Close Menu
  • Eşitlik
  • Barış ve Güvenlik
  • Siyaset
  • Adalet
  • Emek
  • Kültür-Sanat
  • Ekoloji
  • Bülten Üyeliği
  • Podcast
  • english
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok Telegram
Hakkımızda
SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok Telegram
  • Eşitlik

    81. BM Genel Kurulu Gerçekleşti: Toplumsal Cinsiyet Yeniden Siyasi Mücadelenin Merkezinde

    4 Ekim 2026

    Protestonun Ardından Kadınlara Dijital Saldırı: Yapay Zekâ, İfşa ve Toplumsal Ceza

    13 Ağustos 2026

    AYM’den Evlenen Kadının Nüfus Kaydına İlişkin Karar: Düzenleme Anayasa’ya Aykırı Bulunmadı

    13 Ağustos 2026

    İsrail’de Umut Siyaseti Sandıkta: İki Halk, Eşit Liste

    23 Haziran 2026

    Nafaka Tartışmasının Ötesinde: Boşanma Sonrası Kadın Yoksulluğu ve Sosyal Devletin Sorumluluğu

    8 Haziran 2026
  • Barış ve Güvenlik

    Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor

    5 Ekim 2026

    Sanat Siyasete Galip Geldi; İsrail’in Gazze’de Sivilleri Nasıl Hedef Aldığını Anlatan NAZA Filmine Venedik Özel Ödül

    15 Eylül 2026

    Kadın Örgütlerinden Zirveye Tepki: NATO’ya Hayır

    29 Haziran 2026

    İsrail’de Umut Siyaseti Sandıkta: İki Halk, Eşit Liste

    23 Haziran 2026

    Emperyal Dönüşümün Kıskacında Türkiye

    3 Haziran 2026
  • Siyaset

    İspanya’da Çadırlar Meydanlarda, Konut Krizi Siyasetin Merkezinde

    12 Ekim 2026

    Brezilya’da İkinci Tur, Demokrasinin Gücünü Sınıyor

    5 Ekim 2026

    81. BM Genel Kurulu Gerçekleşti: Toplumsal Cinsiyet Yeniden Siyasi Mücadelenin Merkezinde

    4 Ekim 2026

    BM Genel Kurulu öncesi Oxfam’dan Çağrı: BM’ye Feminist Bir Dünya Görüşü Liderlik Etmeli

    25 Eylül 2026

    İktidarın “Seçimi Atlatma” Reçetesi: Yeni Düşmanlar Yaratmak, Aile On Yılı ve Derneklere Operasyonlar

    21 Eylül 2026
  • Adalet

    Navi Pillay’a Nobel Barış Ödülü Adalet İçin Ne Söylüyor?

    11 Ekim 2026

    AYM’den Evlenen Kadının Nüfus Kaydına İlişkin Karar: Düzenleme Anayasa’ya Aykırı Bulunmadı

    13 Ağustos 2026

    Çıplak Arama İnsan Onurunu Zedeler, Asla Kabul Edilemez

    15 Haziran 2026

    Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

    19 Mayıs 2026

    EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

    11 Şubat 2026
  • Emek

    Ev Kadınlarının Emeği Ne Kadar Görülüyor?

    5 Ekim 2026

    KPMG’nin Yeni Raporu: Kadın Liderler “Cinsiyet Eşitliği Beyanı” Yerine Hesap Verilebilirlik İstiyor

    4 Eylül 2026

    Ankara’daki Öğretmen Eylemlerinde Ne Yaşanıyor? Gözaltılar, Açlık Grevi ve Ayrımcılık

    17 Haziran 2026

    Maden İşçilerinin Yürüyüşü Ankara’ya Ulaştı: Açlık Grevine Başlayan 110 İşçi Gözaltına Alındı

    21 Nisan 2026

    Depo İşçileri Direnişte: Kadın İşçilerden Kadın Örgütlerine Açık Çağrı

    6 Şubat 2026
  • Kültür-Sanat

    Virginia Woolf Uyarlamasına Meta Engeli: Aktivizme Teşvik Edebileceği Sebebiyle “Feminizm” İfadesi Reklamı Durdurdu

    2 Ekim 2026

    Sanat Siyasete Galip Geldi; İsrail’in Gazze’de Sivilleri Nasıl Hedef Aldığını Anlatan NAZA Filmine Venedik Özel Ödül

    15 Eylül 2026

    16 Kadın Sanatçı, Genç Kadın Öğrencilere SES Oldu

    2 Eylül 2026

    Kadın Dayanışmasının Yeni Mekanı Müzik Festivalleri: Olivia Rodrigo ve Daisy Chain Fields Festivali 

    30 Ağustos 2026

    Endişe mi Denetim mi ? Kadın Bedeni Neden Hala Kamusal Bir Sorun ?

