İsrail’de on yıldır Yahudilerle Arapları aynı çatı altında örgütleyen taban hareketi Standing Together (“Birlikte Ayakta”), Ekim ayındaki genel seçimlere yeni kurduğu bir partiyle giriyor. “Hepimize Yer Var” (Makom Lekulanu) adını taşıyan parti, aday listesini hem Yahudilerle Araplar hem de kadınlarla erkekler arasında eşit temsil ilkesiyle kurduğunu açıkladı.

İsrailli gazete Haaretz’te Vera Weidenbach imzasıyla yayımlanan habere göre on yıldır Yahudilerle Arapları aynı çatı altında örgütleyen taban hareketi Standing Together (“Birlikte Ayakta”), Ekim ayındaki genel seçimlere yeni kurduğu bir partiyle giriyor. “Hepimize Yer Var” (Makom Lekulanu) adını taşıyan parti, aday listesini hem Yahudilerle Araplar hem de kadınlarla erkekler arasında eşit temsil ilkesiyle kurduğunu açıklaması Türkiye’de yeni parti olasılıklarının konuşulduğu zamanlarda biz umut verdi.
Partinin başını, hareketin kurucuları Alon-Lee Green ve Rula Daood çekiyor. Gazze’deki savaş boyunca ortak Yahudi-Filistinli barış mücadelesinin yüzleri haline gelen ve uluslararası tanınırlık kazanan ikili, seçim yarışı boyunca harekete ara verecek.
Umut Siyaseti
Daood’un anlatımıyla parti, yıllardır kurumsal siyasetin dışında kalmış, sistemin gerçek bir değişim getirebileceğine olan inancını yitirmiş insanlara sesleniyor. Daood bunu “umut siyaseti” olarak adlandırıyor ve bu umudun boş bir vaatten değil, hareketin son on yılda biriktirdiği somut işlerden geldiğini vurguluyor: Kamuoyundan geleceğe dair sözlere inanmasını değil, çoktan başarılmış olana bakmasını istiyorlar. 7 Ekim 2023’ten bu yana hareketin üye sayısı birkaç yüzden 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 7 bine çıkmış durumda.
Listenin merkezinde kadın temsili
Partinin en dikkat çekici iddialarından biri kadın temsiline dair. Kampanya yöneticisi Uri Weltmann’a göre bugün İsrail siyasetinde bir kadının liderliğini yaptığı tek bir parti dahi yok. Yeni parti ise hem liderlik kademesini hem de aday listesini kadın-erkek eşitliği üzerine kuruyor.
Bu, soyut bir ilke değil; somut bir seçmen stratejisinin de parçası. Parti, Arap toplumu içinde iki grubu sandığa taşımayı hedefliyor: kadınlar ve gençler. Weltmann’ın aktardığı verilere göre Arap kadınların yalnızca yüzde 40’ı oy kullanmayı düşünüyor. Bu tablonun arkasında birden çok neden olsa da, temsil eksikliği bunların başında geliyor. Yani kadınların siyasetten uzak durması bir “ilgisizlik” değil, kendilerini görünür kılacak bir adresin yokluğu olarak okunuyor.
Pastayı bölmek değil, büyütmek
Parti, örgütsel, mali ve hukuki olarak Standing Together hareketinden bağımsız. Ancak hareketin 2015’teki kuruluşundan bu yana savunduğu fikirleri siyasete taşıyor: Yahudilerle Araplar arasında eşitlik, savaşa ve işgale karşı barış, sosyal adalet ve iklim adaleti. Weltmann bu başlıkları birbirinden kopuk değil, iç içe geçmiş meseleler olarak tanımlıyor.
Yeni bir partinin sahneye çıkması bir riski de beraberinde getiriyor: Başbakan Binyamin Netanyahu’nun aşırı sağ hükümetini devirmeyi ortak hedef edinmiş muhalefetin oylarını daha da bölmek. İsrail’de bir partinin parlamentoya girebilmesi için yüzde 3,25’lik seçim barajını aşması gerekiyor; aşamayan partinin aldığı oylar boşa gidiyor. Bu nedenle “Hepimize Yer Var”, aynı seçmene oynaması halinde merkez-sol Demokratlar’ın ya da bir başka Yahudi-Arap partisi olan Hadash’ın oylarını da götürebilir.
Parti yönetimi bu eleştirinin farkında. Stratejilerini “pastayı daha fazla bölmek değil, pastayı büyütmek” olarak özetliyorlar: Bugüne dek sandığa gitmemeyi planlayan, özellikle Arap seçmeni siyasete dahil ederek toplam katılımı artırmayı amaçlıyorlar. Hareket ayrıca Netanyahu’yu devirme stratejik hedefine bağlı kalacağını, gerekirse bunun merkez-sağ bir koalisyona yol açmasını dahi göze alacağını belirtiyor; “oy bölen” konumuna düşeceklerini görürlerse seçim gününde sandıkta yer almayacaklarını söylüyorlar.
Parti, dış bir kuruluşa yaptırdığı anketlerde barajı aşmak için gereken sayıya bir koltuk kalacak şekilde, üçe yakın milletvekilliği düzeyinde göründüğünü belirtiyor. Aday listesinin resmi teslimine üç ay var ve Weltmann’a göre bu, İsrail siyasetinde “bir sonsuzluk” anlamına geliyor.
Neden bizi ilgilendiriyor?
Hepimize Yer Var deneyimi, eşitlik ve barış mücadelesi yürüten herkes için izlenmeye değer. Çünkü burada kadın temsili bir vitrin süsü ya da salt kota meselesi olarak değil, hem ahlaki bir ilke hem de seçmeni harekete geçiren somut bir strateji olarak kuruluyor. Kadınların sandıktan uzak durması bir kader olarak değil, temsil yokluğunun yarattığı bir boşluk olarak ele alınıyor; çözüm de kadınları o boşluğu dolduracak özneler olarak öne çıkarmaktan geçiyor.
Ayrıştırıcı kimlik siyasetlerinin keskinleştiği bir coğrafyada, farklı halkları ve cinsiyetleri aynı listede eşit ağırlıkla buluşturma denemesi, “birlikte mücadele” fikrinin somut bir sınavı. Sonucu ne olursa olsun, bu deneme barış ve eşitlik gündemini taşıyanlar için üzerine düşünülecek bir örnek sunuyor.
