Olivia Rodrigo’nun öncülüğünde ilk kez düzenlenen Daisy Chain Fields, müzik dünyasının farklı kuşaklarından kadın sanatçıları bir araya getirdi. Kadın hakları, üreme sağlığı ve iş güvenliği sorunlarını gündeme taşıdı. 29 Ağustos’ta California’daki Great Park’ta gerçekleşen festivalin tüm net geliri, kadın ve kız çocuklarının haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarına aktarılacak. Toplam destek 20 milyon dolara ulaştı.

Festivalin sahnesinde Chappell Roan, Doechii, Mitski, The Breeders, Bikini Kill, Garbage, Karen O, Sarah McLachlan ve Stevie Nicks gibi isimler yer aldı. Kadroda Rodrigo’nun yanı sıra Eli, Quiet Light, Rachel Chinouriri, Devon Again ve Not For Radio da performans sergiledi. Stevie Nicks, Karen O ve Lilith Fair’in kurucusu Sarah McLachlan ise özel konuk olarak festivale katıldı.
Daisy Chain Fields’ın dikkat çeken özelliklerinden biri, sanatçılar arasında hiyerarşi kurmayan programı oldu. Konserler birbiriyle çakışmayacak şekilde planlanırken festival afişinde Stevie Nicks’ten kariyerinin başındaki sanatçılara kadar tüm isimler aynı büyüklükte yer aldı.

Festivalin Başlangıç Noktası: Müzik Dünyasındaki Eşitsizlik
Daisy Chain Fields’ın ortaya çıkışındaki temel motivasyonlardan biri, büyük müzik festivallerindeki cinsiyet eşitsizliği oldu. Book More Women’ın 2025 raporuna göre incelenen dokuz büyük festivalde headliner olarak sahne alan sanatçıların yalnızca yüzde 21,6’sı kadındı.
Rodrigo, festival fikrini geliştirirken 1997’de Sarah McLachlan’ın başlattığı Lilith Fair’den ilham aldı. Kadın müzisyenleri merkeze alan turne festivali, 1990’ların sonunda dönemin önemli alternatif festival hareketlerinden biri haline gelmişti. Rodrigo, Daisy Chain Fields fikrini geliştirirken ilk görüştüğü isimlerden birinin de McLachlan olduğunu söyledi.
Garbage ise 1990’larda Lilith Fair’den gelen sahne teklifini geri çevirmişti. Grubun solisti Shirley Manson, yaklaşık 30 yıl sonra Rodrigo’nun festivaline farklı baktığını belirtti. Manson’a göre o dönemde kadınlar açısından daha fazla ilerleme kaydedildiği hissedilirken, bugün dünyanın birçok yerinde kadın haklarının gerilemesi Daisy Chain Fields gibi organizasyonları daha gerekli hale getiriyor.
10 Kuruluşa 20 Milyon Dolarlık Destek
Festival yalnızca müzik performanslarından oluşmadı. Üreme hakları, kadın sağlığı, işyeri hakları ve hukuki haklar gibi başlıklar da Daisy Chain Fields’ın merkezinde yer aldı. Festivalin bilet gelirlerinden elde edilen fonlarla 10 sivil toplum kuruluşuna toplam 10 milyon dolarlık bağış yapılacağı açıklanırken, hayırsever Melinda French Gates’in Pivotal Ventures aracılığıyla yaptığı sürpriz 10 milyon dolarlık katkıyla toplam destek 20 milyon dolara ulaştı.
Toplam fonu eşit şekilde paylaşacak 10 kuruluş arasında; Baby2Baby, Black Mamas Matter Alliance, Center for Reproductive Rights, FreeFrom, Jhpiego, Johns Hopkins Center for Indigenous Health, National Domestic Workers Alliance, National Institute for Reproductive Health, National Women’s Law Center ve Planned Parenthood yer alıyor.
Festival alanında bu kuruluşların tamamı fiziksel olarak da yer aldı. Ziyaretçiler üreme hakları ve kadın sağlığı konusunda bilgi edinirken, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına da doğrudan ulaşabildi. National Institute for Reproductive Health ve Planned Parenthood gibi kuruluşlar üreme adaleti alanına odaklanırken; Baby2Baby yoksulluk içinde yaşayan annelere destek veriyor. Johns Hopkins Center for Indigenous Health yerli Amerikalı topluluklarının sağlık hizmetlerine odaklanıyor. FreeFrom, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet salgınıyla mücadele ederken, National Domestic Workers Alliance ise büyük çoğunluğu kadınlardan oluşan bakım emekçilerinin haklarını savunuyor.
