Türkiye, 9–20 Kasım 2026’da Antalya’da yapılacak COP31’in ev sahipliğini ve başkanlığını üstlenirken, resmî müzakereleri Avustralya yönetecek. Haber, Türkiye’nin sıfır atık ve metan azaltımını uluslararası gündemde öne çıkarması ile ülkedeki bazı atık sahalarında tespit edilen yüksek salımlar arasındaki gerilime dikkat çekiyor.

The Guardian, 5 Ekim 2026’da yayımladığı özel haberde, Türkiye’nin yaklaşan COP31 ev sahipliği öncesinde çöp depolama sahalarından kaynaklanan yüksek metan salımlarını gündeme taşıdı. Damian Carrington, Ruth Michaelson ve İstanbul’dan Ayça Aldatmaz imzalı haber, UCLA araştırmacılarının uydu verilerine dayanan analizini aktarıyor.
Haberin merkezinde, incelenen verilerde Türkiye’nin en yüksek metan salımının tespit edildiği atık sahası olarak öne çıkan Silivri çöp depolama alanı bulunuyor. Gazete, haberine saha çevresindeki yerleşimlerde yaşayan yurttaşların koku şikâyetleriyle başlıyor. Yolçatı’da yaşayan Kemalettin Özenç, kokunun insanı “boğduğunu” söylüyor.
Ancak kötü koku ile metan salımı arasında önemli bir ayrım var: metan kokusuz bir gaz. Çöp sahalarındaki kötü koku, hidrojen sülfür gibi başka gazlardan kaynaklanıyor. Organik atıkların ayrışması sırasında hem metan hem de bu kokulu gazlar açığa çıkabiliyor.
Silivri ve Şile’de Yüksek Salımlar
The Guardian’ın aktardığı UCLA analizine göre, Silivri’de uydu gözlemleri sırasında ortalama saatte 7,4 ton metan salımı tespit edildi. Analizin Ocak 2025–Haziran 2026 dönemindeki gözlemlere dayandığı belirtiliyor. Bu rakam, kesintisiz ölçülmüş yıllık bir ortalama değil, uydu gözlemlerinden elde edilen bir emisyon tahmini olarak okunmalı.
Haberde, Silivri’de tespit edilen salımın iklim etkisi yaklaşık 1,5 milyon yüksek yakıt tüketimli SUV’un karbondioksit emisyonlarıyla karşılaştırılıyor. Bu, sahadaki araç sayısına ilişkin bir veri değil, metanın iklim etkisini anlatmak için kullanılan bir eşdeğerlik hesabı.
İstanbul’un Şile ilçesindeki atık sahası da yüksek salımlarıyla öne çıkıyor. Habere göre burada saatte yaklaşık 4 ton metan salımı tespit edildi; bunun iklim etkisi yaklaşık 800 bin SUV’un emisyonlarıyla karşılaştırılıyor.
UCLA ekibi, Carbon Mapper portalındaki uydu verilerini kullanarak Türkiye’de en yüksek salımın tespit edildiği 10 atık sahasını belirledi. UCLA Emmett Institute’un icra direktörü ve STOP Methane projesinin yöneticisi Cara Horowitz, bu sahalardan bazılarının küresel ölçekte de son derece yüksek emisyon oranlarına sahip olduğunu belirtiyor.
COP31 ve Sıfır Atık Gündemi
Türkiye, 9–20 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31’in ev sahipliğini ve başkanlığını üstlenecek. Bununla birlikte, Türkiye ile Avustralya arasında varılan anlaşma uyarınca resmî iklim müzakerelerini Avustralya yönetecek; Türkiye ise ev sahipliği, COP başkanlığı ve Eylem Gündemi’nde sorumluluk üstlenecek.
The Guardian, yüksek metan salımlarını Türkiye’nin uluslararası alanda öne çıkardığı sıfır atık politikasıyla birlikte ele alıyor. Haberde, sıfır atık ve metan azaltımının COP31 Eylem Gündemi’nin önemli öncelikleri arasında yer aldığı aktarılıyor.
