İklim krizi çoğu zaman karbon salımı, deniz seviyesi ve sıcaklık rekorları üzerinden değerlendiriliyor. Ancak grafiklerin ötesinde; kliniklerin ve okulların kapatıldığı, ailelerin yiyecek bulmakta zorlandığı ve yoksullaştığı günler yaşanıyor. Kız çocukları iklim felaketlerinin sonuçlarından orantısız etkilenen, en kırılgan grup olarak karşımıza çıkıyor. Plan International’ın yeni raporu, iklim krizinin en ağır faturasını kız çocuklarının ödediğini gösteriyor.

İklim krizi çoğu zaman karbon salımı, deniz seviyesi ve sıcaklık rekorları üzerinden değerlendiriliyor. Ancak grafiklerin ötesinde; kliniklerin ve okulların kapatıldığı, ailelerin yiyecek bulmakta zorlandığı ve yoksullaştığı günler yaşanıyor. Kız çocukları iklim felaketlerinin sonuçlarından orantısız etkilenen, en kırılgan grup olarak karşımıza çıkıyor.
Plan International’ın her yıl yayımladığı State of the World’s Girls (Dünya Kız Çocuklarının Durumu) raporunun 2026 sayısı, iklim felaketleriyle kız çocuklarının cinsel ve üreme sağlığı arasındaki ilişkiyi merkeze alıyor. Araştırma; Bangladeş, Kenya, Peru, Senegal ve Zimbabwe’de 15 – 24 yaşları arasındaki 5000 genç kadının tecrübelerine dayanarak konuyu inceliyor. Anket verileri, 139 kişiyle yapılan derinlemesine görüşmelerle zenginleştiriliyor ve 52 ülkeden yaklaşık 30 yıllık iklim ve sağlık verisi inceleniyor.
Rapor iklim felaketlerinin genç kadınların sağlıklarını, haklarını ve geleceklerini nasıl etkilediğini gösteriyor. Yalnızca durum tespiti yapmakla yetinmiyor, riskli bölgelerdeki genç kadınların korunması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için somut önerilerde de bulunuyor.
Sağlığa ve Sağlık Ürünlerine Erişim Azalıyor
Sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar ve fırtınalar gıda güvenliğini sarsıyor, sağlık sistemlerini aksatıyor, eğitimi ve sosyal koruma mekanizmalarını kesintiye uğratıyor. Aşırı hava olayları sağlık altyapısına zarar veriyor, doğum kontrol ürünleri ve temel ilaçların tedarik zincirini koparıyor. Zaten kısıtlı olan sağlık kaynakları da acil müdahaleye kaydırılıyor.
Bu tablonun kız çocukları için anlamı ağır. Raporda görüşülen her 10 genç kadından 9’u, iklim olaylarının ailelerinin hayatta kalması, sağlığı ve düzeni üzerinde ciddi baskı yarattığını söylüyor. Katılımcıların yüzde 76’sı, topluluklarındaki kızların en az bir cinsel veya üreme sağlığı hizmetine erişmekte zorlandığını belirtiyor.
- Katılımcıların yarısı, kızların regl dönemlerini yönetmek için hijyen ürünlerine ya da temiz suya ulaşmakta zorlandığını söylüyor.
- Yüzde 49’u, gebelik ya da doğuma bağlı sağlık sorunları yaşayan kız çocuklarının ve genç kadınların arttığını gözlemlemiş. Bu oran kuraklıktan etkilenen bölgelerde yüzde 62’ye çıkıyor; katılımcıların beşte birinden fazlası bunu bizzat yaşadığını aktarıyor.
- Yüzde 33’ü topluluğunda istenmeyen gebeliklerin arttığını görmüş.
- Yüzde 28’i, iklim kaynaklı olayların ardından kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin arttığını gözlemlemiş.
- Yüzde 24’ü kızların doğum kontrol hizmetlerine erişmekte zorlandığını belirtirken, yüzde 17’si bu zorluğu bizzat yaşamış.
Rapor, cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerinin iklim ve acil durum planlamalarında çoğu zaman göz ardı edildiğinin altını çiziyor. Oysa doğum kontrolü, doğum bakımı, regl sağlığı desteği ve psikolojik danışmanlık, kız çocuklarının güvenliği, sağlığı ve onuru için hayati önemde. Krizin ortasında bu hizmetler aksadığında, kız çocuklarının kendi bedenleri ve gelecekleri hakkında karar verme imkânı da daralıyor.
Yoksulluk, Okul ve Erken Evlilik Zinciri
Katılımcıların yüzde 36’sı, topluluklarında 18 yaşından önce evlenen ya da birlikteliğe giren kızların arttığını gözlemlediğini ifade ediyor. Raporun en önemli bulgularından biri, bu artışın arkasındaki ekonomik mekanizmayı göstermesi.
Gelir kaybı, gıda kıtlığı, kapanan okullar ve aksayan hizmetler ailelerin üzerindeki baskıyı arttırıyot. Katılımcıların yüzde 60’ı, ailelerin para ve kaynak ihtiyacını kızlarını evlendirme nedenleri arasında sayıyor. Yüzde 51’i, ailelerin kızlarının yiyeceğe ve temel ihtiyaçlara erişimini güvenceye almak istediğini belirtiyor. Yüzde 58’i gebeliği, yüzde 47’si ise kapanan okulları ve kesintiye uğrayan eğitimi çocuk evliliklerinin temel nedenleri arasında gösteriyor.
