Yaklaşık bir aydır Arnavutluk’un başkenti Tiran başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde binlerce kişi “Arnavutluk satılık değil” sloganlarıyla sokaklarda. Ivanka Trump ve eşi Jared Kushner’ın Adriyatik kıyısındaki lüks turizm projesine karşı başlayan protestolar, zamanla daha geniş bir demokrasi talebine dönüştü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ve eşi Jared Kushner’in de yatırımcısı olduğu, Adriyatik kıyısında planlanan yaklaşık 1,4 milyar dolarlık lüks turizm projesine karşı Arnavutluk halkı yaklaşık bir aydır sokaklarda. Bir çevre mücadelesi olarak başlayan hareket, yıllardır biriken ekonomik ve siyasi sorunların yarattığı tepki ile birleşerek daha geniş perspektifte bir demokratik hak mücadelesine dönüştü.
İlk protestolar, iş makinelerinin koruma altındaki kıyı alanında çalışmalarına gelen tepkilerle başladı. Hareketin kıvılcımı, 30 Mayıs’ta ülkenin güneyindeki Zvernec kıyısında yaşanan bir olayla çakıldı. Koruma altındaki kıyı alanında dikenli tellerle çevrilen sahile karşı çevre aktivistleri ve bölge sakinleri eylem gerçekleştiriyordu. Bu esnada özel güvenlik görevlileri ve protestocular arasında gerginlik yaşandı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, özel güvenlik görevlilerinin bir protestocuyu yerde sürükleyerek zorla bölgeden uzaklaştırdığı görüldü. Alandaki polisler ise tartışmalı bir şekilde bu duruma bir müdahalede bulunmadı.
Görüntülerin ardından, koruma altındaki alanda 1,4 milyar dolarlık lüks turizm projesi için çalışmalara başlandığı haberi hızlıca yayıldı. Protestoculara karşı müdahaleye ve planlanan projeye dair tepkiler ülke çapında eylemleri yaygınlaştırdı. Hükümet olayın ardından ilgili güvenlik şirketlerinin lisanslarını iptal etti, yerel emniyet müdürünü görevden aldı ve çitlerin kaldırılacağını açıkladı. Ancak bu adımlar kamuoyundaki tepkiyi yatıştırmaya yetmedi.
Ertesi gün yayımlanan bir podcast programında Ivanka Trump, Arnavutluktaki turizm projelerinden övgüyle bahsetti. Kendisi ve eşi tarafından öncü yatırımcıları arasında yer aldıkları projeyle dönüştürmeyi planladıkları “bir yanında lagün, diğer yanında deniz bulunan bu muhteşem yarımadayı” anlattı. Sovyet döneminden kalma eski bir askerî tesis olan Sazan Adası’nın geliştirilmesine yönelik planlar hakkında konuşan Trump, bu ay protestoların ve çatışmaların yaşandığı kıyıya işaret ederek, “Sadece ada değil, tam karşısında 5 millik bir sahil şeridimiz de var” sözleriyle yatırımın büyüklüğünü vurguladı.
Demokrasi, Hesap Verilebilirlik ve Flamingolar
Kushner’in yatırım planları, koruma altındaki Zvernec Yarımadası ile Sazan Adası’nı kapsıyor. Flamingoların, pelikanların ve çok sayıda kuş türünün yaşam alanı olan bölgede binlerce otel odası ve villa inşa edilmesi planlanıyor. Çevreciler ise projenin çevresel etkilerine ilişkin raporların kamuoyuyla paylaşılmadığını, karar alma süreçlerinin şeffaf yürütülmediğini ve yerel halkın itirazlarının dikkate alınmadığını belirtiyor.
Bu nedenle protestolar çevre mücadelesinin yanı sıra yönetimin şeffaflığına ve hesap verilebilirliğine dair tartışmaların ışığında bir demokratik hak mücadelesine de dönüştü. Göstericiler, Komünizmin çöküşünden bu yana ülkenin aynı siyasi elitler tarafından yönetildiğini, devlet kaynaklarının belirli çıkar çevrelerine aktarıldığını ve sıradan yurttaşların taleplerinin görmezden gelindiğini söylüyor. Eylemlerde sıkça duyulan “Rama hapse, Berisha hapse” sloganı, hem iktidara hem de geleneksel muhalefete yönelik tepkiyi ifade ediyor.
Tiran’ın merkez bulvarları her akşam binlerce insanın katıldığı kitlesel gösterilere sahne oluyor. Eylemler, bölgenin simgesi haline gelen flamingolara atıfla “Flamingo Devrimi” olarak anılmaya başlandı. Ancak flamingo figürü yalnızca doğayı temsil etmiyor; aynı zamanda Arnavutluk’ta demokrasi, hesap verebilirlik ve kamusal varlıkların korunması taleplerinin de sembolüne dönüşüyor.
