Close Menu
  • Eşitlik
  • Barış ve Güvenlik
  • Siyaset
  • Adalet
  • Emek
  • Kültür-Sanat
  • Ekoloji
  • Bülten Üyeliği
  • Podcast
  • english
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok Telegram
Hakkımızda
SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok Telegram
  • Eşitlik

    Aile ve Nüfus On Yılı Genelgesi: Kadın Politikası Üzerinden Bir Seçim Zaferi mi Çıkarılmak İsteniyor?

    17 Mayıs 2026

    Patriyarkanın Krizi: Erkekliğin Uyum Sorunu

    6 Mayıs 2026

    Silaha Evet, Kadına Hayır: Trump’ın Küresel Tercihi

    6 Mayıs 2026

    Afganistan’dan Uganda’ya Kadınların Radyolar ile Mücadelesi

    22 Nisan 2026

    Eşitlik Söylemi Yükseliyor, Gerçeklik Geriden Geliyor

    25 Mart 2026
  • Barış ve Güvenlik

    Pınar Selek’ten Hafıza, Araştırma Ve Adalet Üzerine

    14 Mayıs 2026

    Levantlı Bir Aktivist’in Hüznü: Batı’nın Yanılgısı ve Ortadoğu’nun Şehrine Sahip Çıkan Kadınları

    23 Mart 2026

    Savaşın Görünmeyen Cephesi: Kadınlar

    19 Mart 2026

    Barış Savunucuları Rojava’da Kapsayıcı ve Barış Odaklı bir Politika İçin Israr Ediyor

    29 Ocak 2026

    Civil Initiative Urges Inclusive and Peace-Oriented Policy on Rojava

    25 Ocak 2026
  • Siyaset

    Anne Hidalgo Sonrası Paris’in Seçimi Ne Olacak?

    17 Mart 2026

    Venezuela Muhalefetinin Kutuplaştırıcı Yüzü: María Corina Machado

    29 Ocak 2026

    Venezuela Krizi: Müdahale, Tepkiler ve Türkiye

    6 Ocak 2026

    Yerel Demokrasi İçin İş Birliği Çağrısı

    12 Ocak 2025

    Bakanlık: Kreşleri Kapatın CHP: Hodri Meydan; Gelin Kapatın

    26 Kasım 2024
  • Adalet

    EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

    11 Şubat 2026

    Pınar Selek:Feminizm Olmadan Faşizmi Aşamayız

    3 Şubat 2025

    AİHM’den Fransa’ya Kınama: Seks Evlilik Yükümlülüğü Değildir

    27 Ocak 2025

    Gisèle Pelicot: Kimin Utanması Gerektiğini Dünyaya Gösteren Kadın

    24 Aralık 2024

    Narin Cinayeti Araştırma Önergesi İktidar Partileri Tarafından Reddedildi

    4 Ekim 2024
  • Emek

    Maden İşçilerinin Yürüyüşü Ankara’ya Ulaştı: Açlık Grevine Başlayan 110 İşçi Gözaltına Alındı

    21 Nisan 2026

    Depo İşçileri Direnişte: Kadın İşçilerden Kadın Örgütlerine Açık Çağrı

    6 Şubat 2026

    Türkiye: Çalışan Kadınlar İçin En Kötü Ülke

    24 Nisan 2025

    DİSK:Greve Çıkalım. Hayatı durduralım.

    9 Mart 2025

    Yasaklamalara Rağmen Kadınlar Bizi Feminist Gece Yürüyüşü’ne Çağırıyor

    8 Mart 2025
  • Kültür-Sanat

    Elif Şafak, İngiliz Kraliyet Edebiyat Cemiyeti’nin Yeni Başkanı Seçildi

    11 Aralık 2025

    Dünyaca Ünlü Kemancı Ayla Erduran’ın Ardından

    12 Ocak 2025

    Çin’de Feminist Komedi: “Her Story” ve Kadınların Mücadelesi

    5 Ocak 2025

    Viyana Filarmoni İlk Kez Bir Kadının Bestesine Yer Verdi

    5 Ocak 2025

    Demet Değil Mehmet Olsaydım İşim Daha Kolay Olacaktı

    9 Aralık 2024
  • Ekoloji
  • Podcast
  • English
Hakkımızda
SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu

Yangından Notlar: “Biz Yaktık Tabii. Sen, Ben, Hepimiz”