Rodrigo: “Bireysel Parçalar Bir Araya Gelerek Güçlü Bir Zincir Oluşturabilir”
Rodrigo, festivalin ismi olan “Daisy Chain”in kendisi için taşıdığı anlamı da anlattı. Sanatçıya göre isim, bireysel parçaların bir araya gelerek güçlü ve kırılması zor bir zincir oluşturabileceğini hatırlatıyor.
Rodrigo’nun aktivizm çalışmaları Daisy Chain Fields ile başlamadı. Sanatçı, Guts turnesinin Şubat 2024’te başlayan ayağında Fund 4 Good girişimini hayata geçirdi. Oluşum, turneden elde edilen kâr ve bağışlardan 2,5 milyon doları kadın hakları, kadın sağlığı ve üreme sağlığı alanında çalışan küresel kuruluşlara aktardı. Bu kuruluşlar arasında Johns Hopkins bağlantılı kadın sağlığı kuruluşu Jhpiego, Women’s Shelters Canada, Women Against Violence Europe ve Korea Foundation for Women da bulunuyordu.
Rodrigo, festivalden insanların umutla ayrılmasını ve değişim yaratabileceklerini hissetmelerini istediğini söyledi. “Gençler ve kadınlar arasında değişim yaratmamız gerektiğine dair giderek büyüyen bir inanç var. Umarım insanlar, ister ortaklarımız olan kâr amacı gütmeyen kuruluşlarla etkileşime geçerek ister kendileri için doğru hissettiren herhangi bir yolu bularak, harekete geçmek konusunda ilham alırlar.” dedi. Rodrigo’ya göre kadınların ve kız çocuklarının korunması ve kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olmalarının güvence altına alınması herkes için öncelik olmalı.
“Kadın Haklarının Gerilediği Bir Dönem”
Daisy Chain Fields, ABD’de kadın hakları ve üreme sağlığının siyasi tartışmaların merkezinde olduğu bir dönemde düzenlendi. Trump’ın yeniden göreve gelmesi, sağlık hizmetlerine yönelik finansmanı ciddi ölçüde azaltan One Big Beautiful Bill Act gibi yasaların çıkarılmasına; USAID gibi kuruluşlara ayrılan fonların büyük ölçüde budanmasına ve tartışmalı bir isim olan Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın hükümete getirilmesine yol açtı. Kadın sağlığı açısından kritik öneme sahip konuların göz ardı edilmesi veya hakların aşınması riski arttı. Rodrigo, festival öncesinde yaptığı açıklamada, Glastonbury’de sahne alma fırsatının heyecanını yaşarken aynı zamanda kadın haklarının geri alındığını bilmenin kendisini derinden sarstığını anlattı.
Festivalde yer alan aktivistler de mevcut dönemi zorlu olarak nitelendirdi. Black Mamas Matter Alliance’ın kurucu ortağı ve genel direktörü Angela Aina, ABD’de siyah kadınların doğum sırasında beyaz kadınlara kıyasla üç kat daha fazla hayatını kaybettiğini ve bu ölümlerin yüzde 87’sinin önlenebilir olduğunu söyledi.
Aina’ya göre festivalin en önemli taraflarından biri, bu meselelerle ilgilenen kuruluşları geniş bir kitleyle buluşturması. Siyah anne sağlığının uzun süre kamu sağlığı uzmanları arasında konuşulan, ancak daha sonra geri plana itilen bir konu olduğunu belirten Aina, bu konuların genç kadınların doldurduğu, biletleri tükenen büyük bir müzik festivalinin merkezine taşınmasının onları “gündelik sivil hayatın” bir parçası haline getirdiğini ifade etti.
Center for Reproductive Rights Başkanı Nancy Northup da Rodrigo’nun yalnızca maddi desteğinin değil, sahip olduğu görünürlüğü bu konulara ayırmasının da önemli olduğunu vurguladı. Kuruluş, ABD’deki kürtaj yasaklarına karşı yürüttüğü hukuki mücadele kapsamında 11 eyalette dava açtı ve kürtaj hakkından mahrum bırakılan kadınlar adına 50 yıl sonra açılan ilk davaya öncülük etti.