Başbakan Edi Rama hükümeti projeleri turizm gelirlerini artıracak ve ülkeye yabancı yatırım çekecek stratejik girişimler olarak sunuyor. Yatırımcılar da bölge tarihinin en büyük özel yatırımlarından birini gerçekleştirmeyi hedeflediklerini söylüyor.
Protestocular açısından ise konu Arnavutluk’un geleceğine kimin karar vereceğine ve bu kararların toplumun bilgisi ve onayı olmadan alınıp alınamayacağına dair bir soru. Bu nedenle Arnavutluk kıyılarında başlayan mücadele, yalnızca bir otel projesine karşı çıkış olarak değil, demokrasi ve kamusal denetim talebinin yeni bir ifadesi olarak görülüyor. Ekolojiyi koruma çağrısıyla başlayan itiraz, giderek daha fazla insan için ülkenin siyasi geleceğini koruma talebine dönüşüyor.
Eylemlere katılan genç bir protestocu tepkinin artık Kushner ailesinin çok ötesine geçtiğini arkadaşlarının podcast’te Trump’ın adeta “Kristof Kolomb tarzı” bir anlatımla Sazan Adası’nı keşfedişini dinlediklerinde gülmek ve ağlamak arasında kaldıklarını ifade ediyor. “Bu projenin durdurulmasını istiyoruz ama aslında mesele bundan çok daha büyük. Bu, Arnavutluk’ta yanlış giden her şeyle ilgili.” Sözleriyle eylemlerin niteliğini vurguluyor.
Özel bir bankada çalışan ve iki çocuk babası başka bir protestocu ise “Aradan 30 yıldan fazla zaman geçti ama hâlâ hastanelerimiz berbat, eğitim sistemimiz çökmüş durumda, iş yok ve herkes ülkeyi terk ediyor. Gösteriler bu kadar büyük çünkü insanlar bu adaletsizlikten bıktı. Yolsuzluktan bıktılar. Sloganlarımızdan biri ‘kirli paranın diktatörlüğüne son ver’ çünkü deneyimlerimizden biliyoruz ki bu tür projelerden kazanç sağlayanlar her zaman sadece küçük ve zengin bir azınlık oluyor.” Dedi.
AB: Çevre Mevzuatına İlişkin Uyum Sağlanmadan Üyelik Müzakereleri Tamamlanmayacak
Protestolar artık yalnızca Arnavutluk’un iç meselesi olarak görülmüyor. Geçen hafta Avrupa Parlamentosu, protestoculara destek veren bir karar kabul ederek hükümete koruma altındaki alanlardaki inşaat faaliyetlerini durdurma çağrısı yaptı. Kararda ayrıca, “stratejik yatırımcı” statüsü üzerinden çevresel ve demokratik denetimleri aşarak projelerini hızlandıran “yağmacı kapitalistlere” dikkat çekildi. Brüksel’in yıllardır kaldırılmasını istediği bu düzenleme, Arnavutluk’un AB üyelik sürecindeki temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. AB yetkilileri, çevre standartları ve hukuki uyum sağlanmadan üyelik müzakerelerinin sonuçlandırılamayacağını vurguluyor.
Rama ise Avrupa Parlamentosu’nun kararına tepki gösterirken geri adım atmadı. Zvërnec projesinin, “Avrupa Birliği standartlarına uygun şekilde hazırlanacak çevresel etki değerlendirmesi temelinde” sürdürüleceğini açıkladı.
Nasıl Bir Kalkınma?
Başbakan Rama, Arnavutluk tarihinin en büyük yatırımı olarak sunulan projeyi defalarca “bir nimet” olarak nitelendirdi. Projenin yalnızca ülkenin ihtiyaç duyduğu istihdamı yaratmakla kalmayacağını, aynı zamanda “nihayetinde yaklaşık yüzde 25 daha fazla ağaç ve yeşil alan ortaya çıkaracağını” savundu.
Geçen yıl nüfusu yaklaşık 3 milyon olan Arnavutluk, 12 milyon turist ağırladı. Bu turistlerin önemli bir bölümü ülkeye yalnızca uygun fiyatlar nedeniyle değil, doğal güzellikleri nedeniyle de geldi.
Protestocular arasında yer alan Shkurti ise tartışmanın özünü şu sözlerle ifade etti: “Bu aynı zamanda nasıl bir kalkınma modeli istediğimizle ilgili. Altyapının mevcut yükü bile zor taşıdığı açıkken, gerçekten böyle bir gelişme ve büyüme anlayışını mı istiyoruz?”
