Ariana Grande’nin görünüşü üzerine başlayan tartışma, tanıdık fakat hâlâ çözüme kavuşmamış bir soruyu gündeme getirdi: Bir ünlünün sağlığına yönelik kamuoyu endişesi, kadınların bedenlerini yargılama ve denetleme kültüründen gerçekten ayrılabilir mi?

Ariana Grande hayatının büyük bir bölümünü kamuoyu önünde geçirdi. Ancak son yıllarda, özellikle Wicked filmlerinin tanıtım süreci ve son müzik videosunun yayımlanmasının ardından, görünüşü hakkındaki yorumlar yoğunlaştı.
Petal şarkısının video klibi, eğlence sektöründe kadınlara yöneltilen yargılama kültürünü eleştiren feminist bir mesaj sunuyor. Videoda Grande, bir dizi seçmeye katılan gelecek vadeden bir sanatçıyı canlandırıyor. Erkeklerden oluşan jüri üyeleri, performansını ve görünüşünü tekrar tekrar eleştiriyor. Her reddedilişin ardından Granda kendisini değiştirmeye çalışıyor. Videonun sonunda ise bilinçli biçimde abartılmış bir direniş eylemi olarak kendisini yargılayan adamlara karşı şiddete başvuruyor.
Bununla birlikte, videonun yayınlanmasının ardından gündeme gelen tartışmalar eğlence sektörüne yönelik eleştiriye odaklanmak yerine, Grande’nin bedenine yöneldi. Bazı yorumcular onun gözle görülür biçimde zayıf olduğunu belirterek görünüşünün genç hayranlarına nasıl bir mesaj verebileceğini sorguladı. Diğerleri ise bu tartışmanın, kamuoyunun kadın bedenini kendisine ait ortak bir mülk gibi görmesinin bir başka örneği olduğunu savundu.
BBC’nin The Global Story programı geçen hafta tam da bu konuyu ele aldı. Bir eleştirmen, “Kadınların bedenleri hakkında yorum yapmayı bırakmamız gerekiyor. Artık bunu bırakmalıyız,” dedi. Bu tartışma zor bir soruyu yeniden gündeme getirdi: Meşru endişe ile beden utandırma (body-shaming) arasındaki sınır nerede başlar ve nerede biter?
“Sağlıklı Görünmenin Birçok Farklı Yolu Vardır”
The Global Story, Grande’nin geçmişte görünüşü veya sağlığı hakkında kamuoyu tarafından yapılan spekülasyonlardan hoşlanmadığını açıkça belirttiğine dikkat çekti. Grande, 2023 yılında yayımladığı bir videoda insanlardan “insanların bedenleri hakkında yorum yaparken daha nazik olmalarını ve bu konuda daha az rahat davranmalarını” istedi. Grande, İnsanların “en sağlıklı” olduğu dönem olarak nitelendirdiği vücudun ve dönemin aslında hayatının zor bir dönemi olduğunu açıkladı.
“Çok sayıda antidepresan kullanıyordum ve bunları kullanırken alkol tüketiyordum, kötü besleniyordum,” dedi. Ayrıca insanların sağlıklı olarak değerlendirdiği görünüme sahip olduğu dönemde hayatının en kötü dönemlerinden birini yaşadığını belirtti. Bu sözleri, ünlülerin bedenleri hakkındaki tartışmaların temelindeki önemli bir varsayımı sorguladı: Sağlık, fiziksel görünüşe bakılarak belirlenebilir mi?
Grande, Wicked filminin 2024 yılındaki tanıtım turu sırasında da bu konuyu yeniden gündeme taşıdı ve toplumun başkalarının nasıl göründüğü hakkında yorum yapma ve özel hayatlarında neler olup bittiği konusunda spekülasyonda bulunma konusunda fazlasıyla rahat hâle geldiğini savundu.
Ünlü Olmak Sınırı Değiştirir Mi?
Grande’nin görünüşü hakkındaki tartışmalara katılanlar, ünlü olmanın mahremiyet ve kamusal etki arasındaki ilişkiyi daha karmaşık hâle getirdiğini ileri sürüyor. Grande yalnızca bir birey değil; aynı zamanda imajı kamusal sanatının bir parçası olan bir sanatçı. The Global Story, Grande’nin aralarında kız çocukları ve genç kadınların da bulunduğu milyonlarca hayranı olduğunu ve bu kişilerin ünlülerin görünüşlerini taklit edilmesi gereken standartlar olarak algılayabileceğini belirtiyor.
Bu açıdan bakıldığında, bir müzik videosunda kullanılan görselleri analiz etmek, özel bir kişiye yaklaşıp kilosu hakkında yorum yapmakla aynı şey değildir. Sanat, kamuoyuna sunulduğu için doğal olarak yorumlanmaya açıktır ve izleyiciler hem sanatçının vermek istediği mesaja hem de eserin görsel sunumuna tepki gösterebilir.
Bununla birlikte, bu yaklaşım önemli riskler de taşır. Sanatçının eserini; sağlığı, beslenme düzeni veya tıbbi geçmişi hakkında kişisel spekülasyonlarda bulunmanın gerekçesine dönüştürebilir. Dahası, video tam da eleştirmeye çalıştığı davranışı yeniden üretebilir: Bir kadının mesajını, bedeninin kabul edilebilir olup olmadığı üzerinden değerlendirmek.
