11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, kız çocuklarının haklarını ve karşılaştıkları eşitsizlikleri gündeme taşıyor. Bir çocuğa hayallerinin peşinden gitmesini söylemek, o hayalleri gerçekleştirebileceği koşulları sağlamıyor. Eğitim hakkının gündelik hayatta karşılık bulması için okul masraflarını, ulaşımı, ev içi sorumlulukları ve güvenliği birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Güçlü Kızlar İçin Hangi Koşullar Sağlanıyor?
Bu yıl UNESCO’nun 11 Ekim çağrısı, çocuk yaşta evliliklerin sona erdirilmesine ve kız çocuklarının haklarına yatırım yapılmasına odaklanıyor. Eğitim, koruma ve sosyal hizmetlere ayrılan kaynaklar, kız çocuklarının kendi gelecekleri hakkında söz sahibi olabilmesinin temel koşulları arasında gösteriliyor.
Türkiye’de de kız çocuklarının güçlenmesi gündemde. Aydın Doğan Vakfının 8 Ekim tarihli Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı programı, “Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar” temasıyla eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekiyor.
Bu çağrılar önemli. Fakat güçlü olmak, bir çocuğun önüne çıkan bütün engelleri kendi çabasıyla aşması anlamına gelmemeli. Okula ulaşamayan, masraflarını karşılayamayan veya evdeki bakım işlerini üstlenen bir kız çocuğunun daha fazla cesarete ihtiyacı olduğu söylenemez. Önce bu koşulların nasıl değiştirileceği sorulmalı.
Okulun Kapısı Açık Ama Yol Erişilebilir mi?
Eğitime erişim, okulda bir yer bulunmasıyla tamamlanmıyor. Çocuğun her gün o okula ulaşabilmesi de gerekiyor.
UNICEF’in kız çocuklarının eğitimine ilişkin çalışması, güvenli ulaşımın yetersizliğini, kitap ve üniforma gibi ihtiyaçların maliyetini ve toplumsal cinsiyet normlarını eğitimin önündeki engeller arasında sıralıyor. Bunlar küresel düzeyde belirlenen sorunlar. Türkiye’deki eğitim politikalarını değerlendirirken de aynı somut soruların sorulması gerekiyor.
Okul eve ne kadar uzak? Toplu taşıma var mı? Servis ücreti karşılanabiliyor mu? Çocuk yolculuğunu güvenli biçimde yapabiliyor mu?
Bir okulun varlığı ile o okula düzenli devam edebilmek aynı şey değil. Ulaşım sorunu ailelerin kendi imkânlarıyla çözmesi gereken bir mesele olarak bırakıldığında eğitim hakkı, yaşanılan yere ve hane gelirine bağlı hâle gelebiliyor.
Güvenlik kaygısına verilecek yanıt da kız çocuklarının hareket alanını daraltmak olmamalı. Okula gitmesini veya etkinliklere katılmasını sınırlamak yerine güvenli ulaşımın ve başvuru mekanizmalarının nasıl sağlanacağı tartışılmalı.
Ücretsiz Eğitim Masrafsız Eğitim mi?
Eğitimin maliyeti kayıt sırasında yapılan ödemelerden ibaret değil. Kırtasiye, kıyafet, ulaşım, beslenme ve ders için gerekli dijital araçlar da çocuğun okula devamını etkileyen ihtiyaçlar.
Bu giderlerin karşılanamadığı bir evde eğitim hakkı gündelik hesapların içine giriyor. Yol parası, öğle yemeği veya gerekli bir materyal, başka bir ihtiyaçtan vazgeçilmesini gerektirebiliyor.
Yoksulluk bütün çocukları etkiliyor. Ancak ekonomik sıkışmanın sonuçlarını değerlendirirken aile içinde kimin eğitimine öncelik verildiğini ve kimden hangi sorumlulukların beklendiğini de sormak gerekiyor. Gelir eksikliği ile toplumsal cinsiyet eşitsizliği birbirinden bağımsız düşünülmemeli.
UNICEF Türkiye, sosyal korumaya ilişkin değerlendirmesinde nakit desteklerin okula devamlılığı ve gıda güvenliğini iyileştirebildiğine dikkat çekiyor. Eğitim desteğinin sosyal hizmetlerle birlikte yürütülmesini de önemsiyor.
Bu nedenle kız çocuklarının eğitimini desteklemek, başarı gösterenlere burs vermekle sınırlı kalmamalı. Başarılı olabilecekleri koşullara henüz ulaşamayan çocukların ihtiyaçları da görülmeli.
Evdeki İşler Kimin Zamanından Alıyor?
Bir çocuğun okulda geçirdiği süre kadar okuldan sonra ne yaptığı da önemli. Ders çalışmak, dinlenmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek için zamanı var mı? Yoksa kardeş bakımı, yemek hazırlığı ve temizlik gibi işler onu mu bekliyor?
