Özgür Özel’in Genel Başkanlığını yaptığı Yeni Parti geçtiğimiz günlerde resmi olarak kuruldu. Yayınlanan parti programı ve tüzük çerçevesinde; Yeni Parti’nin kadınlara ve LGBTI+ bireylere yönelik politika vaatlerini inceledik.

Yeni Parti Program ve Tüzüğüne Kadın Hakları Perspektifinden Bakış
Yeni Parti programı toplumsal cinsiyet ve kadın haklarını birden fazla politika alanı üzerinden ele alıyor. Kalkınma ve Ekonomi, Eğitim, sosyal devlet başlıkları altında kadın haklarına ve kadınların yaşamlarının ve haklarının iyileştirilmesine yönelik vurgularla karşılaşılıyor. Özellikle bakım politikalarına yönelik vurgu programın çeşitli yerlerinde karşımıza çıkıyor. Program, kadın politikalarını farklı politika alanlarına yayması bakımından bütüncül bir yaklaşım sunuyor.
Cinsiyet eşitliği demokrasinin temel kriterlerinden biri olarak görüldüğü ve herkesin cinsiyetinden bağımsız olarak haklara, fırsatlara, kararlara ve kaynaklara eşit erişebilmesi gerektiği ifade ediliyor. Hayatın tüm alanlarına eşit ve özgür katılım, kadınların kendi hedef ve potansiyellerini gerçekleştirmek için gereken olanaklara sahip olması şeklindeki vurgular; toplumsal düzen ve kamusal sorumlulukları göz ardı edilmeden; bireysel özgürlüklerin merkeze alındığı bir anlayışı gösteriyor. Program, kadın politikalarını yalnızca sosyal yardımlar ekseninde değil, ekonomik ve demokratik katılım boyutlarıyla birlikte ele alma iddiası taşıyor.
Kalkınma, Ekonomi ve Mor Dönüşüm
Refah, eşitlik ve verimlilik temelli kalkınma anlayışı kapsamında belirlenen kalkınma ve ekonomi hedefleri çerçevesinde tarımı, sanayiyi ve hizmetleri yeşil, mor ve dijital temelli dönüştürmek ifade ediliyor. Mor dönüşüm kavramının tüm sektörlerdeki kalkınma hedeflerini kesen bir eksen olarak belirtilmesi ve ekonomi politikalarının merkezine yerleştirilmesi; kadınların ekonomik konumunun sektörel bir mesele değil kalkınmanın yapısal bir unsuru olarak ele alınması açısından dikkat çekici. Mor ekonomik dönüşüm; kadınların çalışma yaşamına, karar mekanizmalarına, kaynaklara ve sosyal haklara eşit erişimini ifade ediyor.
Kadınların ekonomiye eşit erişimini sağlama hedefi çerçevesinde kadın çiftçilere özel destek sağlamak, istihdamı artıracak vergi, prim, eğitim ve teşvik politikaları uygulamak, kadın kooperatifleri, kadın girişimciler ve kırsaldaki kadın üreticileri desteklemek gibi uygulamalar planlanıyor. Eşit işe eşit ücret ilkesinin etkin biçimde denetleneceği ifade ediliyor. Bu vaatler kadınların ekonomik katılımını destekleyen araçlar sunuyor. Ancak programda bu desteklerin hangi kurumsal mekanizmalarla uygulanacağı, finansmanının nasıl sağlanacağı veya başarı ölçütlerinin ne olacağı belirtilmiyor.
Görünmeyen Emek: Bakım
Sektörel desteklerin yanı sıra bakım hizmetlerinin yükünü kadının sırtından almaya yönelik girişimlere de program boyunca farklı başlıklarda değiniliyor. Genel ekonomi vaatleri içerisinde çalışma saatleri, iş-yaşam dengesi ve bakım sorumlulukları gözetilerek yeniden ele alınacağı ifadesi; bakımın sadece kadının sorumluluğu olarak görüldüğü anlayışın aksine; sorumlulukların eşit paylaşılarak, çalışma saatlerinin herkes için dengeli bir biçimde düzenlenmesine işaret ediyor.
