2026 Dünya Kupası Amerika, Kanada ve Meksika’daki maçların görkemli şovları ile devam ediyor. Sahada futbolcuların hikayesi yüreklere dokunurken, sahanın kenarındaki reklam panoları ve tribünlerin dışındaki politik gerçekler bambaşka bir hikâye anlatıyor. Biz bir sorunun peşine düştük; Bu görkemli şov bazı suçları da örtüyor mu? Kimler kendini bu dünya şovunda temizlemeye çalışıyor?

Futbol asla sadece futbol değildir
Futbol hiçbir zaman “sadece futbol” olmadı. İngiliz sanayisinde işçiyi disipline eden bir araç olarak doğdu, imparatorluğun ve kapitalizmin kültürel ihracatı olarak dünyaya yayıldı. Doğuşundan bugüne hep gücün, paranın ve siyasetin oyun alanı oldu. Bunu görmek için uzağa bakmaya da gerek yok: Türkiye’de büyük kulüplerin başkanlık yarışlarının nasıl servetin, nüfuzun ve siyasi hesapların kesiştiği bir arenaya dönüştüğü, futbolun sahanın çok ötesinde bir eril iktidar alanı olduğunu her seçim döneminde yeniden görüyoruz.
2026 Dünya Kupası bu gerçeği her zamankinden daha çıplak Sahada nefes kesen anlar yaşanırken, sahanın kenarındaki reklam panoları ve tribünlerin dışındaki politik gerçekler bambaşka bir hikâye anlatıyor. Bu yazının sorusu basit: Bu görkemli şov bazı suçları da örtüyor mu? Kimler kendini bu dünya şovunda temizliyor?
Capo Verde’nin bize verdiği ilham: Dirençli ve Örgütlüysen Güçlü Olana Karşı Durabilirsin
Aslında sahadaki insan hikayeleri gerçekten ilham veremiyor. Messi’nin futbol için ilerleyen yaşına rağmen sahadaki azmi ve şovu hiç bir şey için geç olmadığını anlatan müthiş bir hikaye.
Nüfusu yarım milyonu biraz aşan Yeşil Burun (Cabo Verde) adasının daha ilk maçında Avrupa şampiyonu İspanya’yı 0-0 kalması ve kalecinin performansı müthiş bir direnişin örneğiydi. Sonraki maçlarında iki kez şampiyon Uruguay’la 2-2 berabere kalarak direnişlerinin tesadüf olmadığını göstererek, bizim gibi hak mücadelesi verenlere “direnişin ve dayanışmanın gücünü” gösterdi. Umut oldu. Yeşil Burun adasının teknik direktörleri Bubista’nın sözleri bütün turnuvanın bize en çok hitap eden mesajı oldu. “Bir ülke küçük olabilir ve maddi olarak zorlanabilir; ama dirençliyse, örgütlü çalışıyorsa, büyük takımlarla karşı durabilir.”
Bu futbolun “dünyayı birleştiren” yüzü olarak görülebilir. Ama tam da bu yüz, başkalarının arkasına saklandığı perdeye dönüştürülüyor. Dünyayı kirleten şirketler, ülkelerinde insan haklarını ve demokrasiyi yok eden popülist otokratlar FİFA tarafından hazırlanan bu popüler büyük şovun arkasında kendilerini temizlemeye ve parlatmaya çalışıyor. Anlamlı insan hikayelerinin arkasından suçlarını unutmamızı istiyorlar.
Ama bu o kadar kolay değil. Biz oynanmaya çalışılan oyunun farkındayız; Bu yazıda bunu birer birer ortaya koymak istiyorum.
Sahada Su Molası, Sahanın kenarındaki en büyük kirletici
Maçı izleyenler, turnuvanın “enerji ortağı” olarak Aramco’nun dev tabelalarını görmüştür. Bu Suudi devlet petrol şirketi, aynı zamanda dünyanın en büyük kurumsal kirleticisi. FIFA, 2024’te Aramco’yu yıllık yaklaşık 100 milyon dolarlık, 2026 Erkekler ve 2027 Kadınlar Dünya Kupası’nı kapsayan bir anlaşmayla “büyük dünya ortağı” yaptı.