UNICEF, küresel veriler üzerinden kız çocuklarının oğlan çocuklarına kıyasla daha fazla bakım ve ev işi üstlendiğine dikkat çekiyor. Bu sorumlulukların öğrenme ve oyun için ayrılabilecek zamanı daraltabildiğini belirtiyor.
Ev işlerine katılmak ile bir hanenin düzenini sürdürmekten sorumlu tutulmak arasında fark var. Bir kız çocuğunun düzenli olarak yetişkinlerin yerine bakım vermesi, kendi ihtiyaçlarının geri plana itilmesine yol açabilir.
Bu yük her zaman açık bir baskıyla kurulmaz. “Annesine yardım ediyor” veya “kardeşine çok iyi bakıyor” sözleriyle takdir de edilebilir. Ancak yapılan işin nasıl adlandırıldığı, çocuğun zamanından ne kadar aldığı sorusunu ortadan kaldırmıyor.
Kız çocuklarının eğitimde kalmasını konuşurken ev içindeki iş bölümünü de konuşmak gerekiyor. Çocuğun çalışkanlığı, yetişkinlerin üstlenmesi gereken sorumlulukları taşıma kapasitesiyle ölçülmemeli.
Güvenli Alan Okulun İçinde de Gerekli
Okula ulaşabilmek kadar okulda güvenle bulunabilmek de eğitim hakkının parçası.
UNICEF, kız çocuklarının eğitiminin önündeki engeller arasında okullardaki güvenlik, hijyen ve sanitasyon ihtiyaçlarını da ele alıyor. Regl sağlığına uygun koşulların ve gerekli bilginin bulunması bu çerçevenin içinde yer alıyor.
Temiz ve kullanılabilir tuvaletler, su, mahremiyet ve hijyen ürünlerine erişim gündelik ayrıntılar gibi görülebilir. Oysa bir çocuğun gününü rahatça geçirebilmesi bu koşullara da bağlı.
Güvenlik ise yalnızca okul kapısında sağlanamaz. Çocuğun zorbalık, taciz veya ayrımcılık yaşadığında kime başvuracağını bilmesi gerekiyor. Başvurduğunda dinleneceğine ve korunacağına güvenebilmesi de önemli.
Eğitim hakkı, çocuğun sınıfta bulunmasının yanında o sınıfta kendisini güvende hissedebilmesini de kapsamalı.
Kız Çocukları Yalnızca Geleceğin Yetişkinleri Değil
Kız çocuklarının eğitimi çoğu zaman gelecekte topluma yapacakları katkıyla savunuluyor. İyi bir meslek sahibi olmaları, ekonomik hayata katılmaları veya sonraki kuşakları yetiştirmeleri üzerinden değer biçiliyor.
Ancak bir kız çocuğunun eğitim hakkı, ileride ne kadar faydalı olacağına bağlı değil. Bugün öğrenmeye, oynamaya, dinlenmeye ve kendi ilgi alanlarını keşfetmeye hakkı var.
Her çocuğun olağanüstü bir başarı hikâyesine dönüşmesi gerekmiyor. Haklarına ulaşabilmek için örnek öğrenci, fedakâr abla veya geleceğin başarılı kadını olduğunu kanıtlamak zorunda olmamalı.
Kız çocuklarının güçlenmesi, başkalarının onlar adına kurduğu gelecek planlarına uyum sağlamalarıyla ölçülemez. Kendi hayatları hakkında söz söyleyebilmeleri de bu güçlenmenin parçası.
Sorumluluk Kız Çocuklarının Omzunda Değil
11 Ekim’de sorulması gereken soru, kız çocuklarının ne kadar güçlü olduğu kadar yetişkinlerin ve kurumların ne yaptığı.
Okula ulaşım destekleniyor mu? Beslenme ve eğitim giderleri karşılanabiliyor mu? Bakım hizmetleri, çocukların yetişkin sorumlulukları üstlenmesini önleyecek biçimde kuruluyor mu? Devamsızlık yapan bir çocuğun hayatında ne olduğu araştırılıyor mu?
Bu soruların yanıtı ailelerin ilgisine veya çocukların azmine bırakılamaz. Merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin ve eğitim kurumlarının üstlenmesi gereken somut sorumluluklar var.
Kız çocuklarını dinlemek de bu sorumluluğun içinde. Hangi desteğe ihtiyaç duydukları, hangi alanlarda kendilerini güvende hissetmedikleri ve hayatlarında neyi değiştirmek istedikleri onlar adına varsayılmamalı.
Bir kız çocuğuna geleceğini kurabileceğini söylemek önemli. Ancak o geleceğin yol parasını, okul yemeğini, güvenliğini ve zamanını kimin sağlayacağı da belli olmalı.
Kız çocuklarının geleceği, onların önlerine çıkan her engeli tek başına aşmasına bırakılamaz. O engelleri kaldırmak, yetişkinlerin ve kurumların sorumluluğu.
Alina Çalaz