Sorumluluğun eşit paylaşımının hedeflenmesi gözetilse de bugün içerisinde yaşadığımız toplumun koşulları göz ardı edilmeyerek bakım sorumluluğunu kadınların omuzlarından alacak sosyal politikalara yer veriliyor. Bu çerçevede Yeni Parti programı “bakım hizmetlerini sosyal devletin temel alanlarından biri haline getirileceğini” ifade ediyor. Programın, sosyal devlet politikaları kapsamında bakım hizmetleri geniş bir yer kaplıyor. Türkiye’deki mevcut kamu bakım hizmetleri OECD ortalamasının oldukça gerisinde bulunuyor. Bu nedenle bakım hizmetlerinin sosyal devletin temel unsurlarından biri olarak tanımlanması önemli bir adım anlamına geliyor. Erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri çerçevesinde, kreş, anaokulları, okul sonrası eğitim programları, hastalar, yaşlılar ve engelliler için evde bakım hizmetleri, yaşlı bakım merkezi, engelli destek merkezi hizmetlerinin yaygınlaştırılacağı belirtiliyor. Bu çerçevede yerel yönetimlerin sosyal hizmet kapasitesinin arttırılacağı ifade ediliyor.
Çoğunlukla kadınların üstlendiği engelli bakımında, engelli yakınlarının bakım emeğinin sosyal güvenlik kapsamına alınacağı ifade ediliyor. Engelli bakımı, özellikle engel derecesi yükseldikçe sürekli ve özel ilgi gerektiren, hayat boyu süren bir emek türü. Bu nedenle engelli yakınları için bu vaat hayata geçirilebildiği takdirde büyün önem arz ediyor.
Eğitim ve Sağlık’ta Sosyal Politikalar
Programda kadınlara yönelik politikaların temel amacı kadınları güçlendirmek ve özgürleştirmek olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede, önceki bölümlerde ele alınan ekonomik dezavantajların giderilmesinin yanı sıra; eğitim ve sağlığa erişimin arttırılması ile kadınların güçlendirilmesi hedefleniyor.
Bu çerçevede; kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlamak için önlemler alınacağı ifade ediliyor ancak bu önemlerin içeriğine dair programda bilgi bulunmuyor. Aynı zamanda sadece kız çocukları değil, yetişkin kadınların da okur yazar olması için seferberlik başlatılacağı ifade ediliyor. Tüik verilerine göre (2025) kadınların %96,4’ü okuma yazma biliyor, erkeklerde ise bu oran %99,3.
Kadın sağlığının iyileştirilmesi ve kadın sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması da programın kapsamı içerisinde. Özellikle sağlık hizmetlerine ulaşımın zor olduğu kırsal ve dezavantajlı bölgelerde kadınların sağlık hizmetlerine ulaşabileceği merkezler kurulacağı ifade ediliyor. Bununla birlikte, kadınların aile planlaması, üreme sağlığı ve doğum öncesinde ve sonrasında bakım hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması planlanıyor.
Kadın sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kadınların genel vücut sağlığı, hastalıkların zamanında tespit edilebilmesi, sağlıklı hamilelik ve doğum süreçlerinin geçirilmesinde önemli olmasının yanı sıra; yaşanabilecek istismar durumları açısından da önem arz ediyor.
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele
Şiddetle mücadele, Yeni Parti programında hukuki ve toplumsal olmak üzere iki temel boyutta ele alınıyor.
BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi), BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri gibi kadınları ayrımcılıktan ve şiddetten koruyan, haklarını güvence altına alan sözleşmelerin gerekliliklerinin uygulanacağı belirtiliyor.
İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunacağı ve tüm hükümlerinin eksiksiz uygulanacağı belirtiliyor. Türkiye 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmıştı ve kadın hakları savunucuları bu tarihten itibaren şiddetle mücadelede önlemlerin ve cezaların zayıfladığını dile getiriyor.
Hukuki güvencelerin yanı sıra, kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumsal adımlar da Yeni Parti programında ele alınıyor. Bu çerçevede eğitim politikası önem taşıyor. Programda, örgün ve yaygın eğitimin tüm kademelerinde toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının yerleştirileceği ifade ediliyor. Pozitif bilinçlendirme ve eğitimin yanı sıra, siyaset ve medya gibi kamuoyunu etkileyen alanlarda cinsiyetçi söylemler ve şiddeti teşvik eden kalıplarla mücadele edileceği belirtiliyor. Aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’nde belirtilen kadın sığınakları, danışma merkezleri, cinsel şiddet kriz merkezleri ve 7/24 alo şiddet hattından oluşan bir mücadele mekanizması oluşturulacağı belirtiliyor. Benzer uygulamalar halihazırda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanıyor. Bu uygulamaların ülke çapında yaygınlaşması ve mekanizmaların güçlendirilmesi planlanıyor.
