Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı eserinden uyarlanan tiyatro oyununun tanıtımı için, Barcelona’daki Teatre Raval’ın Instagram ve Facebook üzerinden verdiği reklamlar Meta tarafından “sosyal konular” kapsamında değerlendirilerek engellendi. Olay, otomatik reklam denetim sistemlerinin kültürel içerikler ile siyasi veya toplumsal meseleler arasındaki sınırı nasıl çizdiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Günümüzde hayatımızın geniş bir alanını kapsayan uygulamalar ve algoritmaların belirli siyasi ajandalarla nasıl iç içe olduğunu gözler önüne serdi.

Barcelona’da bulunan Teatre Raval, Virginia Woolf’un 1928 yılında kadınların eğitim ve toplumdaki konumu üzerine verdiği konferanslardan yola çıkarak kaleme aldığı Kendine Ait Bir Oda (A Room of One’s Own) eserinin tiyatro uyarlamasını sahnelemeye hazırlanıyor. Clara Sanchis’in tek kişilik performansıyla sahneye taşıdığı oyunun sosyal medya tanıtımları ise Meta’nın reklam sistemine takıldı.
193 kişilik kapasiteye sahip ve yakın zamanda yeniden açılan Teatre Raval, oyunun tanıtımı için Instagram ve Facebook üzerinden reklam vermek istedi. Ancak reklamın engellenmesi üzerine şirketten gerekçe isteyen tiyatroya, Meta tarafından otomatik sistemin “sivil haklar, feminizm veya sosyal reform” ifadelerini genellikle “sosyal konular” kapsamında sınıflandırdığı ve bu tür içerikleri filtrelediği bildirildi. Meta’nın tiyatroya ayrıca reklam metnindeki bazı “anahtar kelimelerin” kaldırılmasını önerdiği, böylece metnin aktivizmi teşvik ediyor gibi görünmemesinin sağlanabileceği belirtildi.
Teatre Raval, yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada, feminist bir eserin tanıtımının engellenmesini eleştirdi. Tiyatro yönetimi, kültürel etkinliklerini duyurmak için sosyal medyayı kullanmak zorunda olduklarını belirterek, Woolf’un eserinin tanıtımına yönelik bu müdahalenin ifade ve tanıtım özgürlüğü açısından sorun oluşturduğunu savundu.
Oyuncu Clara Sanchis de İspanyol gazetesi La Vanguardia’ya yaptığı açıklamada, reklamın “Virginia Woolf” isminden mi, “feminizm” kelimesinden mi, yoksa her ikisinden dolayı mı reddedildiğinin bilinmediğini söyledi. Sanchis, sosyal medya platformlarına limitsiz güç tanımamızın ne kadar tehlikeli olabildiğini, “önyargı ve manipülasyon” riski taşıdığını ifade etti.
“Kendine Ait Bir Oda”
Kendine Ait Bir Oda, Woolf’un 1928’de Cambridge Üniversitesi’ne bağlı Newnham ve Girton kolejlerinde verdiği konuşmalardan doğdu. Eser, bir yıl sonra yayımlandı ve kadınların toplumdaki konumu, eğitim olanaklarına erişimi ve edebiyat üretmeleri için ihtiyaç duydukları maddi ve fiziksel bağımsızlık üzerine düşüncelerini içeriyordu.
Woolf’un eserde savunduğu temel fikirlerden biri, bir kadının nitelikli kurmaca eserler üretebilmesi için kendi parasına ve kendine ait bir odaya sahip olması gerektiğiydi. Yazar, metni kaleme aldığı dönemde feminist olarak eleştirilmesini beklediğini de günlüğüne yazmıştı.
Cambridge Üniversitesi’nde kadınların eğitim almasına 1869’dan itibaren izin verilmesine rağmen kadın öğrenciler 1948’e kadar üniversiteden diploma alamıyordu.
Meta: “Reklam Yanlışlıkla Kaldırıldı”
Tepkilerin ardından Meta’dan yapılan açıklamada ise reklamın kasıtlı olarak engellenmediği belirtildi. Bir Meta sözcüsü, The Guardian’a yaptığı açıklamada reklamın “yanlışlıkla kaldırıldığını” ve kısa süre içinde yeniden yayınlandığını söyledi. Şirket, reklamın şu anda normal şekilde yayında olduğunu belirtti.
Meta’nın reklam politikalarında Avrupa Birliği’nde “sosyal konular, seçimler veya siyaset” hakkındaki reklamların genel olarak yayımlanmasına izin verilmediği, oy kullanmaya ilişkin bilgilendirici reklamların ise istisna olduğu belirtiliyor. Bu uygulama, siyasi reklamların şeffaflığı ve hedeflenmesine ilişkin AB düzenlemeleri kapsamında yürütülüyor.
Teatre Raval vakası ise sosyal medyada tartışma yarattı. Bazı kullanıcılar, platformların toplumsal ve siyasi içerikleri otomatik sistemlerle filtrelerken zararlı içeriklerin platformlarda kalabilmesine dikkat çekti.Britanyalı-Amerikalı avukat Ann Olivarius da X hesabından yaptığı paylaşımda olayı eleştirerek, Woolf’un eserinin günümüz dijital ortamında dahi “kendine ait bir odaya” duyulan ihtiyacı hatırlattığını savundu. “Meta, bizi 1928 tarihli feminist bir oyunun tehlikelerinden korumakta yardımcı olurken, 2026’daki çocukların geniş çaplı cinsel istismar ve ticaretinden korumuyor.” sözleriyle Meta politikalarındaki tezatlığa dikkat çekti.
Teatre Raval’ın yaşadığı olay, otomatik reklam denetim sistemlerinin kültürel içerikler ile siyasi veya toplumsal meseleler arasındaki sınırı nasıl çizdiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Günümüzde hayatımızın geniş bir alanını kapsayan uygulamalar ve algoritmaların belirli siyasi ajandalarla nasıl iç içe olduğunu gözler önüne serdi.