    10 Ağustos 2026
  • Ekoloji
  • Podcast
  • English
Hakkımızda
SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu

Toulouse Öğrenci Eylemleri İzlenimleri

22 Ekim 2026 AB
Facebook Twitter WhatsApp Email

 Paris’in yoksul banliyölerinden Saint-Denis’de başlayan lise öğrenci protestoları, Fransa’nıın dört bir yanına yayılan ve farklı toplumsal kesimleri kapsayan bir eylemselliğe dönüştü. Sciences Po Toulouse’da araştırmalarını sürdüren akademisyen Canan Özbey Gül eylemlerden izlenimlerini yazdı.

Science Po Toulouse: Öğrenciler doğa katliamı yapan lobilere karşı!

Fransa’da liselilerin başlattığı eylemler 20 Ekim itibariyle dördüncü haftasına girdi. Hareketin ilk somut çıkış noktası 21 Eylül’de Créteil’deki Saint-Exupéry lisesinde gerçekleşmişti. O günden bu yana hareket epey ivme kazandı ve çeşitli toplumsal hareketlerden, üniversitelilerden ve sendikalardan destek görerek ülke çapına yayıldı. Liselilerin temel talepleri aslında son derece haklı olduğu kadar basit de: okullara bütçeden daha fazla kaynak ayrılması, eğitim koşullarının iyileştirilmesi ve öğrencilerin karar süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması var. Ancak bu haklı ve basit talepler hükümet cephesinde kabul görmemiş olacak ki bir o kadar basit olan çözüm için henüz somut bir adım atılmış değil.

Bu yazının amacı aslında eylemlerin genel bir analizini yapmaktan ziyade Paris dışında, taşrada, Fransa’nın dördüncü büyük şehri olduğu söylenen Toulouse’da nasıl yankı bulduğunun bir nevi tanıklığını yapmak.

Toulouse’da ilkin şahit olduğum somut tepki bendenizin dışardan araştırmacı olduğu okul olan Science Po’daki blokaj oldu. Üniversiteliler Manufacture des Tabacs isimli kampüsü 1 Ekim tarihinde işgal ettiler. İşgal deyince Türkçe’de şiddet içeren bir eylem canlanıyor gözümüzde ister istemez. Ancak bu öylesi değil. Üniversiteliler liselilerin meşru eylemlerine destek vermek amacıyla barışçıl bir şekilde okulu işgal ettiler, girişlere ve derslere engel oldular. Okul yünetimi ise Türkiye’de beklenecek olası tepkiyle yaklaşmadı. Bilakis destek olundu. Yerleşke hocalar ve personel tarafından öğrencilere terk edildi. Bu süre zarfında bizler, ihtiyaç olduğu zamanlarda ofislerimize çıkarak, gerekli eşyamızı alabildik ancak çalışmak üzere binada durmadık. Bu arada avluda öğrenciler renkli etkinlikler yaptılar, tartışmalar yürüttüler. Derhal üstlerine polisler salınmadı. Zaten dört yıldır okula polis girdiğini hiç görmedim. Türkiye’dekinden bambaşka bir üniversite kültürü var burada. Ama elbette istisnalar da yok değil.

İki hafta önce, 5 Ekim’de öğrenciler ve personel tarafından düzenlenen genel kurul toplantısının ardından, üniversite rektörünün talebi üzerine kolluk kuvvetleri Sorbonne Nouvelle’in Nation kampüsüne müdahale etti. İnternette paylaşılan videolardan elde edilen kanıtların yanı sıra, sendikalar da polis şiddetine dair çeşitli tanıklıklar topladı. Bunun üzerine üniversite yönetimi, yerleşkelerin iki hafta süreyle kapatılmasına karar verdi. 19 Ekim Pazartesi günü ise, Nation kampüsü, yalnızca personele açık olmak üzere yeniden açılırken ve üniversitenin ön avlusunda öğrenciler bir genel kurul toplantısı gerçekleştirirken, rektör üniversite camiasına bir mesaj gönderdi. Rektör, söz konusu mesajda istifa ettiğini duyurdu. Zira rektörün kampüse polisi çağırması akademi camiasında yoğun tepki gördü, eleştirildi. Fransız akademisinde polisin kampüse girişi kolay kolay kabul edilecek bir müdahale değil, üniversitenin özerkliğine doğrudan bir saldırı olarak kabul edilen bir eylem.

