SES Kadın Mentorluk Yürüyüşü Etkinliği 5 Nisan Pazar günü, İstanbul’un kalbi Pera’da gerçekleşti. Yüzün üstünde farklı yaş ve deneyimde kadın bir araya gelerek İstanbul’un binlerce yıllık kültürüne kadın güvenini eklediler. O gün İstanbul daha güvenli bir şehir oldu. SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Gülseren Onanç etkinlik açılış konuşması çerçevesinde izlenimlerini yazdı.

Bu yıl beşincisini düzenlediğimiz SES Kadın Mentorluk Yürüyüşü Etkinliğimizi 5 Nisan Pazar günü, İstanbul’un kalbi Pera’da gerçekleştirdik.
Kadın Mentorluk Yürüyüşü, SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’ni kurduğumuzda hayata geçirdiğimiz ilk projeydi. Vital Voices’ın Women Mentoring Walk formatını uyguladığımız bu buluşmalarda, farklı deneyim, yaş ve geçmişe sahip kadınların, başka ortamlarda tanışamayacakları kadınlarla bir araya gelmelerini ve kendi mahallelerinin dışına çıkmalarını hedefliyoruz. Kutuplaşan bir ülkede ve dünyada, kendi yankı odalarımızın dışına çıkmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Kadın Mentorluk Yürüyüşü şöyle uygulanıyor; Bize başvuran kadınları, buluşmadan beklentilerine göre eşleştiriyoruz. İşini kurmuş ve geliştirmek isteyenleri başarılı girişimcilerle; kariyerinde ilerlemek isteyenleri üst düzeye yükselmiş yöneticilerle; sivil toplum veya siyaset alanında ilerlemek isteyenleri bu alanlardan kadınlarla buluşturuyoruz.
Bu projede bir araya gelen kadınların yüzündeki mutluluk, kadınların birbirine nasıl iyi geldiğini gösteriyor. Bu nedenle en sevdiğim projelerimizden biri. Derneğimizin kadın dayanışması misyonuna hizmet ettiğine ve kadınların direnişine en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde birlikte direnişin örgütlenmesine katkı sağladığına inanıyorum.
Kolombiyalı Yerli Kadınların Bilgeliği
Ben, kadın dayanışmasının, eşitlik ve özgürlük mücadelesi sürecinde ortaya çıkan dayanışma ve örgütlenme ihtiyacından doğduğunu düşünürdüm.
Geçen hafta Kolombiya’da yaşadığım deneyim, bu inancımı başka bir boyuta taşıdı. Kadın dayanışmasının, hak mücadelesinden çok daha derin bir geçmişe sahip olduğunu ve yaşam döngüsünün doğal bir parçası olduğunu öğrendim.
Sierra Nevada, Kolombiya’nın Atlantik Okyanusu kıyısında yer alan bir bölge. Santa Marta şehrine Bogota’dan yaklaşık bir buçuk saatlik bir uçuşla ulaşılıyor. Tropikal iklime sahip bu bölgede iki mevsim var: az yağışlı ve çok yağışlı. Gündüz sıcaklıkları 25-30 derece, akşamları ise 20-25 derece arasında değişiyor. Sahilden hemen sonra yükselen dağlarıyla Sierra Nevada, eşsiz bir doğaya sahip. Bu bölgede yaşayan yerli topluluklar burayı dünyanın kalbi, kutsal bir alan olarak görüyor.
Santa Marta’ya yaklaşık bir saat mesafedeki Kolombiyalı bir kadın girişimcinin kurduğu cennet gibi bir otelde yine iki genç Kolombiyalı kadının organize ettiği bir programa katıldım. Bu programa iklim adaletini önemseyen, sivil toplum ve iş dünyasında buna ilişkin başarılı projeler gerçekleştiren on beş kadınla katıldım. Kolombiya’nın bu bölgesinde yaşayan yerel kadınların bilgeliğini anlamak ve oradan kendimize kadın liderliği için dersler çıkarmaya çalıştık.
Yerli kadınların da bizimle birlikte olduğu bu grupla, gün doğumundan gün batımına kadar yoğun bir paylaşım süreci yaşadık.
Bu süreçte Wiwa, Arhuaco ve Kogi yerli topluluklarının kadınlarıyla bir araya geldik.
Yüzyıllardır bu bölgede yaşayan bu topluluklar, dünyayı dengede tutulması gereken canlı bir sistem olarak görüyor. Kadınlar ve ruhani liderler (Mamo’lar), günlük pratiklerinde niyet ve düşünceyi merkeze alıyor. Onlara göre düşünce, eylemin öncesi değil, bizzat kendisi. Bir sorunu çözmeden önce, görünmeyen alanı, yani düşünceyi ve niyeti düzenlemek gerekiyor.
Batılılar değişim sürecini somut adımlar, planlar ve ölçülebilir sonuçlar üzerinden tanımlarken; yerli kabilelerin kadınları değişimin önce zihinde, niyette ve içsel dengede başladığını savunuyor.
Yerli kadınlar kendilerini “Büyük Kız Kardeşler” olarak tanımlıyor; dünyanın dengesini koruma ve unutulan bilgiyi hatırlatma sorumluluğunu taşıdıklarını düşünüyorlar. Bizim gibi modern dünyadan gelenleri ise “Küçük Kız Kardeşler” olarak görüyor ve bize doğruyu hatırlatma sorumluluğu taşıdıklarını ifade ediyorlar.