Gazete, Emine Erdoğan’ın sıfır atık alanındaki çalışmalarına da yer veriyor. Erdoğan, Sıfır Atık Vakfı’nın Onursal Başkanı ve Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanı olarak anılıyor. Haziran ayındaki bir forumda yaptığı konuşmada, bazı çöp sahaları atılmış gıdalarla dolarken insanların açlıkla mücadele ettiğini ve gıda israfının metan emisyonlarına yol açtığını vurguladığı belirtiliyor.
Haberde ayrıca Türkiye’nin Küresel Metan Taahhüdü’ne katılmadığına dikkat çekiliyor. Bu girişim, küresel metan emisyonlarını 2020 seviyesine göre 2030’a kadar en az %30 azaltmaya yönelik kolektif bir hedef içeriyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un COP31 öncesinde ülkelere gönderdiği mektupta da metan azaltımının önemi vurgulanıyor. Guardian’ın aktardığı ifadeye göre Kurum, metan emisyonlarını azaltmayı yakın vadeli küresel sıcaklık artışını yavaşlatmanın en hızlı ve etkili stratejilerinden biri olarak tanımlıyor.
Tesis Yetkililerinin Açıklamaları
The Guardian’a göre Silivri sahası her gün yaklaşık 10 bin ton atık işliyor. Haberde ayrıca saatte yaklaşık 6.000 metreküp metanın yakalanarak enerji üretiminde kullanıldığı belirtiliyor. Dolayısıyla sorun, tesiste hiç metan toplanmaması değil; mevcut toplama sistemine rağmen önemli miktarda metanın atmosfere kaçması.
Haberde tesisin başındaki Ebu Bekir Ikinci’nin, İstanbul’un geçmişteki atık sorunlarını gösteren 1990’lara ait gazete başlıklarına dikkat çektiği aktarılıyor. Bu tarihsel bağlamda, 28 Nisan 1993’te Ümraniye–Hekimbaşı çöp sahasında meydana gelen ve 39 kişinin ölümüne yol açan facia da hatırlatılıyor.
Bugünkü emisyonların geçmişe kıyasla daha iyi durumda olduğu yönündeki doğrudan açıklamalar ise İSTAÇ yetkilisi Fatih Arslan’a ait. Haberde yetkililerin yaklaşımı, mevcut sistemin geçmişteki kontrolsüz atık depolama koşullarına göre geliştiğini vurgulamak üzerine kuruluyor.
Bununla birlikte, geçmişe kıyasla ilerleme sağlanmış olması, uydu gözlemlerinde tespit edilen mevcut yüksek metan salımlarının ayrıca ele alınması gereğini ortadan kaldırmıyor. Haber, tam da bu iki durumu birlikte gündeme getiriyor.
Yanıtsız Sorular ve Haberin Önemi
Guardian, yüksek metan salımları hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan görüş istediğini, ancak Bakanlığın yorum yapmayı reddettiğini belirtiyor. Gazeteye göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi de soruları yanıtlamayı ve sahanın fotoğraflanmasına izin vermeyi reddetti.
Haberin temel meselesi, Türkiye’nin uluslararası iklim gündeminde sıfır atık ve metan azaltımını öne çıkarması ile bazı büyük atık sahalarında tespit edilen yüksek salımlar arasındaki gerilim. Uydu verileri, Türkiye’nin bütün atık yönetimi sisteminin performansını veya toplam metan emisyonundaki dünya sıralamasını tek başına ortaya koymuyor; ancak belirli sahalarda ciddi bir emisyon sorunu bulunduğuna işaret ediyor.
Bu nedenle haber yalnızca Silivri çevresindeki kötü kokuyu anlatmıyor. COP31 öncesinde, Türkiye’nin uluslararası düzeyde savunduğu metan azaltımını kendi büyük atık sahalarında nasıl uygulayacağı sorusunu gündeme taşıyor.
