On sekizincisi gerçekleşen Uluslararası Hrant Dink Ödül Töreni 15 Eylül Salı akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleşti. Bu sene ödül sahipleri Türkiye’den yaşam ve doğa savunucusu Süheyla Doğan ile Filistinli hukukçu ve insan hakları savunucusu Raji Sourani oldu.

On sekizincisi gerçekleşen Uluslararası Hrant Dink Ödül Töreni 15 Eylül Salı akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleşti. Bu sene ödül sahipleri Türkiye’den yaşam ve doğa savunucusu Süheyla Doğan ile Filistinli hukukçu ve insan hakları savunucusu Raji Sourani oldu.
Süheyla Doğan: “Umudumla Mücadele Etmeye Devam Edeceğim”
Süheyla Doğan’a çevre ve kadın hakları mücadelesindeki emekleri sebebiyle ödül verildi. Özellikle Kazdağları’nı cesaretle savunması ve devlet destekli ekokırım projelerine ısrarla karşı durarak, dayanışmanın SESi olduğu vurgulandı.
Ödül sahibi Süheyla Doğan yapıtığı konuşmada “Umudumuzu büyütüyoruz…Umuttan başka şansımız olmadığını ve güzel günlerin geleceğini biliyoruz… Ve ben de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da eşitlikçi, adil, laik ve ekolojik bir yaşam için tüm varlığımla, inancımla, sevgimle, umudumla mücadele etmeye devam edeceğim” dedi.
Raji Sourani: “Bu ödül Filistin Toplumun Tüm Kesimlerine Aittir”
Raji Sourani’nin ödül gerekçesi Filistin’den Gazze’de insan hakları ihlallerini belgelemenin fiilen imkânsızlaştığı koşullarda dahi çalışmalarını sürdürdüğü, iktidara karşı doğruları savunduğu, cezasızlığa karşı hukukun hâlâ geçerli bir yol olabileceğini göstermesi olarak belirlendi.
Raji Sourani törendeki konuşmasında “Bu ödül, hakikatin önemli olduğuna ve bir gün adaletin galip geleceğine inandıkları için, bize güvenerek, yaşamlarının en acı anlarını anlatarak tanıklıklarını bizimle paylaşan mağdurlara ve hayatta kalanlara aittir. Bu ödül, halklarının yaşadıkları acı ve ıstırabın silinmesine veya normalleştirilmesine izin vermeyi reddeden gazeteciler, doktorlar, insani yardım çalışanları ve kurtarma ekipleri dahil olmak üzere Filistin toplumun tüm kesimlerine aittir. Ve bu ödül, Filistin’de ve Filistin’in ötesinde, uluslararası hukukun milliyet, ten rengi veya ırk ayrımı gözetmeksizin herkesi eşit biçimde koruması gerektiğinde ısrar etmeyi sürdüren herkese aittir.” dedi.
