarak görülemez. Çünkü burada denetlenen yalnızca beden değil, aynı zamanda kişinin onuru ve kişiliğidir.

Hukuk Ne Söylüyor?

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat, beden çukurlarında arama yapılabilmesini kişinin üzerinde yasak madde veya eşya bulunduğuna ilişkin makul ve ciddi emarelerin varlığına bağlamaktadır. Üstelik bu müdahalenin başka yöntemlerle gerçekleştirilememesi ve mutlaka bu müdahaleye başvurulması gerekiyorsa da bunun insan onuruna uygun biçimde uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla hukuk düzeni çıplak aramayı olağan bir uygulama olarak kabul etmemektedir. Tam tersine, ancak istisnai koşullarda başvurulabilecek ağır bir müdahale olarak düzenlemektedir.

AİHM de benzer şekilde çıplak aramayı kategorik olarak yasaklamamakta; ancak uygulamanın zorunlu, ölçülü ve insan onuruna saygılı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme’nin Frérot v. Fransa, Iwańczuk v. Polonya, Valašinas v. Litvanya ve Van der Ven v. Hollanda kararlarında ortak vurgu, güvenlik amacı bulunsa dahi kişileri aşağılayan uygulamaların demokratik toplum düzeninde kabul edilemeyeceği yönündedir. Mahkeme’ye göre bir kişinin başkalarının önünde soyunmaya zorlanması veya küçük düşürücü pozisyonlarda beden aramasına maruz bırakılması, insan onurunu zedeleyen bir müdahale niteliği taşır.

Anayasa Mahkemesi de benzer bir yaklaşım benimsemektedir. Mahkeme, çıplak aramanın tek başına kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelmeyeceğini kabul etmekle birlikte, uygulamanın koşullarını ayrıntılı biçimde incelemektedir.

Bu yaklaşımın özü açıktır: Güvenlik sağlanabilir. Ancak bu yapılırken insan onuru korunmak zorundadır.

Bir İddia Ortaya Çıktığında Devletin Görevi Önce Araştırmaktır

Çıplak arama iddiaları gündeme geldiğinde kamu makamlarının ilk refleksi çoğu zaman uygulamanın gerçekleşmediğini söylemek veya iddiayı dile getiren kişiyi tartışmanın merkezine yerleştirmek olmaktadır.

Oysa hukuk devletlerinde asıl soru iddiayı kimin dile getirdiği değil, iddianın doğru olup olmadığıdır.

Bir kişinin çıplak aramaya maruz bırakıldığını ileri sürmesi hâlinde devletin yükümlülüğü inkâr etmek değil, etkili bir soruşturma yürütmektir. İnsan hakları hukukunun temel yaklaşımı budur.

AİHM ve AYM içtihatları, devlet gözetimi altında bulunan kişilerin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerin altını özellikle çizmektedir. Çünkü özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiler, haklarını koruma bakımından en kırılgan gruplardan biridir. Bu nedenle bu kişilere ilişkin kötü muamele iddiaları, sıradan iddialar gibi değerlendirilemez.

Nitekim hem AİHM hem de AYM kararlarında, devlet gözetimi altındaki kişilerin maruz kaldığı muameleler bakımından kamu makamlarının açıklama ve araştırma yükümlülüğünün ağırlaştığı görülmektedir. İnsan onuruna yönelik bir ihlal iddiası söz konusu olduğunda, devletin görevi öncelikle gerçeği ortaya çıkarmaktır.

Kadınlar Açısından Mesele Neden Daha Derin?

Kadınların özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları ortamlarda maruz kaldıkları hak ihlalleri çoğu zaman görünmez kalmaktadır. Çıplak arama da bu görünmez alanlardan biridir.

Kadın mahpuslar ve gözaltındaki kadınlar üzerine yapılan araştırmalar, bu uygulamanın yalnızca fiziksel bir kontrol mekanizması olarak algılanmadığını; aynı zamanda kişinin özsaygısını, mahremiyet duygusunu ve psikolojik bütünlüğünü etkileyen bir deneyim olarak yaşandığını ortaya koymaktadır.

Bir kişinin kendi iradesi dışında soyunmaya zorlanması, bedeninin denetlenmesi ve buna itiraz edemeyeceği bir güç ilişkisi içerisinde bulunması, özellikle kadınlar açısından ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle çıplak arama meselesi yalnızca ceza hukuku veya infaz hukuku kapsamında değerlendirilemez. Aynı zamanda kadınların insan haklarına, beden dokunulmazlığına ve şiddetten korunma hakkına ilişkin bir eşitlik meselesidir.

Kadınların maruz kaldıkları her türlü kamusal müdahalede olduğu gibi burada da temel soru aynıdır: Devlet, güvenliği sağlarken bireyin onurunu gerçekten koruyabiliyor mu?

İnsan Onuru İstisnası Olmayan Bir Haktır

Bugün tartışılması gereken şey çıplak aramanın hangi siyasi görüşten kişilere uygulandığı değildir. Tartışılması gereken, herhangi bir kişinin böyle bir muameleye maruz bırakılıp bırakılamayacağıdır. Çünkü insan hakları tam da en çok haklarından mahrum bırakılmış kişiler için vardır. Hukukun gücü, güçlüleri korumasından değil; savunmasız olanları da koruyabilmesinden gelir.

Tam da bu nedenle hukuk devleti, hak ve özgürlükleri yalnızca çoğunluk için veya toplumun sempati duyduğu kişiler için güvence altına alan bir rejim değildir. Hukukun gerçek sınavı, hakkında en ağır suçlamalar bulunan, toplumun en fazla tepki gösterdiği veya siyasi olarak en fazla hedef hâline getirilen kişilere nasıl muamele edildiğinde ortaya çıkar.