3 Ağustos 2021 Dayanışma
Facebook Twitter WhatsApp Email

Marmaris’teki orman yangınlarına ve söndürme çalışmalarına tanık olan Damla Özlüer, yaşadığı korkuyu ve bir yurttaş olarak hissettiği sorumluluğu ve çaresizliği anlatıyor:

“Biz yaktık tabii. Sen, ben, hepimiz. Bu yangının bu kıvılcımını çakmadık belki ama aldığımız her fazladan giysiyle, doymak bilmeden tükettiklerimizle, yurttaşlığı bir oturup tanımlamayıp üstlenmediğimiz sorumluluklarımızla. Şirketlerin talanına verdiğimiz izinle, sormadığımız hesaplar, çıkmadığımız sokaklarla.”

Damla Özlüer / Sivil  Sayfalar

Dünya ile birlikte memleket de alevler içinde. Ben bu koca yangının küçük bir köşesinde, Marmaris, Armutalan’dayım.

Pandemi başladığında, 40 yıl önce buraya taşınan annemle babamın yanına geldim oğlanı alıp. Ofis kapanmış, evden çalışmaya geçmiştik. Evde üç yaşında bebe ile çalışmak mümkün değildi, hayat eve sığıyordu da o hayatı taşımaya bizim üç kişilik çekirdek ailemiz yetmiyordu. Bölündük hayatta kalmak için. Son bir buçuk yıldır çok acil İstanbul’da olmamı gerektiren bir durum olmadıkça çocuğumla çocukluğumun içindeyim.

Memleketin bu köşesindeki afet başladığında, ofis niyetine kullandığım ablamın evinde çalışıyordum. Evin balkonu Armutalan tepelerine bakıyor. Çıkan dumanı görüp, hatta fotoğrafını çekip yangın var diye bizimkilere gönderdim. Sonra oturup çalışmaya devam ettim, ne olacağını kestiremeden. Oysa ki o ilk duman bulutu koca bir yarım adayı kasıp kavuracak bir yangının başıymış, bilemedim.

Yangın dakikalar (hakikaten dakikalar) içinde yayıldı. Rüzgarla İçmeler tarafına savrulurken, herkes birbirini arayıp ne yapacağını, durumu, nerede olduklarını sormaya başlamıştı bile. Sonrası tufan.

Bugün altıncı gün. Altı gündür ilk kez bu sabah bizim tepede alevlerle uyanmadık. Altı gündür, tahliye çantalarımız hazır nöbet tutuyoruz. Ara ara yardım koordinasyon merkezine gidip ihtiyaçları bırakıyor, yukarı birileri gidecekse motorsikletle veya arabayla adam taşıyor, sonra eve dönüp zamanın geçmesini, yangının sönmesini veya alevlerin tepeyi aşmasını bekliyoruz. Bizim tepeyi aşarsa evden çıkacağız. Annemle babamın yirmi beş yıldır oturduğu, köpeğimiz Negro’nun ilk adımlarını atıp son nefesini verdiği, oğlumun dört aylıktan beş yaşına kadar yazlarını geçirdiği evi alevlere bırakacağız. Zaman geçmiyor. Yangın sönmüyor.

Zaman o kadar geçmiyor ki, eve kapanmış beş yaş enerjisini boşaltmak için envai çeşit oyun uyduruyoruz. Amiral battıdan başlayıp korsan ülkelerine yola çıkıyor evdeki boş kutulardan market kurup ürünleri beş paradan birbirimize satıyoruz. Arada ihtiyaçlar duyuruldukça yine koordinasyona inip geliyoruz. Yangının başlangıcı, merkez, bizim ev, küle dönen canımın içi İçmeler… Hepsi toplam 10 dakikalık mesafedeler zaten. Turunç, Dereözü, Bayır yirmi dakika ötede yanıp kül oluyor. Zaman alevler tarafından yutulurken bizim yapabileceklerimiz küçücük dakikalarla kısıtlı. Sonrası beklemek. Çocukluğum yanar, çocuğumun yetişkinliği küle dönerken tepedeki dumanlara gözümüzü dikip beklemek. Zaman geçmiyor. Yangın sönmüyor.