Böyle bir ortamda evlilik ya da birliktelik, kısıtlı hane kaynaklarına ve tüm topluluğu etkileyen hizmet çöküşüne karşı bir çözüm olarak görülebiliyor. Hane düzeyinde iklim kaynaklı gelir şokları; erken evlilik, para ya da mal karşılığında cinsel istismar ve kızların okuldan alınması gibi durumlara yönelimi artırıyor.
İklim stresi aynı zamanda cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve yerinden edilme riskini de yükseltiyor. Bu iki etkenin yarattığı korku, kızların kendi seçimlerini yapma kapasitesini yok ediyor. Rapor bu nedenle ekonomik güvenliği, eğitim kadar önemli bir müdahale noktası olarak tanımlıyor. Rapora göre iklim krizi yoksulluğu derinleştiriyor, yoksulluk da zararlı başa çıkma stratejilerini besliyor.
En Güçlü Koruma Okul
Rapora göre iklim krizinin kız çocukları üzerinde yarattığı risklere karşı en tutarlı çözüm eğitimin devamlılığı. İstatistiksel analizin her katmanında kızların eğitimi en istikrarlı koruyucu faktör olarak öne çıkıyor. Eğitim, erken evlilik ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet oranlarının düşmesiyle ilişkili, bu da istenmeyen gebelikleri azaltıyor.
Okul yalnızca bir öğrenme mekânı değil. Kızlar için bir destek ağı, haklarına, sağlıklarına ve ulaşabilecekleri hizmetlere dair bilginin aktığı bir kanal. Eğitimi kesintiye uğrayan kızların 18 yaşından önce evlenme ya da istenmeyen bir gebelik yaşama olasılığı belirgin biçimde daha yüksek.
Bu nedenle rapora göre kız çocuklarını iklim felaketlerinden önce, felaket sırasında ve sonrasında okulda tutmak, onların geleceğini korumanın en etkili yollarından biri. Görüşme yapılan genç kadınlardan birinin söylemiyle, okulun dışında kalan kız, kendini koruyacak bilgiden de dışlanıyor.
İklim Adaleti
Raporun bulguları bir araya getirildiğinde, iklim adaleti kavramı karşımıza çıkıyor. Krizi besleyen emisyonlarda en az payı olan ve hakları zaten en az güvence altında olan kız çocukları; krizin sonuçlarından en kritik şekilde etkilenen grup.
Bangladeş’teki bir sel ya da Zimbabve’deki bir kuraklık, dünyanın sanayileşmiş merkezlerinde üretilen karbonun sonucu olarak ortaya çıkıyor. İklim kaynaklı şoklar mevcut eşitsizlikleri ve kırılganlıkları derinleştiriyor; toplumsal cinsiyet normları ekonomik stres altında sertleşiyor ve yükün en ağırı kız çocuklarının omuzlarına biniyor.
Kız çocuklarının ve genç kadınların farklı gerçekliklerini hesaba katmayan bir iklim politikası, var olan eşitsizlikleri derinleştirecek ve en dışlanmış kız çocuklarını geride bırakacak. İklim adaleti bu yüzden yalnızca ülkeler arasındaki bir sorumluluk paylaşımı üzerinden değerlendirilmemeli. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de içerisinde barındıran bir yaklaşım olmalı.
Raporun Beş Önerisi
Plan International, tespitlerini beş temel öneriyle somutlaştırıyor:
- Kızları okulda tutmak. İklim şoku dönemlerinde okullar açık ve ücretsiz kalmalı. 30 yıllık veri, eğitimin en tutarlı koruyucu etken olduğunu gösteriyor.
- Kızların sağlığına yatırım yapmak. Cinsel ve üreme sağlığı hizmetleri iklim ve acil durum planlamasının ayrılmaz bir parçası olmalı. Doğum kontrolü, doğum bakımı, regl sağlığı desteği ve danışmanlık, kriz anlarında da kesintisiz sürdürülmeli.
- Temel hizmetler için beklememek. Regl ürünleri, doğum kontrol yöntemleri ve korunma ürünleri en baştan acil yardım paketlerine eklenmeli.
- En risk altındaki kızlara ulaşmak. Engelli kızlar, azınlık gruplarına mensup ve göçmen genç kadınlar gibi desteğe erişmekte en çok zorlanan gruplar özellikle gözetilmeli.
- Kızları ve genç kadınları merkeze almak. Çözüm süreçlerinde onların deneyimleri, fikirleri, bilgileri ve liderliği belirleyici olmalı.
Bu öneriler birbirinden bağımsız değil. Okulun açık kalması bilgiye erişimi, sağlık hizmetlerinin sürmesi bedensel özerkliği, ekonomik desteğin varlığı ise ailelerin zararlı kararlara itilmemesini güvenceye alıyor.
Kurban Değil, Çözümün Ortağı
Kız çocukları ve genç kadınlar iklim krizinin pasif kurbanları değil. Sellerin, kuraklıkların ve aşırı sıcakların vurduğu topluluklarda birbirlerine destek oluyor, bilgi paylaşıyor, hakları için mücadele ediyor ve çözümlerin şekillenmesine katkı sunuyorlar. Bu bilginin ve liderliğin iklim politikalarına, insani yardım müdahalelerine ve yatırım kararlarına yön vermesi gerekiyor.