Hukukun belirli kişi veya grupları “öteki”, “tehlikeli” ya da “hak etmeyen” olarak görmeye başlaması, ceza adaletinin yerini düşman ceza hukuku anlayışına bırakması anlamına gelir. Oysa insan haklarının temel mantığı, hiç kimsenin insan onurundan mahrum bırakılamayacağı kabulüne dayanır.

Çıplak arama uygulamalarına ilişkin her iddia bağımsız ve etkili biçimde araştırılmalı; güvenlik gerekçesi insan onurunu ikinci plana iten bir araca dönüştürülmemelidir. Arama tedbirlerinin hangi koşullarda uygulanabileceği açık, öngörülebilir ve denetlenebilir kurallarla sınırlandırılmalı; insan onurunu koruyan güvenceler tavizsiz biçimde işletilmelidir.

Hukukun siyasallaştığı, ceza hukukunun siyasi mücadelelerin aracı hâline geldiği dönemlerde insan hakları güvencelerine duyulan ihtiyaç daha da artar. Çünkü hukuk, iktidarın hoşuna gitmeyen kişilere karşı kullanılacak bir araç değil; herkes için geçerli olan ortak bir güvence sistemidir.

Bir hukuk devletinin ölçüsü, vatandaşına ne kadar güç uygulayabildiği değil; gücünü kullanırken ne kadar hukuk içinde kalabildiğidir.

İnsan onuru, istisnası olmayan bir haktır.

İlgili Makaleler

Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

19 Mayıs 2026

EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

11 Şubat 2026

Pınar Selek:Feminizm Olmadan Faşizmi Aşamayız

3 Şubat 2025

AİHM’den Fransa’ya Kınama: Seks Evlilik Yükümlülüğü Değildir

27 Ocak 2025

Comments are closed.

© 2026 Her Hakkı Saklıdır.
  • Eşitlik

    Nafaka Tartışmasının Ötesinde: Boşanma Sonrası Kadın Yoksulluğu ve Sosyal Devletin Sorumluluğu

    8 Haziran 2026

    AYM Süresiz Nafaka Düzenlemesini İptal Etti: Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

    7 Haziran 2026

    Kameranın Arkasındaki Eşitsizlik: Spor Fotoğrafçılığında Kadınlar Nerede?

    20 Mayıs 2026

    AB Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi 2026-2030: Taahhütler, Yenilikler ve Tartışmalar

    18 Mayıs 2026

    Aile ve Nüfus On Yılı Genelgesi: Kadın Politikası Üzerinden Bir Seçim Kampanyası

    17 Mayıs 2026
  • Barış ve Güvenlik

    Emperyal Dönüşümün Kıskacında Türkiye

    3 Haziran 2026

    Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

    19 Mayıs 2026

    Pınar Selek’ten Yasaklanan Hafızanın Geri Dönüşü:Başkaldırmak

    14 Mayıs 2026

    Levantlı Bir Aktivist’in Hüznü: Batı’nın Yanılgısı ve Ortadoğu’nun Şehrine Sahip Çıkan Kadınları

    23 Mart 2026

    Savaşın Görünmeyen Cephesi: Kadınlar

    19 Mart 2026
  • Siyaset

    Otokratlara Karşı Macaristan’dan Dersler

    5 Haziran 2026

    Emperyal Dönüşümün Kıskacında Türkiye

    3 Haziran 2026

    Anne Hidalgo Sonrası Paris’in Seçimi Ne Olacak?

    17 Mart 2026

    Venezuela Muhalefetinin Kutuplaştırıcı Yüzü: María Corina Machado

    29 Ocak 2026

    Venezuela Krizi: Müdahale, Tepkiler ve Türkiye

    6 Ocak 2026
  • Adalet

    İnsan Onurunun Dokunulmazlığı Bağlamında Çıplak Arama

    15 Haziran 2026

    Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

    19 Mayıs 2026

    EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

    11 Şubat 2026

    Pınar Selek:Feminizm Olmadan Faşizmi Aşamayız

    3 Şubat 2025

    AİHM’den Fransa’ya Kınama: Seks Evlilik Yükümlülüğü Değildir

    27 Ocak 2025
  • Emek

    Maden İşçilerinin Yürüyüşü Ankara’ya Ulaştı: Açlık Grevine Başlayan 110 İşçi Gözaltına Alındı

    21 Nisan 2026

    Depo İşçileri Direnişte: Kadın İşçilerden Kadın Örgütlerine Açık Çağrı

    6 Şubat 2026

    Türkiye: Çalışan Kadınlar İçin En Kötü Ülke

    24 Nisan 2025

    DİSK:Greve Çıkalım. Hayatı durduralım.

    9 Mart 2025

    Yasaklamalara Rağmen Kadınlar Bizi Feminist Gece Yürüyüşü’ne Çağırıyor

    8 Mart 2025
  • Kültür-Sanat

    “Persepolis’in Ötesinde: Edebiyat, Sinema ve Siyasal Aktivizmle Örülü Bir Kariyer”

    10 Haziran 2026

    Elif Şafak, İngiliz Kraliyet Edebiyat Cemiyeti’nin Yeni Başkanı Seçildi

    11 Aralık 2025

    Dünyaca Ünlü Kemancı Ayla Erduran’ın Ardından

    12 Ocak 2025

    Çin’de Feminist Komedi: “Her Story” ve Kadınların Mücadelesi

    5 Ocak 2025

    Viyana Filarmoni İlk Kez Bir Kadının Bestesine Yer Verdi

    5 Ocak 2025
  • Ekoloji
  • Podcast
  • English

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.