Zaman o kadar geçmiyor ki, oğlanı oyalama timinin yapacakları bitiyor. Evin içinde sürekli yangın konuşuluyor, telefonlar susmuyor. Bizimki yine de korkmuyor çünkü yangın başlarken ilk dişi sallanmış, heyecanla düşmesini bekliyor. Onun gündemi yeni çıkacak dişi. Heyecandan yerinde duramıyor. Ben dişe şükrediyorum dikkatini dağıttığı için.

Yetmiş beş yaşındaki annemi evde tutamıyoruz neredeyse, araba lazımmış deyip insan taşımaya çıkacak. Hayır yaşından değil, KOAH hastalığından ürküyoruz, duman kaplı tepelere çıkmaması için yalvar yakar ikna ediyoruz. Ben motoru alıyorum, merkeze inip biraz malzeme biraz insan taşıyorum. Sonra beklerken geçmeyen zaman bir saniyede bitiyor kendimi yine evde çocuğu oyalamaya çalışırken buluyorum. En sonunda hareket iyi eder diye nereden buluyorsam bir yoga dersi videosu buluyorum. Dumanlar tepeyi aşıyor, Marmaris yanıyor, oğlanla ben yoga yapıyoruz. Tıpkı bir şey filmi gibi düşünüyorum. Düşünüyorum bulamıyorum. Ne Passolini, ne Jim Jarmusch ne Kusturica. Hayatın kendi tuhaflığı, hayata dair tüm anlatıları geçiyor.

Yangın sönmüyor, Turgut’a, Şelale’ye ilerliyor. Dehşetengiz bir anda donuyoruz. Öylesine büyük bir yıkım, öylesine büyük bir mücadele, dayanışma, korku, nefret ve öfke iklimi… Hepsi bir anda boşalıyor üzerimize. Karşısında donakaldığımız bir an, hiç çözülmeyecek gibi akmayan bir zaman.

Tüm bunlar olurken, zihnimin sinir bozucu, kıyıcı bir köşesi bu donmuş anın bir daha akmayacağını fısıldıyor. Çok bozuluyorum. O bilgiyi, o kıymığı çıkarıp atmak, sabotaj cevabıyla yetinebilmek istiyorum. Kimilerimizin büyük bir hevesle sarıldığı o kundaklama cevabının nasıl rahatlatıcı olduğunu biliyorum. Çünkü öyleyse eğer, suçlayacak birileri var. Daha da önemlisi, öyleyse eğer, söndürüldüğü zaman bu afet iklimi bitecek, normale döneceğiz. Öyleyse eğer, bir daha tekrarlanmayacak.

Ama o sinir bozucu bilgiyi söküp atamıyorum: İklim krizi ile birlikte afetlerin yeni normalimiz olacağı, bu korkunun, bu dehşetin türlü veçhesi ile yeniden ve yeniden karşımıza çıkacağı, donan bu anın çözülmeyeceği bilgisi. Öngörü değil, bilgi. Dün sel, bugün yangın, öbür gün dolu. “Kim yaktıysa ciğeri yansın,” diyen feryatları okuyorum. “E yanıyor ya” yazmak geliyor içimden.

Biz yaktık tabii. Sen, ben, hepimiz. Bu yangının bu kıvılcımını çakmadık belki ama aldığımız her fazladan giysiyle, doymak bilmeden tükettiklerimizle, yurttaşlığı bir oturup tanımlamayıp üstlenmediğimiz sorumluluklarımızla. Şirketlerin talanına verdiğimiz izinle, sormadığımız hesaplar, çıkmadığımız sokaklarla. Çok sevdiğim Kıbrıs deyişiyle: Ya ne olacağıdı?

Yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Direniş İnsanlar Umut Etmeyi Seçtiğinde Başlar: CIVICUS 2026 Raporu

10 Nisan 2026

“Öğrendiğinde Öğret, Aldığında Ver”: SES Kadın Mentorluk Yürüyüşü 2026 Gerçekleşti

6 Nisan 2026

Birlikte Daha Güçlüyüz: SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nden Kadın Mentörlük Buluşmasına Davet

17 Mart 2026

Azerbaycan’dan Türkiye’ye Kadın Dayanışması

9 Mart 2026

Comments are closed.

