Ekonomik araştırmalar, kadınların üst düzey yönetim pozisyonlarında daha fazla temsil edildiği şirketlerin, iş arkadaşlarına cinsel veya fiziksel şiddet uygulayan çalışanları işten çıkarma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırmalar, kadına yönelik şiddetin mağdurların kariyerleri ve gelirleri üzerinde uzun süreli etkiler yarattığını da gösteriyor.

The Guardian’ın haberine göre, ekonomi araştırmaları yürüten Institute for Fiscal Studies (IFS) tarafından derlenen uluslararası ve Birleşik Krallık verileri, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik sorun olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmada, üst düzey ve yüksek gelirli pozisyonlarda daha fazla kadının bulunduğu, kadınların yönetimde daha güçlü temsil edildiği kuruluşların, iş arkadaşlarına cinsel veya fiziksel şiddet uygulayan kişileri işten çıkarma olasılığının daha yüksek olduğu belirtildi. Buna karşılık, erkeklerin ağırlıkta olduğu yönetim yapılarında mağdurun işten ayrılmasıyla sonuçlanan durumların daha sık görüldüğü ifade edildi.
Şiddet Mağdurlarının Kariyerleri ve Gelirleri Zarar Görüyor
IFS’nin değerlendirdiği çalışmalar, iş yerinde cinsel veya fiziksel saldırıya uğrayan kadınların işlerini kaybetme, çalışma saatlerinin azalması ve gelir düşüşü gibi ciddi sonuçlarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Araştırmalara göre, istismarcı partneriyle yaşamaya başlayan kadınların kazançları ortalama yüzde 12 azalıyor. Bu kayıpların ilişki sona erdikten sonra da devam etmesi, şiddetin kadınların iş hayatına katılımı ve kariyer gelişimi üzerinde kalıcı etkiler yaratabildiğine işaret ediyor.
Cinsel şiddeti polise bildiren kadınlar üzerindeki ekonomik etkileri inceleyen bir başka araştırmada ise mağdurların, saldırıdan beş yıl sonra ortalama yüzde 17 daha az kazandığı tespit edildi. Bu oran, ABD’de bir yıl hapis cezası almanın beş yıllık dönemde kazançlarda yarattığı yüzde 13’lük düşüşten daha yüksek.
Bununla birlikte araştırma, tecavüz vakalarının daha büyük bir bölümünün mahkemeye taşındığı bölgelerde mağdurların yaşadığı ekonomik kayıpların daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bulgular, adli süreçlerin işleyişinin mağdurların uzun vadeli ekonomik durumunda belirleyici olabileceğini gösteriyor.
Ekonomik Bağımlılık Kadınları Daha Savunmasız Hale Getiriyor
IFS’nin incelediği Birleşik Krallık araştırmaları, ekonomik koşullar ile aile içi şiddet arasında da bağlantı bulunduğunu ortaya koyuyor. Kadın işsizliğinin artmasının aile içi şiddet riskini yükseltebildiği belirtilirken, ekonomik bağımlılığın kadınları istismara karşı daha savunmasız hâle getirebildiği vurgulanıyor.
Araştırmalara göre, aile içi şiddet vakalarında gözaltı ve cezai yaptırımların uygulanması, faillerin yeniden şiddet uygulama olasılığını azaltabiliyor. West Midlands bölgesinde yürütülen bir çalışma, şiddet nedeniyle yapılan tutuklamaların ardından gelen bir yıl içinde aynı suçla ilgili acil yardım çağrılarının yarıya indiğini ortaya koydu.
Greater Manchester polisinin verilerine dayanan başka bir araştırmada ise failler hakkında ceza davası açılmasının yeniden suç işleme olasılığını yaklaşık yüzde 40 azalttığı belirlendi. Buna karşılık, risk değerlendirmesi ve buna bağlı koruma önlemlerinin şiddetin tekrarlanma olasılığını düşürdüğüne ilişkin aynı ölçüde güçlü bir bulguya ulaşılamadı.
Uzmanlardan Politika ve İş Dünyasına Çağrı
IFS’nin araştırmalarını değerlendiren kıdemli araştırma ekonomisti Magdalena Domínguez, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ekonomi alanında da ciddiyetle ele alınması gerektiğini söyledi. Domínguez, kadınların aile içi ve cinsel şiddet nedeniyle iş hayatından uzaklaşabildiğini, gelir kaybı yaşadığını ve bu etkilerin uzun süre devam edebildiğini vurguladı. Ayrıca iş yerlerinin, kolluk kuvvetlerinin ve diğer kurumların mağdurlara yaklaşımının iyileşme sürecinde önemli bir fark yaratabileceğine dikkat çekti.
Hükümetin cinsel şiddet politikaları alanındaki bağımsız danışmanı Katrin Hohl da araştırmaların, kadına yönelik şiddetin hem toplumsal hem de ekonomik maliyetlerinin göz ardı edilemeyecek kadar büyük olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Araştırmaların ortak sonucu, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca toplumsal bir sorumluluk olmadığı; kadınların ekonomik bağımsızlığının, çalışma hayatındaki eşitliğin ve uzun vadeli refahın korunması açısından da kritik önem taşıdığı yönünde. Uzmanlara göre iş yerlerinde etkili hesap verebilirlik mekanizmaları, kolluk kuvvetlerinin kararlı müdahalesi ve mağdurları destekleyen politikalar, şiddetin hem bireysel hem de ekonomik sonuçlarını azaltabilir.
