7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde kapsamlı bir “hazırlık” süreci yürütüyor. Sivil toplumun çeşitli kesimlerinden isimlere gerçekleştirilen ev baskınları ile korku iklimi yaygınlaştırılmaya çalışılırken, bir yandan da yollar yenilendi, yoksul mahallelerin çeperleri suntalarla kapatıldı. Kadın örgütleri basın açıklamaları ve eylemlerle savaş politikalarına, harcanan milyarlara, yasaklara ve gözaltılara tepki gösterdi.

Ankara Kadın Platformu: “Sömürüye Karşı Eşitliği, Savaşa Karşı Yaşamı Savunuyoruz”
Ankara Kadın Platformu, “NATO’ya Hayır” başlığıyla basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını gerçekleştiren Buse Üçer “Kadınlar olarak biliyoruz ki savaş yalnızca savaş meydanlarında var olmaz. Savaş; kadın bedeni üzerinde kurulan tahakkümde, erkek şiddetinde, sömürüde, yoksullukta, doğanın talanında ve halkların iradesinin yok sayılmasında kendini yeniden üretir. NATO’nun temsil ettiği güvenlik anlayışı da halkların özgürlüğünü değil, iktidarların ve küresel sermaye çevrelerinin çıkarlarını koruyan bir düzeni tahkim etmektedir” dedi.
NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılar, ev baskınları ve fiili OHAL uygulamalarına değinen Üçer, “Bu uygulamalar, savaş politikalarına itiraz edenleri, demokratik muhalefeti ve kadın özgürlük mücadelesini susturmayı hedefleyen erkek egemen devlet aklının bir yansımasıdır. NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlarda kadın mücadelesinden arkadaşlarımız olan Nursen Güvendir, Şevin Özden ve Elif Torun Öneren, Emel Memiş şahsında kadın hareketinin hedef alınması tesadüf değildir. Evlerin kapıları zorlanarak açılmış, camlar kırılmış, kadınlar baskı ve şiddet eşliğinde gözaltına alınmıştır. Bu saldırılar yalnızca birkaç kadına değil; yıllardır erkek şiddetine, savaşa, yoksulluğa ve eşitsizliğe karşı mücadele eden örgütlü kadınların ve LGBTİ+ların iradesine yöneliktir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada hazırlıklar için harcanan kaynaklara değinildi, kaynak yönetiminin politik bir tercih olduğu vurgulandı. Bütçede kadınlara sadece 51 kuruş ayrılırken NATO Zirvesi için tek seferde 10 milyar lira harcandığını dile getiren Üçer; “Bu bütçe doğrudan kadınlardan, çocuklardan çalınmıştır. Kadınları yoksulluğa, hastalığa ve şiddete mahkum edip milyarları savaşa harcayan düzeni kabul etmiyoruz” dedi.
“NATO Zirvesi adı altında ülkemize gelenler Epstein dosyaları ile isimleri anılan çocuk istismarı failleri ve binlerce insanın ölümünden sorumlu savaş suçlularıdır.” sözleriyle NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da bulunacak konuklara karşı tepkiler dile getirildi.
Tüm kadın ve LGBT+ örgütlerine “Ankara’da kadınlara ve LGBTİ+lara yönelik artan baskılara, gözaltılara, ev baskınlarına ve fiili yasaklara karşı; bu saldırıları yalnızca yerel bir hukuk ihlali değil, kadın özgürlük mücadelesine yönelmiş sistematik bir politik operasyon olarak görüyoruz. Bu nedenle tüm kadın yapılarını; örgütlü kadın gücünü, feminist hattı ve kadın dayanışmasını büyütmek üzere sokaklarda, meydanlarda ve yaşamın her alanında itirazı yükseltmeye çağırıyoruz. Kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamı, özgürlüğü ve örgütlü gücü hedef alınıyorsa; cevap da ortak dayanışmamız ve direnişimiz olacaktır. Sömürüye karşı eşitliği, savaşa karşı yaşamı savunuyoruz” sözleriyle dayanışma çağrısında bulunuldu.
“Korkma Bu Uçak Kağıttan”
Ankara Kadın Platformu, 29 Haziran’da NATO Zirvesine karşı kağıttan uçaklarla eylem gerçekleştirdi. Kadınlar ve LGBTİ+’lar, Konur Sokak boyunca üzerinde “Korkma, bu uçak kağıttan” yazılı kağıt uçaklar uçurdu. Kağıt uçakların içinde ise şu yazı yer aldı:
Korkma, bu uçak kâğıttan!
Ama NATO’nun savaş politikaları, insanların üzerine bombalar yağdırıyor.
Kadınlar ve LGBTİ+lar NATO’ya hayır diyor!
Ankara Kadın Platformu
