Almanya Berlin’de çok beklenen Berlin Eyalet Seçimi 20 Eylül Pazar günü gerçekleşti. Berlin’de eyalet başbakanlığına Eralp’i aday gösteren Sol Parti, yüzde 24,5 ile ilk sıraya yerleşti. Türkiye kökenli Elif Eralp, hükümeti kurduğu takdirde tarihi bir başarıya imza atarak Berlin’in ilk göçmen kadın Eyalet Başkanı olacak. Seçim sonuçlarının ardından gazetecilere konuşan Eralp, “Şehrimizde sevgi ve adalet, nefrete karşı galip geldi ve bu mesaj tüm dünyaya yayılıyor.” dedi.

Almanya’da Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde geçtiğimiz Pazar günü heyecanla beklenen seçimler gerçekleşti. Türkiye kökenli Sol Partili Elif Eralp, eyalet başkanlığına aday gösterilmişti.
Berlin’de eyalet başbakanlığına Eralp’i aday gösteren Sol Parti, yüzde 24,5 ile ilk sıraya yerleşti. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) yüzde 20 ile ikinci sırada yer alırken, Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yüzde 16 oy aldı. Yeşiller yüzde 15 ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 12’de kaldı. Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış İttifakı’nın (BSW) oy oranı yüzde 5, Hür Demokrat Partinin (FDP) oy oranı yüzde 2,5 oldu.
Sol Parti, 2023’teki seçime göre oy oranını 12,3 puan artırırken CDU 8,2, SPD 6,4 ve Yeşiller 3,4 puan kaybetti. AfD ise oy oranını 6,9 puan artırdı. 159 sandalyeli eyalet meclisinde Sol Parti’nin 42, CDU’nun 34, AfD’nin 27, Yeşiller’in 26, SPD’nin 21 ve BSW’nin 9 milletvekiliyle temsil edilmesi öngörülüyor.
Sol Parti Elif Eralp ile birlikte oyunu 2023 yılındaki seçime kıyasla yüzde 12’den fazla arttırmasına karşın yüzde 25’in üzerindeki oyla tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu elde edemedi. Ancak Sol Partinin önümüzdeki günlerde kuracağı bir koalisyon hükümeti ile iktidar olacağı öngörülüyor.
“Şehrimizde Sevgi ve Adalet, Nefrete Karşı Galip Geldi”
Elif Eralp seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından gerçekleştirdiği zafer konuşmasında “Bugünden itibaren Berlin’i birlikte değiştireceğiz ve daha iyi bir yer haline getireceğiz” dedi. Destekleri için seçmenlere teşekkür eden Eralp, “Şehrimizde sevgi ve adalet, nefrete karşı galip geldi ve bu mesaj tüm dünyaya yayılıyor.” dedi.
Eralp, kamu yayıncısı ARD’ye yaptığı açıklamada, seçmenlerin kendisine ve Sol Parti’ye, herkesin insan onuru içinde iyi bir yaşam sürdürebileceği daha adil bir Berlin adına yeni bir sayfa açmak için görev verdiğini ifade etti.
Başkent Berlin hem eyalet hem de şehir statüsünde olduğu için seçilen kişi hem eyalet başbakanı hem de kentin belediye başkanı oluyor. Seçilen kişi bu nedenle diğer belediye başkanları ve eyalet başbakanlarından farklı olarak Hükümet Eden Belediye Başkanı olarak tanımlanıyor.
Elif Eralp Nasıl Kazandı?
1981’de Münih’te doğan hukukçu Elif Eralp’in ailesi, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’den Almanya’ya gelen sosyalist ve sendikacı bir aile. Eralp’in annesi Almanya’ya kaçtıkları sırada ona hamileydi. Eralp, çocukluğundan itibaren evlerinde mülteciler, işçiler ve hak mücadelelerinin içinde yer alan insanların bulunduğunu; resmi dairelerde ırkçılığa tanıklık ettiğini ve bu deneyimlerim onu genç yaşta ırkçılık ve kira eşitsizliğiyle mücadele etmeye yönelttiğini ifade ediyor. Eralp 2021’den bu yana Berlin Eyalet Parlamentosu üyesi.
Onu başarıya taşıyan en önemli özelliklerinden biri ise göçmen kökenini siyasetin tek belirleyici ekseni haline getirmeden, Berlin’de yaşayan farklı toplumsal kesimleri ortak maddi sorunlar etrafında bir araya getirmeye çalışması. Eralp’in kampanyasını kimlik siyasetinin dışına çıkararak, konut krizi, artan kiralar, pahalı toplu taşıma, sosyal hizmetlerin yetersizliği ve gelir eşitsizliği konularını kampanyasının merkezine taşıyor. Hedefi ise Berlin’i “yeniden yaşanabilir ve erişilebilir” bir kent haline getirmek.
Dolayısıyla Eralp’in siyaseti, AfD’nin göçmenleri ekonomik ve toplumsal sorunların nedeni olarak gösteren yaklaşımının karşısına farklı bir neden-sonuç ilişkisi koyuyor. Çözüm göçmenleri hedef göstermek değil, insanların maddi koşullarını iyileştirmek ve demokrasiye olan güveni yeniden tesis etmek. Bu yaklaşım Eralp’i AfD’den olduğu kadar, geleneksel merkez siyasetten de ayırıyor. Berlin’deki tartışmayı “aşırı sağa karşı merkezde birleşmek” ekseninden çıkarıp, insanların gündelik yaşamda karşı karşıya olduğu sorunlara somut çözümler üretme iddiasına taşıyor.