Olivia Rodrigo Yeni Şarkısı Serena Joy’u İlk Defa Seslendirdi
Olivia Rodrigo festivalde yeni single’ı Serena Joy’u ilk defa seslendirdi. Şarkı kadınları baskılayan sistemi destekleyen ayrıcalıklı kadınların riyakarlığını ve günün sonunda bu kadınların da baskıyla karşılaşmasını konu ediniyor. Şarkının ismi Margaret Atwood’un “The Handmaid’s Tale” kitabındaki Serena Joy Waterford karakterinden ilham alıyor. Serena Joy, kitabın dünyasında; kadınlar, onların bedenleri ve hakları üzerinde katı denetim anlayışına dayanan toplumun kurulmasına yardımcı olan kadın grubunda yer alıyor. Serena, bu sistem kendi hayatının sınırlarını belirlemeye başlayana bu sisteme inanarak destekliyor. Yönetici erkeklere, iktidara ve statüsünün onu koruyacağını ve oluşturulmasına yardımcı olduğu kuralların diğer kadınlar için geçerli olacağını düşünüyor. Ta ki kendi hakları elinden alınıncaya kadar. Şarkı patriyarkayla iş birliği yapabileceğini ve sisteme uyum sağlayabilerek kazançlı çıkabileceğini düşünen kadınlara bir eleştiri ve çağrı niteliği taşıyor. Şarkıyı özetleyen “if they do it to them, they’ll do it to you” sözleri bir uyarı baskıyı görmezden gelmenin bir seçenek olmadığını vurgulayarak bir uyarıda bulunuyor.
Sanatçılar Ücretsiz Sahne Aldı
Daisy Chain Fields’ın tüm sanatçıları ücretsiz performans sergiledi. Festivalde Olivia Rodrigo’nun yanısıra Chappell Roan, Mitski, Doechii, Bikini Kill, the Breeders, Garbage, Eli, Quiet Light, Rachel Chinouriri, Devon Again ve Not For Radio sahne aldı. Stevie Nicks, Karen O, Lilith Fair kurucusu Sarah McLachlan ve Katseye özel konuk olarak performans sergiledi.
Rodrigo, “Bugün festivallerde headliner olarak sahne alan ve arenaları dolduran en önemli sanatçıların çoğu kadın. Bu kadınların birçoğunu arkadaşım olarak adlandırabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu festival fikri aklıma geldiğinde her birinin fikir karşısında gösterdikleri coşku beni çok etkiledi. Bu kadınlar zaten inanılmaz işler yapıyor ve birçoğunun kendi büyük turneleri var. Buna rağmen hepsi, net gelirin yüzde 100’ünün kadınları ve kız çocuklarını savunmaya ve desteklemeye adanmış kâr amacı gütmeyen kuruluşlara aktarılacağı bu tek günlük etkinlik için bir araya gelmeyi kabul etti.” sözleriyle minnettarlığını dile getirdi.
“İzole Değil, Dayanışma İçerisinde Olmalıyız”
Bikini Kill’in kurucusu Kathleen Hanna sanatçıların bu konularda artık daha açık biçimde ses çıkarmasının umut verici olduğunu belirtti. Hanna, Megan Thee Stallion ve Hayley Williams gibi isimleri örnek göstererek sanatçıların kadın hakları konusunda daha yüksek sesle konuştuğunu söyledi. “Faşist bir dönemde, birbirimizden izole olmak yerine bir araya gelmeli ve birbirimizle dayanışma içinde olmalıyız.” sözleriyle dayanışma çağrısında bulundu.
Rodrigo’ya göre Daisy Chain Fields’ın amacı yalnızca bir günlük müzik etkinliği düzenlemek değil; gençleri kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışan kuruluşlarla buluşturmak ve onları değişimin bir parçası olmaya teşvik etmek.
Festivalin adında olduğu gibi, amaç farklı sanatçıları, aktivistleri ve izleyicileri aynı zincirin halkaları haline getirmek: Müzik aracılığıyla başlayan bu buluşmanın, kadınların ve kız çocuklarının hakları için daha geniş bir toplumsal harekete dönüşmesi hedefleniyor.