Grande’nin ünlü olması onu son derece görünür hâle getirebilir; ancak görünürlük rıza anlamına gelmez. Bir kişinin kamuoyunca tanınması, insanların onun sağlığı hakkında güvenilir bilgiye sahip olduğu anlamına da gelmez. “Endişe” dili, beden utandırmanın tanıdık bir biçimini de gizleyebilir.
Kadınların Görünüşünü Denetlemenin Uzun Tarihi
Bugünkü tartışma, kamusal alanda bulunan kadınların denetime tabi tutulduğu çok daha eski bir kültürün parçasıdır. The Global Story programında kadınların görünüşlerinin nasıl denetlendiğinin tarihsel geçmişi de ele alındı.
Bu kültür, 1990’lı ve 2000’li yıllarda agresif diyet kültürünün, paparazzi fotoğrafçılığının ve magazin dergilerinin giderek artan etkisiyle daha da güçlendi. Kamuya mal olmuş kadınlar, yayımlanan fotoğrafları üzerinde belirli ölçüde kontrol sahibiyken, bu gelişmelerle birlikte günlük hayatlarını sürdürürken hazırlıksız ve habersiz şekilde fotoğraflanmaya başladı.
Dergiler, kadınların bedenlerindeki kusur olarak görülen noktaları daire içine alıp aşağılayıcı ifadeler kullanarak okuyucuları bu “kusurları” aramaya teşvik etti. Programın da vurguladığı üzere “muffin top”, “cankles” ve “bingo wings” gibi ifadeler popüler söz dağarcığına girdi ve bir kuşağın kadınlarına bedenlerini düzeltilmesi gereken ayrı ayrı sorunlara bölmeyi öğretti.
Eleştiriler de dikkat çekici biçimde çelişkiliydi. Kadınlar fazla kilolu oldukları için eleştirilebildikleri gibi, son derece zayıf kadınlar da benzer ölçüde müdahaleci ve acımasız yorumlara maruz kalıyordu. İdeal güzellik standardı bilerek ulaşılması imkânsız hâle getirilmişti: Kadınların zayıf olması bekleniyordu ama fazla zayıf olmamaları gerekiyordu; genç görünmeleri bekleniyordu ama yapay görünmemeliydiler; güzel olmaları bekleniyordu ama görünüşleriyle aşırı ilgileniyor gibi görünmemeliydiler.
Bu sistem, neredeyse her kadın bedeninin kişisel bir başarısızlığın kanıtı olarak sunulabilmesini sağladı.
Kamuoyunun talebi de bu medya anlayışının sürdürülmesine yardımcı oldu. Ünlü dergileri, ünlü kadınların fiziksel kusurlarını sözde ortaya çıkarmanın ticari açıdan başarılı olabileceğini keşfetti. Bu yaklaşım bazen, ünlülerin özenle hazırlanmış görüntülerine her zaman benzemediğini göstererek gerçek dışı güzellik standartlarına meydan okumanın bir yolu olarak savunuldu.
Ünlü kadınların da sıradan bedenlere sahip olduğunu görmekte bir tür rahatlatıcı unsur bulunuyor olabilirdi. Ancak bu sözde demokratikleşme çoğu zaman aşağılanma yoluyla gerçekleştirildi. Kadınlardan neden imkânsız standartları karşılamalarının beklendiğini sorgulamak yerine, kültür ünlüleri her an bu standartları karşılayamadıkları için cezalandırdı.
“Kamuoyunun Hak Sahibi Olduğu Düşüncesi Hâlâ Varlığını Sürdürüyor”
Sonuç olarak Grande etrafında şekillenen tartışma, kadınların bedenleri hakkında konuşurken kullanılan dil değişmiş olsa da bu dilin altında yatan kamuoyunun kendisini yetkili görme anlayışının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Eskiden açıkça yapılan alay artık kolay görmese de spekülasyon, sağlık, endişe ve toplumsal sorumluluk gibi daha kabul edilebilir görünen ifadelerin arkasına gizlenerek yeniden ortaya çıkabiliyor.
Niyeti ne olursa olsun, bu tür yorumlar hâlâ bir kadını görünüşüne indirgeme ve kamuoyunun sahip olmadığı bir bilgiye sahipmiş gibi davranma riski taşıyor.
Grande’nin deneyimi aynı zamanda kalıcı bir çelişkiyi de ortaya koyuyor: Kadın ünlülerin rol model olmaları beklenirken kendi bedenleriyle ilgili sınırları belirleme hakkı ellerinden alınıyor.
Kamuya sunulan görüntüler ve güzellik standartları, özellikle genç izleyiciler üzerindeki etkileri açısından elbette eleştirel biçimde incelenebilir ve incelenmelidir. Ancak bu, tek tek kadınlara teşhis koymadan veya onların bedenlerini toplu bir gözetim nesnesine dönüştürmeden yapılabilir.
Asıl önemli soru, Grande’nin belirli bir ideale uyup uymadığı değil; kadınların bedenlerinin neden hâlâ sürekli değerlendirilmesi gereken kamusal sorunlar olarak görülmeye devam ettiği sorusudur.