Günümüzde sıkça karşılaşılan dijital şiddet hakkında ise istismar ve nefret içerikleriyle etkili bir biçimde mücadele edileceği belirtiliyor ancak İstismar ve nefret içeriğinin tanımı ve nasıl mücadele edileceğine dair bilgi programda yer almıyor. Bununla birlikte, pek çok kadının şimdiden mağduriyet yaşamaya başladığı yapay zeka ile kişilerin haberi olmadan üretilen içerikler ve izinsiz görüntü kaydına dair politika önerisi programda bulunmuyor.
Siyasette Kadın: Eşit Temsil
Yeni Parti’nin kadın politikalarına dair hedeflerinden bir diğeri ise kadınların karar mekanizmalarında eşit temsiliyetini sağlamak, kamusal alanda kadınların sesini yükseltmek. Bu çerçevede programda seçim ve siyasi parti mevzuatında düzenlemeler yapılacağı belirtiliyor. Ancak bu değişikliklerin içeriğine dair bilgi programda mevcut değil. Pozitif ayrımcılık ve kota uygulamaları tam eşitliğin ve etkin katılımın sağlanması için önerilen yöntemler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak kadınların siyasete etkin katılımı ve söz sahibi olmaması için, teknik kota uygulamaları yeterli değil. Erkek egemen siyaset anlayışının, anti-demokratik siyaset yapısının da teknik değişimlere paralel olarak dönüşmesi gerekiyor. Kadınların seçim ve atamayla gelen pozisyonlara aday olabilmesi ve seçilebilmesinin önündeki ekonomik ve sosyal engellerin kaldırılacağı ifadesi, metin boyunca süre gelen bütüncül yaklaşımın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Parti Tüzüğü Programla Nasıl İlişkileniyor?
Parti Tüzüğü, ayrımcılığa karşı ve eşitlik perspektifini koruyor. Programda dile getirilen eşit temsil hedefine yönelik adımlar parti tüzüğünde karşımıza çıkıyor. Partinin tüm kademelerindeki seçimlerde %50 cinsiyet kotası getiriliyor. Ancak kotanın, 1.olağan kurultaya kadar %33, 1. Olağan Kurultayda %35, 2.Olağan kurultayda %40 3.Olağan Kurultayda %45 ve 4. Olağan kurultayda %50 olmak üzere kademeli bir şekilde arttırılması ve nihai hedefe ulaşması öngörülüyor.
Yeni Parti’nin Programı ve Tüzüğüne LGBTQ+ Hakları Perspektifi
Yeni Parti, programında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerine açıkça yer veriyor ve hiç kimsenin bu nedenlerle ayrımcılığa uğramayacağını söylüyor. Türkiye siyasetinde bu iki kavramın parti programlarında açıkça kullanılması hâlâ istisnai bir durum.
Ama öte atarfata LGBTQ+ aktivistlerinin savunduğu, eşit evlilikten medeni birlikteliğe, cinsiyet uyum sürecinden transların sağlık hizmetlerine erişimine kadar birçok konuya değinilmiyor. Homofobi ve transfobiyle mücadeleye ilişkin özel bir politika açıklanmıyor. Onur Yürüyüşleri, LGBTQ+ örgütlerinin karşılaştığı baskılar ya da son yıllarda sıkça tartışılan ifade ve örgütlenme özgürlüğü meseleleri de programın dışında kalıyor.
Bu tablo, Yeni Parti’nin LGBTQ+ haklarını ayrı bir politika başlığı olarak değil, daha çok genel insan hakları ve eşit yurttaşlık anlayışı içinde değerlendirmeyi tercih ettiğini gösteriyor.
Hak Temelli Yaklaşım
Program, ayrımcılık yasağını açık biçimde ortaya koyuyor. Buna karşın bunun hangi yasal düzenlemelerle hayata geçirileceği, mevcut hak ihlallerine karşı nasıl bir mekanizma kurulacağı ya da LGBTQ+ bireylerin yaşadığı ayrımcılığa yönelik nasıl bir politika izleneceği konusunda ayrıntıya yer vermiyor. Başka bir ifadeyle program, ilkeyi ortaya koyuyor ancak uygulamaya ilişkin ayrıntıları şimdilik açık bırakıyor.