Yeniden Toulouse’a dönecek olursak, 1 Ekim’deki kampüs blokajının ardından 6 Ekim’de ülke çapında gerçekleşen kitlesel eyleme katılım muazzam boyutta gerçekleşti. Son dört yıldır Toulouse’da emeklilik reformuna karşı yürütülen eylemlerden tutun, 1 Mayıs’a, Feminist yürüyüşler ve LGBTİ+ onur yürüyüşleri dahil sayısız eyleme katıldım. Ancak 6 Ekim’deki eylem gerçekten son zamanlarda gördüğüm en büyük katılımlı eylemdi. Elbette eylemin sonlarında polis eylemcileri dağıtman için biber gazını eksik etmedi.

Bundan başka Toulouse’ın özellikle Arenes bölgesindeki liselerde büyük eylemler oldu, polis yine biber gazında cömert davrandı. Hatta bu eylemlerin birinde tesadüfen hastanede bulunduğum sırada gaz hastanenin içine kadar girdi. Türkiye’de çeşitli eylemler sırasında maruz kaldığımız vakayi adiyeden bir durum.

Son olarak 17 Ekim’deki kitlesek eylemlerde Toulouse’da tanık olduklarımdan da kısaca bahsedecek olursam, dikkatimi çeken en önemli şey gençlerin, ama daha çok ergenlik çağındaki liselilerin inanılmaz boyuttaki katılımı. Girdiğimiz her sokaktan kitlesel bir şekilde ellerinde pankartlar, yüzlerinde maskeler, kimisinde havuz gözlüğü, kimisinde kayak gözlüğü liseli gençler adeta fışkırıyordu. Paris’teki görüntülerle benzerlik oluşturacak şekilde şehrin merkezinde olaylarla alakasız turistler eylemci gençlerin arasında adeta kaybolmuşlar, ilginç ve komik bir tezat oluşturuyorlardı. Elbette tepeden tırnağa siyah giyimli, yüzleri de aynı şekilde siyah kar maskeleri veya benzer maskelerle kapalı büyük grupşar halindeki gençler de dikkat çekiyordu. O gün şehir merkezinde her ara sokakta biber gazının tadını almak mümkün oldu. İşin daha dikkat çeken tarafı, gündüz eyleminden sonra bu kalabalıkların asla dağılmaması, giderek artması ve geç saatlere kadar eylemlere devam etmeleriydi.

Tam da bu noktada şu yağma meselelerine de değinmek lazım. Toulouse’da da birkaç yağma eyleminin olduğu çeşitli görüntüler sosyal medyada yayıldı. Ben şahit olmadım ama bazı arkadaşlarım birkaç Carrefour’un yağmalandığını gördüklerini söylediler. Açıkçası kapitalizm sembolü, devasa sermeyelere sahip, işçileri ve doğayı sömüren büyük markaların uğradığı deryada bir damla niteliğindeki zararın medyada dillere pelesenk edilerek meşru eylemlerin önünde geçmesini son derece üzücü ve öfkelendirici buluyorum. Ancak biliyoruz ki Fransa’da da medya çoğunlukla büyük sermayedarların elinde ve bu grupların öenmsediği ve öne çıkarmaya çalıştığı şey, eylemler sırasında eli kopan, gözünü kaybeden, kitlese tutuklamalara maruz kalan çocuklardan ziyade büyük sermayenin ve lüks markaların uğradığı üç beş kuruş zarar.

Elbette eylemlerin çoğunlukla olduğu gibi, barışçıl bir şekilde sürmesi, şiddet eylemelerinden ziyade haklı taleplerin dillendirildiği şiddet içermeyen bir halde sürmesi en ideali. Ancak birkaç yağma olayını, birkaç provaktörün veya fırsatçının eylemini tüm harekete mal ederek ısıtıp ısıtıp izleyicinin önüne koyan medya belki de şu ana kadar elle tutulur bir çözüm üretmeyen hükümet kadar sorumlu.

Oysa benim şimdiye kadar eylemlerden aklımda kalan şey daha çok yazın sauna gibi sıcak kışın buz gibi soğuk sınıflarda, yüksek sınıf mevcutları arasında, sayıca yetersiz öğretmen kadrosuyla eğitim hayatlarını sürdürmeye çalışan gençlerin haklı talepleri için verdikleri mücadele. Böylesi eşitsiz bir ortamda bir de üniversiteye girmeye çalışıyorlar ki o da itiraz ettikleri ayrı bir haklı nokta: Liseliler, Fransa’da lise son sınıf öğrencilerinin üniversitelere ve diğer yükseköğretim programlarına başvurmak için kullandıkları ulusal çevrim içi yerleştirme platformu olan Parcoursup sistemine de sistemin üniversiteye erişimi rekabetçi ve belirsiz bir sürece dönüştürdüğünü, bazı öğrencilerin toplumsal ve eğitimsel eşitsizlikler nedeniyle dezavantajlı duruma düştüğünü ve herkesin istediği eğitime erişmesini zorlaştırdığını düşündükleri için karşı çıkıyorlar. Tam da bu noktadan sonra günden güne eğitim ve araştırma bütçeleri kesintiye uğrayan, üniversiteler var. Liselileri eğer girebilirlerde üniversitelerde de dağ gibi sorunlar ve eşitsizlikler bekliyor. Bugün 160.000 ila 170.000 arasında geçici öğretim görevlisi, iş güvencesiz, üniversitelerdeki derslerin yaklaşık beşte birini yürütüyor. Zira Fransa’daki prekaryanın önemli bir bölümünü işsiz, kadrosuz doktoralılar oluşturuyor. Ama bu başka bir yazının konusu olabilir. Özetle, liselilerin talepleri, tüm eğitim sisteminin sorunlarının ancak bir kısmını oluşturuyor.

Eylemlerin öne çıkan sloganlarından biri: Zenginleri vergilendirin!

Son olarak Toulose’da da Paris’teki gibi eylemlerde birçoğu çok hoş mizah ögeleri barındıran duvar yazıları, pankartlar vardı. Duvar yazıları hala silinmedi. En son Paris’te eylemlerin arasındaki kalsik müzik konseri bana Gezi eylemlerinde yaşadıklarımızı hatırlattı. Biber gazından gözlerindeki yaşları silerken bir yandan da enstrümanlarını çalmaya devam eden müzisyenler, mizah, yaratıcılık ve umut. İster istemez karşılaştırıyorum çünkü bugün gençlerin başı çektiği Fransa’daki bu eylemler birçok yönden Gezi eylemlerine benziyor. Bizler için çok daha acı sonuçları olan Türkiye yakın tarihinin bu en büyük kitlesel eylemlerinde de gençler başı çekmişti, mizah vardı, müzik vardı, sanat ve dayanışma vardı. Elbette metreküplerce biber gazını ve tazyikli suyu da unutmamak lazım.

İlgili Makaleler

Ortak Payda Eğitimde Eşitsizlik: Fransa’da Lise Öğrencileri Sokakta

12 Ekim 2026

İspanya’da Çadırlar Meydanlarda, Konut Krizi Siyasetin Merkezinde

12 Ekim 2026

Türkiye Kökenli Üç Kadın Berlin’de Yükselen Aşırı Sağ Siyasete Karşı Umut Oldu; Başka Bir Siyaset Mümkün

14 Eylül 2026

Almanya’da AFD’den Tarihi Başarı: Avrupalı Liderler Endişeli, Rusya ve ABD’den Destek

13 Eylül 2026

Comments are closed.

© 2026 Her Hakkı Saklıdır.
  • Eşitlik

    81. BM Genel Kurulu Gerçekleşti: Toplumsal Cinsiyet Yeniden Siyasi Mücadelenin Merkezinde

    4 Ekim 2026

    Protestonun Ardından Kadınlara Dijital Saldırı: Yapay Zekâ, İfşa ve Toplumsal Ceza

    13 Ağustos 2026

    AYM’den Evlenen Kadının Nüfus Kaydına İlişkin Karar: Düzenleme Anayasa’ya Aykırı Bulunmadı

    13 Ağustos 2026

    İsrail’de Umut Siyaseti Sandıkta: İki Halk, Eşit Liste

    23 Haziran 2026

    Nafaka Tartışmasının Ötesinde: Boşanma Sonrası Kadın Yoksulluğu ve Sosyal Devletin Sorumluluğu

    8 Haziran 2026
  • Barış ve Güvenlik

    Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor

    5 Ekim 2026

    Sanat Siyasete Galip Geldi; İsrail’in Gazze’de Sivilleri Nasıl Hedef Aldığını Anlatan NAZA Filmine Venedik Özel Ödül

    15 Eylül 2026

    Kadın Örgütlerinden Zirveye Tepki: NATO’ya Hayır

    29 Haziran 2026

    İsrail’de Umut Siyaseti Sandıkta: İki Halk, Eşit Liste

    23 Haziran 2026

    Emperyal Dönüşümün Kıskacında Türkiye

    3 Haziran 2026
  • Siyaset

    İspanya’da Çadırlar Meydanlarda, Konut Krizi Siyasetin Merkezinde

    12 Ekim 2026

    Brezilya’da İkinci Tur, Demokrasinin Gücünü Sınıyor

    5 Ekim 2026

    81. BM Genel Kurulu Gerçekleşti: Toplumsal Cinsiyet Yeniden Siyasi Mücadelenin Merkezinde

    4 Ekim 2026

    BM Genel Kurulu öncesi Oxfam’dan Çağrı: BM’ye Feminist Bir Dünya Görüşü Liderlik Etmeli

    25 Eylül 2026

    İktidarın “Seçimi Atlatma” Reçetesi: Yeni Düşmanlar Yaratmak, Aile On Yılı ve Derneklere Operasyonlar

    21 Eylül 2026
  • Adalet

    Navi Pillay’a Nobel Barış Ödülü Adalet İçin Ne Söylüyor?

    11 Ekim 2026

    AYM’den Evlenen Kadının Nüfus Kaydına İlişkin Karar: Düzenleme Anayasa’ya Aykırı Bulunmadı

    13 Ağustos 2026

    Çıplak Arama İnsan Onurunu Zedeler, Asla Kabul Edilemez

    15 Haziran 2026

    Denizde Filistin İçin Direniş: Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir

    19 Mayıs 2026

    EŞİK: “Yargı ve Yasama Eliyle Hayatlarımız ve Haklarımız Elimizden Alınıyor”

    11 Şubat 2026
  • Emek

    Ev Kadınlarının Emeği Ne Kadar Görülüyor?

    5 Ekim 2026

    KPMG’nin Yeni Raporu: Kadın Liderler “Cinsiyet Eşitliği Beyanı” Yerine Hesap Verilebilirlik İstiyor

    4 Eylül 2026

    Ankara’daki Öğretmen Eylemlerinde Ne Yaşanıyor? Gözaltılar, Açlık Grevi ve Ayrımcılık

    17 Haziran 2026

    Maden İşçilerinin Yürüyüşü Ankara’ya Ulaştı: Açlık Grevine Başlayan 110 İşçi Gözaltına Alındı

    21 Nisan 2026

    Depo İşçileri Direnişte: Kadın İşçilerden Kadın Örgütlerine Açık Çağrı

    6 Şubat 2026
  • Kültür-Sanat

    Virginia Woolf Uyarlamasına Meta Engeli: Aktivizme Teşvik Edebileceği Sebebiyle “Feminizm” İfadesi Reklamı Durdurdu

    2 Ekim 2026

    Sanat Siyasete Galip Geldi; İsrail’in Gazze’de Sivilleri Nasıl Hedef Aldığını Anlatan NAZA Filmine Venedik Özel Ödül

    15 Eylül 2026

    16 Kadın Sanatçı, Genç Kadın Öğrencilere SES Oldu

    2 Eylül 2026

    Kadın Dayanışmasının Yeni Mekanı Müzik Festivalleri: Olivia Rodrigo ve Daisy Chain Fields Festivali 

    30 Ağustos 2026

    Endişe mi Denetim mi ? Kadın Bedeni Neden Hala Kamusal Bir Sorun ?

    10 Ağustos 2026
  • Ekoloji
  • Podcast
  • English

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.