© 2026 Her Hakkı Saklıdır.
  • Eşitlik

    Aile ve Nüfus On Yılı Genelgesi: Kadın Politikası Üzerinden Bir Seçim Zaferi mi Çıkarılmak İsteniyor?

    17 Mayıs 2026

    Patriyarkanın Krizi: Erkekliğin Uyum Sorunu

    6 Mayıs 2026

    Silaha Evet, Kadına Hayır: Trump’ın Küresel Tercihi

    6 Mayıs 2026

    Afganistan’dan Uganda’ya Kadınların Radyolar ile Mücadelesi

    22 Nisan 2026

    Eşitlik Söylemi Yükseliyor, Gerçeklik Geriden Geliyor

    25 Mart 2026
  • Barış ve Güvenlik

    Pınar Selek’ten Hafıza, Araştırma Ve Adalet Üzerine

    14 Mayıs 2026

    Levantlı Bir Aktivist’in Hüznü: Batı’nın Yanılgısı ve Ortadoğu’nun Şehrine Sahip Çıkan Kadınları

    23 Mart 2026

    Savaşın Görünmeyen Cephesi: Kadınlar

    19 Mart 2026

    Barış Savunucuları Rojava’da Kapsayıcı ve Barış Odaklı bir Politika İçin Israr Ediyor

    29 Ocak 2026

    Civil Initiative Urges Inclusive and Peace-Oriented Policy on Rojava

    25 Ocak 2026
  • Siyaset

    Anne Hidalgo Sonrası Paris’in Seçimi Ne Olacak?

    17 Mart 2026

    Venezuela Muhalefetinin Kutuplaştırıcı Yüzü: María Corina Machado

    29 Ocak 2026

    Venezuela Krizi: Müdahale, Tepkiler ve Türkiye

    6 Ocak 2026

    Yerel Demokrasi İçin İş Birliği Çağrısı

    12 Ocak 2025

    Bakanlık: Kreşleri Kapatın CHP: Hodri Meydan; Gelin Kapatın

    26 Kasım 2024
  • Adalet

    EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

    11 Şubat 2026

    Pınar Selek:Feminizm Olmadan Faşizmi Aşamayız

    3 Şubat 2025

    AİHM’den Fransa’ya Kınama: Seks Evlilik Yükümlülüğü Değildir

    27 Ocak 2025

    Gisèle Pelicot: Kimin Utanması Gerektiğini Dünyaya Gösteren Kadın

    24 Aralık 2024

    Narin Cinayeti Araştırma Önergesi İktidar Partileri Tarafından Reddedildi

    4 Ekim 2024
  • Emek

    Maden İşçilerinin Yürüyüşü Ankara’ya Ulaştı: Açlık Grevine Başlayan 110 İşçi Gözaltına Alındı

    21 Nisan 2026

    Depo İşçileri Direnişte: Kadın İşçilerden Kadın Örgütlerine Açık Çağrı

    6 Şubat 2026

    Türkiye: Çalışan Kadınlar İçin En Kötü Ülke

    24 Nisan 2025

    DİSK:Greve Çıkalım. Hayatı durduralım.

    9 Mart 2025

    Yasaklamalara Rağmen Kadınlar Bizi Feminist Gece Yürüyüşü’ne Çağırıyor

    8 Mart 2025
  • Kültür-Sanat

    Elif Şafak, İngiliz Kraliyet Edebiyat Cemiyeti’nin Yeni Başkanı Seçildi

    11 Aralık 2025

    Dünyaca Ünlü Kemancı Ayla Erduran’ın Ardından

    12 Ocak 2025

    Çin’de Feminist Komedi: “Her Story” ve Kadınların Mücadelesi

    5 Ocak 2025

    Viyana Filarmoni İlk Kez Bir Kadının Bestesine Yer Verdi

    5 Ocak 2025

    Demet Değil Mehmet Olsaydım İşim Daha Kolay Olacaktı

    9 Aralık 2024
  • Ekoloji
  • Podcast
  • English

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.