Yeni Parti, LGBTQ+ haklarını ayrı bir politika başlığı altında ele almasa da, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, eşit yurttaşlık ve ayrımcılıkla mücadele vurgusuyla LGBTQ+ bireyleri de kapsayabilecek bir çerçeve sunuyor. İfade ve örgütlenme özgürlüğü ile nefret suçlarına ilişkin vaatler de hayata geçirilmesi hâlinde hak savunuculuğunu ve ayrımcılıkla mücadeleyi güçlendirebilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Program ve Tüzük Aynı Şeyi Söylüyor mu?
Parti programında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadeleri açıkça yer alırken, aynı yaklaşım tüzüğe aynı açıklıkta yansımıyor. Tüzükte ayrımcılık yasağına yer verilse de bu kapsam daha genel ifadelerle tanımlanıyor ve cinsel yönelim ile cinsiyet kimliği doğrudan sayılmıyor.
Bu farklılık, program ve tüzük arasında dikkat çeken ayrıntılardan biri. Program LGBTQ+ bireyleri açık biçimde kapsayan bir dil kurarken, tüzük daha genel bir eşitlik ve ayrımcılık karşıtlığı çerçevesi çiziyor. Bu nedenle partinin yaklaşımını değerlendirirken iki metni birlikte okumak gerekiyor.
Bütüncül Program’da Politika Tasarıları, Kurumsal Mekanizmalar ve Zihinsel Dönüşümün Somutlaşması Gerekiyor
Genel olarak değerlendirildiğinde parti programı ve tüzük kadın politikalarını kadının özgürlüğü ve güçlendirilmesi vurgusuna dayanarak oluşturuyor. Kadın haklarını yalnızca aile politikaları çerçevesinde değil; ekonomi, bakım, eğitim, sağlık, siyasal temsil ve şiddetle mücadele eksenlerinde ele alarak bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyor. Özellikle bakım ekonomisi ve mor dönüşüm vurgusu programın ayırt edici yönleri arasında yer alıyor. LGBTQ+ hakları ve politikaları açısından değerlendirildiğinde, LGBTQ+ bireyleri doğrudan kapsayan ifadelere yer verilmesi, Türkiye siyasetinde hâlâ sık rastlanmayan bir tercih olarak öne çıkıyor. Ancak eşit evlilik, medeni birliktelik, cinsiyet uyum süreci ve trans hakları gibi birçok başlık ise programın dışında kalıyor. Bu nedenle Yeni Parti, LGBTQ+ haklarını ayrı bir politika alanı olarak değil, daha çok insan hakları ve eşit yurttaşlık perspektifi içinde ele alıyor. Bu yaklaşımın nasıl şekilleneceği ise programda yer alan ilkelerden çok, partinin bundan sonraki söylemleri, yasa teklifleri ve uygulamalarıyla netleşecek. Toplumsal Cinsiyet eşitliği kapsamındaki politika uygulamaları için, uygulama araçları, bütçe boyutu ve performans göstergeleri belirtilmiyor. Programın başarısı, bu ilkelerin somut politika tasarılarına ve kurumsal mekanizmalara nasıl dönüştürüleceğine bağlı olacaktır.
“Baba Ocağı Yerine Anne Kucağı “
SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Eşitlik Adalet Kadın Platformu Kurucusu Gülseren Onanç, YENİ Parti kuruluşuna ve beklentilerine ilişkin şunları söyledi;
“YENİ Parti’nin temsil etmeye çalıştığı yeni siyaset anlayışı, yeni dil ve eşitlik ile adalet beklentisi beni heyecanlandırıyor. Partinin kadın hareketiyle, LGBTQ+ bireylerle, sivil toplumla ve hak savunucularıyla yakın iş birliği içinde çalışmasını; toplumun tüm kesimlerine kucak açmasını ve erkek egemen siyasetin dilini ve yüzünü eşitlikçi bir anlayışa dönüştürmesini bekliyorum.“
Özgür Özel’in çok bağlı olduğu ‘baba ocağı’ nın, köhne, devletçi ve otoriter siyaset anlayışı tarafından ele geçirildiğinde, Özgür Özel’e ilk sahip çıkanlar yine kadınların “anne kucağı” oldu.
Bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, ‘baba ocağı’ değil; daha kapsayıcı, daha şefkatli, daha uzlaşmacı ve daha eşitlikçi bir ‘anne kucağı’ siyasetidir. Toplumun tamamını dışlamadan kucaklayacak böyle bir siyasi anlayışı hayata geçirebilirse, YENİ Parti Türkiye’de demokrasinin güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilerlemesi açısından önemli bir fırsat olabilir.”