Hak Yoktur, Sorumluluk Vardır
Benim için en çarpıcı an, henüz 29 yaşında olan Gunna’nın şu sözleriydi:
“Bizde hak yoktur, sorumluluk vardır.”
Bu, anlamakta zorlandığım bir yaklaşımdı. Hayatımın büyük bir bölümünü kadın hakları mücadelesine adamış biri olarak, hak kavramını yaşamımın merkezine koydum. Benim için “hak”, henüz ulaşılamamış bir ideal. Kadın ve erkek arasındaki eşitliğin sağlanmasının bile yüzyıllara yayılan bir mücadele gerektirdiği bir dünyada, “hak” kavramının olmadığı bir yaklaşımı düşünemiyorum bile.
Diğer yerel kadınlardan Kundi ise bu yaklaşımı şöyle açıkladı:
“Sorumluluk bireyin kendisinden başlar. Kadınlar olarak biz “büyük kız kardeşler”, sizlerden, yani “küçük kız kardeşlerden” sorumluyuz. Dünyayı koruma sorumluluğumuz var. Toprağı, ağacı, doğayı kullanma hakkımız yok; onu sürdürülebilir kılma sorumluluğumuz var. Toplumdan sadece almak gibi bir hakkımız yok; toplumu ayakta tutma ve ona geri verme sorumluluğumuz var. Kadınlar olarak, toplumu dengede tutmak ve sürdürülebilir kılmak için kuşaklar arası bilgi ve deneyim aktarımı sorumluluğunu taşıyoruz. Kendimizden öncekilerden aldığımız bilgiyi bizden sonrakilere aktarmak bir yaşam döngüsüdür. Kadınlar olarak birbirimizden aldığımız gücü yine birbirimize vererek bu döngüyü tamamlarız.”
Aklıma benim hayranı olduğum Maya Angelou’nun şu sözleri geldi;
“Öğrendiğinde öğret, aldığında ver.”
İşte SES Kadın Mentorluk Yürüyüşü de tam olarak bunu yapıyor: Kadınlar arasında kuşaklar arası bilgi aktarımını sağlayarak bu yaşam döngüsünün tamamlanmasına katkı sunuyor.
Kadınlar Yorgun ve Güveni Düşük
Bu yıl, önceki yıllardan farklı olarak, deneyimli kadınlar bu yıl çok az başvuru yaptı. Pandemi, Türkiye’de yaşanan anti-demokratik gelişmeler, dünyadaki savaşlar ve baskıcı kapitalizm, kadınların daha çok içe kapanmasına neden oldu.
SES Kadın Mentorluk Yürüyüşünde, genç kadınların coşkusunun ve enerjisinin daha deneyimli kadınlara iyi geleceğini biliyorduk. Buluşmalar gerçekleştikten sonra kadınların yüzlerinde umudu görmekten çok mutlu olduk.
Yorgun ve Güvensiz Beyaz Yaka Kadınlar
Bu yılın başında Future Bright araştırma şirketi ile gerçekleştirdiğimiz “Beyaz Yaka Kadınların Görünmeyen Sorunları” araştırması da bu tabloyu doğruluyor. Kadınların çalışmaktan yorulduğunu, kurumlara ve iş arkadaşlarına olan güvenlerinin azaldığını ortaya koyuyor. Kadınlar en çok ailelerine ve kendilerine güveniyor.
Bu sonuçlar hem şaşırtıcı hem de çok üzücü. Güvenin olmadığı bir toplumun kırılgan olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kadınların kendi aralarındaki güveni artırmalarını, sadece dayanışma açısından değil, toplumun sağlığı açısından da hayati bir ihtiyaç olarak görüyoruz.
Karşılıklı Konuşmak Bir Aksiyondur
SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği olarak, bu araştırmanın sonuçları bize bir sorumluluk yükledi. Kadınlar arasındaki güveni ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla ne yapabileceğimizi düşünmeye başladık. Bu süreçte tanıştığımız topluluk inşası ve çatışma çözümü alanında çalışan bir sivil toplum kuruluşu olan Civity ile iş birliği yapmaya başladık.
Civity’nin temel yaklaşımı şu; Başkalarıyla saygı ve empati temelli bir ilişkiyi bilinçli olarak kurmak ve sürdürmek, toplumun temelidir. İki kişi arasında bilinçli ve istekli şekilde kurulan bir diyalog, pasif bir davranış değil; toplumu dönüştüren güçlü bir aksiyondur.
Kendi yaşımızdan, mahallemizden, sosyal sınıfımızdan ve kimliğinizden farklı insanlarla kurduğunuz ilişkiler, sosyal güveni inşa eder ve demokrasiyi güçlendirir. Memleketimizde daha fazla insanın bilinçli ve istekli ilişkiler kurmasıyla, güven eksikliği sorununu aşabileceğimize inanıyorum.
SES Kadın Mentorluk Yürüyüşünde bir araya gelen kadınlar, Pera’nın sokaklarında birlikte yürüyerek, kafelerde oturup birbirlerini daha yakından tanıyarak, kalplerini açarak, hikâyelerini filtresiz paylaşarak ve birbirlerini gerçekten dinleyerek İstanbul’un giderek zayıflayan sosyal güvenine katkıda bulundular. Haliç, Boğaz, Pera ve İstiklal Caddesi üçgeninde İstanbul’un binlerce yıllık hafızasına kadınların dayanışması boyutunu eklediler.

Kolombiyalı yerel kadınlar gibi, 5 Nisan Pazar günü SES Kadın Mentorluk Yürüyüşü’ne katılan kadınlar da bilgi ve deneyimlerini paylaşarak yaşam döngüsünü tamamladılar.
Kadın Mentorluk Yürüyüşüne katılan tüm kadınlara, birlikte yürüyerek İstanbul’un daha güvenli bir şehir olmasına, toplumsal barışa ve kadın dayanışmasına katkı sundukları için teşekkür ediyorum.
Gülseren Onanç
SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı
