Grammy ödüllü Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı SZA, eserlerinin yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanıldığını öne sürerek hem yapay zekâ şirketi Suno’yu hem de bu teknolojiyi destekleyen müzisyenleri sert sözlerle eleştirdi. SZA’nın üretimlerinin izinsiz bir şekilde yapay zeka eğitiminde kullanılmasına karşı tepkisi; günümüzde sanat üretimi, yapay zekanın sınırları ve sanatçı haklarına dair tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

The Atlantic, sanatçıların yapay zeka müzik üretme araçlarının eğitiminde kullanılan veri setlerinde şarkılarının bulunup bulunmadığını kontrol edebilmesini sağlayan yeni bir yapay zeka tespit aracını tanıttı. Araştırmacı Alex Reisner tarafından oluşturulan bu veri setleri, Bad Bunny, Taylor Swift ve Beyoncé gibi dev yıldızların katalogları da dahil olmak üzere, bağımsız sanatçılarla birlikte 21 milyondan fazla şarkıyı kapsıyor.
Grammy ödüllü Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı SZA, Instagram Hikâyeleri’nde yaptığı paylaşımda 238 şarkısının yapay zeka eğitim veri setinde yer aldığını tespit ettiğini belirterek duruma tepki gösterdi. SZA, bu şarkılar arasında henüz yayımlanmamış kayıtlarının da bulunabileceğini iddia etti. Sanatçı paylaşımında, “Kontrol ettim ve müzik yapay zekâsı benim 238 şarkımla eğitilmiş. Eminim bunların arasında yayımlanmamış olanlar da var. Eğer bir müzisyenseniz ve bunu destekliyorsanız, iğrençsiniz. Bunu kabul ettirecek söyleyebileceğiniz hiçbir şey yok.” ifadelerini kullandı.
SZA, daha sonraki paylaşımında yapay zekâ ile müzik üretimi yapan Suno’yu ve yapımcı Diplo’yu da hedef aldı. Diplo’nun Suno’da hissesi bulunduğunu öne süren sanatçı, şirketin özellikle Siyah söz yazarları ve prodüktörlerin eserleri üzerinden yapay zekâyı eğitmeye çalıştığını iddia etti. SZA, “Amerikan nüfusunun yalnızca yüzde 13’ünü oluşturuyoruz ancak sesimiz ve bakış açımızla dünyayı etkiliyoruz.” diyerek, yapay zekâ sistemlerinin Siyah sanatçıların üretimlerinden orantısız biçimde faydalandığını savundu.
Paylaşımlarında, “Henüz beyaz bir yapay zekâ şarkısı duymadım. Neden bu kadar orantısız? Yasalar önünde, sağlıkta ya da yaratıcılık alanında yeterli korumamız yok. Bizden çalmak en kolayı.” ifadelerine de yer veren sanatçı, müzisyenlere eserlerini yapay zekâ sistemlerini eğitmek için kullandırmamaları çağrısında bulundu.
SZA’nın açıklamalarına konu olan Suno ise daha önce yaptığı açıklamalarda, yapay zekâ modellerinin belirli şarkıları depolamadığını veya birebir yeniden üretmediğini savunmuştu.
Daha Önce de Yapay Zekâyı Eleştirmişti
SZA, yapay zekâya yönelik eleştirilerini daha önce de dile getirmişti. Mart ayında i-D Magazine’e verdiği röportajda, “Yapay zekâ yüzünden kendimi savaşın içindeymiş gibi hissediyorum.” diyen sanatçı, teknolojinin özellikle Siyah müzisyenleri orantısız şekilde etkilediğini öne sürmüştü.
Şarkıcı, yapay zekâ tarafından oluşturulan müziklerin Siyah müziğini klişeleştirdiğini savunarak, genç sanatçıların kariyerlerinin henüz başında eserlerinin izinsiz kullanılmasının ciddi sorunlar doğurabileceğini ifade etmişti.
Geçtiğimiz yıl ise yapay zekânın çevresel etkilerine dikkat çeken SZA, yüksek enerji tüketimi ve veri merkezlerinin özellikle dezavantajlı topluluklar üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapmış, yapay zekânın çevresel ırkçılığı derinleştirebileceğini savunmuştu.
Plak Şirketleri’nden Tavır Değişikliği
Yapay zeka müzik platformları, seslerini, yapılarını ve ifadelerini öğrenmek için devasa miktarda kayıtlı müziği analiz ediyor ve ardından kullanıcıların metin veya ses komutları aracılığıyla kendi yapay zeka üretimi müziklerini oluşturmasına olanak tanıyor.
Müzik üretiminde yapay zekanın kullanılmasına ilişkin endişelerin temelinde bir noktada yapay zekanın tüm yaratıcı eserleri özümseyerek insan yapımı sanatın yerini alması ve sanatçıları yoksulluğa sürüklemesi ihtimali yer alıyor. Bu endişeler, ilk başta bu uygulamaya tepki gösteren plak şirketlerinin yapay zeka şirketleri ile işbirliğine gitmesi ve bu şirketlerin dinleyicilerin favori müzisyenleriyle birlikte müzik yaratımında söz sahibi olacağı bir geleceği müjdelemesiyle daha da derinleşiyor.
Geçen yıl, üç büyük plak şirketini temsil eden Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği (RIAA), yapay zeka müzik şirketleri Suno ve Udio’ya karşı telif hakkı ihlali iddiasıyla yasal işlem başlattı ve bu şirketlerin plak şirketlerinin sanatçılarını izinleri olmadan eğitim amaçlı kullandığını öne sürdü. Ancak bu süreçte beklenmedik bir değişim yaşandı. Şirketler sadece mahkeme dışında anlaşmakla kalmadı, Universal Music Group (UMG) daha sonra Udio ile, Warner Music Group (WMG) ise hem Udio hem de Suno ile ortaklık kurdu. Ayrıca, üç büyük plak şirketini de bünyesine katan ilk yapay zeka şirketi Klay ile de anlaşmaları var; Sony Music da bu anlaşmaya katıldı. Udio CEO’su Andrew Sanchez, Universal ortaklığını duyururken, Udio kullanıcılarının “bir sanatçının sesi ve tarzıyla müzik yaratabileceğini” söyledi. Ayrıca Udio’nun kullanıcıların “favori şarkılarını yapay zeka ile yeniden karıştırıp yeniden hayal etmesine… favori sanatçılarını, şarkılarını veya tarzlarını alıp yeni yollarla birleştirmesine” izin vereceğini belirtiyor.
Plak şirketleri, yapay zeka şirketleriyle gerçekleştirdikleri telif ve ortaklık anlaşmaları çerçevesinde kendi haklarını ve karlarını güvence altına almış görünüyor. Halihazırda var olan “veriler”den elde edilecek gelirin yanı sıra, ortaklık anlaşmalarıyla beraber yapay zeka müzik üretimi bu şirketler için yeni bir kar alanına dönüşebilir. Bu ihtimal ise sanatçılar için tehlike arz ediyor.
Yapay Zeka Çağında Müzisyenler
Plak şirketleri ve yapay zeka şirketleri arasındaki işbirliği sanatçıların geleceğine dair endişeleri derinleştiriyor. Yapay zeka müzik üretiminin gelecekte daha kolay, hızlı ve risksiz bir üretim biçimi olarak plak şirketleri için çekici bir alternatif olabileceği endişesi sanatçılar ve müzikseverler arasında tartışılıyor.
İsmini açıklamak istemeyen bir müzik lisanslama uzmanı Guardian’a verdiği demeçte; “Plak şirketlerinin nazik davranması gereken büyük sanatçılar var; bir platforma sahip olanlara belirli ölçüde danışılacak” diyor. “Hisse fiyatında etki yaratabilecek, birey olarak çok az sayıdaki sanatçının ise onay hakkı olacak.” Sözleriyle sürecin müzik sektöründe çoğunluğu oluşturan orta ve küçük tanınırlıktaki sanatçıların aleyhine ilerleyebileceğine dikkat çekiyor.
Bugün bile sorunlu olarak görülen, sanatçıların üretimleri hakkında ne derecede söz sahibi olup olamadığı tartışmasının yanı sıra; yapay zeka müzik üretiminin gelişmesiyle plak şirketlerinin küçük sanatçılara ne denli yatırım yapmaya devam edeceği de merak konusu.
Plak şirketlerinin küçük sanatçılara yatırım yaparak, uzun ve meşakatli kreatif süreçlere emek vererek risk almak yerine; zamanla daha dar bir havuzdaki büyük sanatçılar ve yapay zekaya dayalı risksiz bir iş modeline yatırım yapabileceği tartışılıyor.
Yasal Mücadele
Benzer veri tabanlarıyla ilgili önceki davalar, telif hakkıyla korunan materyalin nerede bulunabileceğini basitçe listelemenin tek başına telif hakkı ihlali oluşturmadığını ortaya koydu. İhlal ancak bir yapay zeka şirketinin bu veriyi modelini eğitmek için kullanmasıyla gerçekleşiyor. Bazı yapay zeka şirketlerinin bu veri haritasını kullandığını ve eğitimlerinin buna dayandığı bilinse bile, kullanımı ve herhangi bir telif hakkı ihlalini yasal olarak kanıtlamak oldukça zor.
Bu hukuki mücadele alanı, müzik hukukunun kendine özgü doğası nedeniyle daha da karmaşıklaşıyor. Telif hakkı, belirgin bir melodi veya kayıt gibi özel ifadeleri korurken, genel bir tarzı korumuyor. Yapay zeka geliştiricileri bu boşluğu istismar ediyor. Nota nota kopyalamak yerine, bir pastiş oluşturmak için altta yatan kalıpları, akor ilerlemelerini ve vokal dokularını çıkarıyorlar. Dolayısıyla sanatçının gözünden hırsızlık olarak görülen kopyalamalar, mahkeme tarafından bu şekilde görülmeyebiliyor.
Sanatçılar bu veri setlerinin farkına vardıkça, uluslararası müzik endüstrisi hızla çeşitli toplu davalar ve lobi faaliyetleri etrafında birleşti. Avustralya’da 4.000 sanatçı, hükümeti sanatçılar için korumaları artırmaya çağıran bir dilekçeyi imzaladı.
Avrupa Birliği’nin Yapay Zeka Yasası ise alternatif bir yol izleyerek, yapay zeka şirketlerinin telif hakkı ihlallerini sanatçılardan ve hak sahiplerinden gizlemesini önlemeyi amaçlıyor.
Gelecek yıl Ağustos ayından itibaren, AB içinden erişilen tüm yapay zeka modelleri, yapay zekanın nerede geliştirildiğine bakılmaksızın, eğitim verilerinin kaynağını beyan etmek ve yerel telif hakkı yasalarına uymak zorunda olacak.
Münih’teki bir mahkeme, OpenAI’nin sohbet botu ChatGPT’nin, dil modellerini eğitmek için en çok satan müzisyenlerin hitlerini kullanarak Alman telif hakkı yasalarını ihlal ettiğine karar verdi; yaratıcı endüstri savunucuları bunu Avrupa’da bir dönüm noktası niteliğinde karar olarak nitelendirdi.