Bu, sıradan bir sponsorluk değil. Spor yönetişimi örgütü FairSquare anlaşmayı “dünyanın şimdiye kadar gördüğü en tehlikeli fosil yakıt reklamı ve sponsorluğu örneği” olarak tanımladı. Mantık açık: Dünyanın fosil yakıtlardan uzaklaşması gerektiği, insanların büyük çoğunluğunun daha fazla iklim eylemi istediği bir dönemde, milyarlarca futbol taraftarına reklam yapmak Aramco’nun talebi canlı tutmasına ve itibarını korumasına yarıyor. Yani amaç, fosil yakıtları “olmazsa olmaz bir kötülük” gibi göstermek; onları kültürün dokusuna öyle işlemek ki, onlarsız bir hayatın olanaksız olduğunu söylemeye çalışıyor.
Ve bunu bilim insanlarının bu turnuvanın 95 yıllık tarihin en kirletici Dünya Kupası olacağı tahmininde bulunduğu, açık hava stadyumlarında oyuncuların tehlikeli sıcaklıklarla karşılaşacağı uyarılarının yapıldığı bir turnuvada yapmaya çalışıyorlar. Maçlara su molası verilen stadyumlarda Aramco’nun reklamlarını görmek gerçekten büyük bir ironi. FIFA dünyanın en büyük reklam panosunu dünyanın en büyük petrol şirketine vererek, İklim krizini körükleyen şirketin bu krizin yarattığı sıcağın altında oynayan oyuncuların formasının kenarına iliştirdi. FİFA doların yeşili ile ayıplarını örtmeye çalışan şirketlere alet olan bir kurum işlevini görüyor.
Sesleri daha az duyulsa da bu oyuna karşı direnen çoğunluğu kadın futbolcular olan futbolcular var. 130’dan fazla kadın futbolcu, anlaşmayı “taraftarlara ve oyunculara gösterilmiş dev bir orta parmak” olarak niteleyen açık bir mektup imzaladı; onlara sonrasında erkek oyuncular da katıldı. Fossil Free Football gibi taraftar hareketleri, Sierra Club’ın stadyum önündeki protestoları; yeşil yıkama (Greenwashing) teşhir eden, ona direnen bir hareket var.
Futbolcunun Parlaklığı Ülkesindeki Popülist Otoriteri de Parlatır mı?
Messi bu turnuvanın yıldızı oldu ve şovuna devam edecek. Altıncı Dünya Kupası’na çıkan ilk futbolcu olarak Cezayir karşısında ilk hat-trick’ini attı, ardından Avusturya’ya attığı gollerle tüm zamanların Dünya Kupası gol rekortmeni oldu. 100 yaşındaki Messi hayranı olan kadın pankartı yürekleri ısıtan, viral olan bir görseldi.

Ama Messi bir Arjantinli ve Arjantin, Amerika’nın başkan Trump’ın desteklediği radikal sağcı popülist Javier Milei tarafından yönetiliyor. Milei çocuk ve kadın haklarını koruyan bakanlıklar da dahil yarıdan fazla bakanlığı kapattı. Elon Musk’a o ünlü gümüş testereyi hediye eden Milei’nin Arjantin futbolunu özelleştirme hamleleri de var. Messi’nin çocukken idolü olan Juan Román Riquelme’nin bizzat kendisi buna karşı direnirken, Messi’nin kulübü Inter Miami’nin, MLS şampiyonluğunun ardından Beyaz Saray’da Donald Trump’la buluşması kafalarda soru işareti yarattı. Serveti 1,1 milyar doları aşan olan Messi’nin Donald Trump’la bu buluşması Arjantin’de derin bir tartışma yarattı.
Bir futbol yıldızının parlaklığı, onu kuşatan siyasi gerçeği silmemeli. Sahada alkışlanırken, o dehanın hangi iktidarların imajını parlatmak için kullanıldığını sormak gerekiyor. Futbol, ışığıyla gözü kamaştırdığında Milei ve Trump iktidarlarının ülkelerine ve dünyaya verdiği zarar görmemezlikten gelinmemeli.
Yabancı uyruklulara bu kadar düşmansa ABD neden Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor?
Bu Dünya Kupası maçlarının dörtte üçü ABD’de oynanıyor ve turnuva, Trump yönetiminin göçmen ve dış politikalarının doğrudan gölgesinde geçiyor.
Tablo şöyle: ABD, İran, Haiti, Senegal ve Fildişi Sahili gibi katılımcı ülkelerin taraftarlarına seyahat yasağı uyguladı. İlk Somalili Dünya Kupası hakemi olacak Omar Artan, geçerli vizesine rağmen ülkeye sokulmadı. Irak’ın yıldız oyuncusu Aymen Hussein, Chicago O’Hare’de yaklaşık yedi saat gözaltında tutulup sorgulandı; “Yabancı uyruklulara bu kadar düşmansa ABD neden Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor?” diye sordu. İranlı oyuncular, vizeleri ilk maçtan yalnızca 10 gün önce verildiği için kamplarını Meksika’nın Tijuana kentine taşımak ve her maç için ABD’ye yalnızca bir gün önce girip hemen çıkmak zorunda kaldılar.
İran’a yönelik askeri saldırı ve bölgesel savaşın gölgesinde geçen Dünya Kupası’nın ABD gibi bir ülkenin taraftarını, hakemini, oyuncusunu sınırda durduran bir ev sahibinde yapılması “dünyayı birleştiren oyun” ruhunu öldürüyor. New York Belediye Başkanı Mamdani’nin dediği gibi, belirli ülkelerden gazetecilere vize reddi, bir takımın antrenörüne tek günlük vize; bunlar bu turnuvanın temsil etmesi gereken her şeye aykırı.
FIFA Başkanı Infantino’nun bu süreçte Trump‘la geliştirdiği yakın ilişki; Trump’a takdim ettiği “FIFA Barış Ödülü” ve Dünya Kupasını kazanan takıma Trump’ın verecek olması, çok-taraflı, herkese açık bir dünya düzeninin sembolü olması gereken turnuva, otoriter bir liderin gücünü tahkim ettiği bir sahneye dönüşüyor.
Mekanizma hep aynı: Görkemi suça kalkan yapmak
Üç perde yan yana konduğunda ortak bir mekanizma beliriyor. Aramco için futbol, iklim suçunu örten bir yeşil cila. Suudi rejimi için, kadınlara ve azınlıklara yönelik ihlalleri yumuşatan bir parlatma. Trump yönetimi için, dışlayıcı politikaları küresel bir kutlamanın görkemiyle gölgeleyen bir fırsat. Milei gibi liderler için, popülaritesini ulusal gurura yaslama imkânı. Mekanizma hep aynı: Sevilen oyunun duygusal gücünü ödünç alıp, onu suçun üstüne bir kalkan gibi germek.
Türkiye Milli Futbol takımının iki maçını da kaybedip turnuvaya veda etmesini ayrı bir makalede ele alacağım. Hepimizi üzen bu sonuç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ayrıca üzmüş olmalı. Ne de olsa milli takımın başarıları ile vatandaşın ekonomik sıkıntılarını unutması en azından bir ay için olanaklı olacaktı.
Bu görkemli şov dünyayı kirletenlerin, halklarına zulm edenlerin suçlarını örtecek mi?
Bu sorunun cevabı bize bağlı.
130’dan fazla kadın futbolcunun isyanı, taraftar hareketlerinin stadyum önündeki protestoları, oyuncuların “biz bu reklamı yapmak zorunda bırakılıyoruz” itirazı, gazetecinin sınırda sorduğu o cesur soru, bunların hepsi, görkemin altında bir vicdanın çalışmaya devam ettiğini gösteriyor. Tıpkı Cabo Verde’nin küçük ama dirençli takımı gibi: güç eşitsizliği ezici olduğunda bile, örgütlü duruş fark yaratıyor.
SporYıkaması (Sportswashing) ve Yeşil Yıkama (greenwashing) nın işe yaramasına izin vermemek gerekli. Aramco’nun logosunu görüp gole sevinebiliriz, ama o logonun ne anlama geldiğini de hafızamızda tutmalıyız. Messi’nin rekoru ile keyiflenebiliriz, ama Milei iktidarının bu coşkuya yaslandığını ve ülkesindeki popülerliğini yükseltmeye çalıştığını da bilmeliyiz.
Dünya Futbol Kupası’nın görkemi kendini temizlemeye çalışan gezegeninin ısınmasına en çok etkisi olan şirketlerin, kadınları ve azınlıkları susturan rejimlerin, sınırlarını başkalarına kapatan iktidarların, savaşı barışa karşı dayatanların suçlarını örtmemeli.
Gülseren Onanç
Kaynaklar: The Guardian, CBC, FairSquare/Fossil Free Football, Scientists for Global Responsibility, Al Jazeera, Newsweek, Dissent Magazine, ESPN.
