Alexandria Ocasio-Cortez:
ABD’de Başka Türlü Siyaset

Türkiye’de tüm odaklar seçim sonrası gelişen sürece yoğunlaşırken, ABD’de alışıldık siyasete karşı genç bir kadın siyasetçinin yükselişi gündeme damgasını vurdu.

Fotoğraf: Corey Torpie, Mayıs 26, 2018

Alexandria Ocasio-Cortez, ABD’de, partilerin Temsilciler Meclisi[i]için New York eyaletinde yapılan ön seçimde, 10 dönemdir görevde olan ve bir kez daha Demokrat Parti’den aday olan Joe Crowley’i yenilgiye uğrattı. Bu elbette kolay bir zafer değildi. Ocasio-Cortez, tanıtım videosunda kendisininkine benzer bir geçmişe sahip kadınların aday olmadığının, olamadığının altını çiziyordu. Kendisi ve çevresi hem yapısal hem de finansal sorunlarla boğuşuyordu. Özellikle ekonomik kriz, onu ve onun gibileri uzun mesailere, gittikçe kötüleşen sağlık ve konut düzenine mahkum etmişti. Temsiliyet aynı kalırken neden hiçbir şey değişmiyordu ve dahası neden kötüleşiyordu? Siyasetçi ve halk arasındaki uçurumun gittikçe derinleşmesinin sebebi neydi? Siyasi başarı neden finansal güce göre şekilleniyordu?

Ocasio-Cortez’in sorduğu bu soruların cevabı birçok yanıyla yanlış şekillenmiş bir sistemdi ve çözüm öneresi ise, bu sistemi değiştirmek için onun gibilerin temsilci seçilmesiydi. Çünkü sadece onun gibi olanlar, yani halkın içinden gelenler, bu sorunları ciddiyetle ele alabilirdi.

Işın Eliçin’in Medyascope’daki yazısında belirttiği gibi Porto Riko’lu bir annenin ve Bronx doğumlu bir babanın kızı olan Ocasio-Cortez, Boston Üniversitesi’nden ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında dereceler aldı. 2011’de babasını kaybettikten sonra annesi temizlikçi ve otobüs şoförü olarak çalışırken, Ocasio-Cortez de garsonluk ve barmenlik yaparak annesine destek oluyordu. Mücadelesini perçinleyen bu geçmişi kampanyası süresince sık sık vurgulamaktan geri durmadı.

Ocasio-Cortez seçim kampanyasının önemli bir kısmını Crowley’nin kurumsal bağlantılarını eleştirerek yürüttü. Geleneksel siyasetçiler uzak mahallelerde ve halktan kopuk bir şekilde yaşıyordu ve bu, onun için kabul edilemezdi. O ise şimdi başka bir siyaset anlayışı ile seçilmişti ve ‘aşağıdan’ bir siyaset yürüteceğini söylüyordu.

Fotoğraf: Corey Torpie

Ocasio-Cortez,ABD’nin olağan siyasetine alternatif sunan vaatler ile seçim çalışmasını yürüttü. Bunların arasında Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kuruluşu’nu (ICE) kaldırmak, herkese ücretsiz sağlık hizmeti sunmak, asgari ücreti arttırmak, devlet okullarında eğitimi ücretsiz hale getirmek, federal iş güvencesi sağlamak, adli adalet sisteminde reform yapmak ve “Yeşil Yeni Sözleşme” ile 2035 yılına kadar yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçiş ve iklim değişikliği uyumunu sağlayacak politikalara öncelik verilmesi vardı.

“Ahlaki bir duruş sergilemekte radikal bir şey yoktur”

Amerika Birleşik Devletleri’nde sosyalist-radikal görüşlerin çoğunlukla yarattığı olumsuz algıya karşı Ocasio-Cortez sloganını “Ahlaki bir duruş sergilemekte radikal bir şey yoktur” olarak belirledi.  Seçim sürecinde kullandığı “Tüm demokratlar aynı değil” söylemi de, partinin kurumsallaşmış yapısı ve adaylarına karşı bir başkaldırı niteliğindeydi. Cortez, aday olmadan önce yerel siyasette aktif olsa da taban ile aktif bir biçimde çalışmaya 2016 yılında Demokratların başkan aday adayı Bernie Sanders’ın kampanyası ile başlamıştı. Kampanya sürecinde partinin geleneksel ve ilerici kanatları arasındaki gerilim açığa çıkmış, Wikileaks tarafından açığa çıkarılan ve parti ileri gelenlerinin aşağılayıcı sözlerinin yer aldığı ifadelerden dolayı, başkan adayı Sanders’dan özür dilemişti.

Amerikan Demokratik Sosyalistleri (DSA) üyesi olan Ocasio-Cortez’in başarısı aynı zamanda Demokrat partinin “ilerici” kanadının güçlenmesi ve adaylığı süresince gerçekleşen mobilizasyon sosyalizmin ana akımlaşması olarak da yorumlandı. Bunun somut bir örneği ise örgütlenme sürecinde yer alan bir aktivistin, “Bu hafta her gün bir gösterideydim. Sosyalizm artık insanların gururla taşıdıkları bir etiket” demesiydi.

Kadınlar Siyasete Girdiğinde Kadınlar İçin Çalışıyor

Ocasio-Cortez Cumhuriyetçi adayı yenerse, Kongre’ye giren en genç kadın olacak.

Sarah Kliff, Ocasio-Cortez’in seçilmesinden sonra yayınladığı yazısında, akademik çalışmalara referans vererek, kadınların erkeklerden farklı olarak sosyal tutumları değiştirecek şekilde siyaset yaptığının altını çiziyor. Yazara göre siyasete giren kadın sayısı arttığında, düşünüldüğünden çok daha fazla değişiklik oluyor. Kadın milletvekillerinin, hem erkek vekillere nazaran daha fazla yasa çıkardıklarını, hem de özellikle kadınlara fayda sağlayan yasalara yoğunlaştıklarını da belirtiyor. Kadın vekiller seçildikleri bölgeye daha fazla finansal kaynak ayırarak daha fazla değişime ön ayak oluyor. Ayrıca daha fazla kadın vekilin varlığı toplumun kadınlara yönelik algısını ve genç kadınların kendilerini görme biçimlerini önemli ölçüde değiştiriyor. Bu yüzden yazar,tabandan siyaseti öne çıkarttığı ve vaatlerinden ötürü Ocasio-Cortez’in kadınlar için önemli kazanımlar getirebileceğini söylüyor.

Trump Karşıtı Dalga ve Başka Bir Siyaset

Geçtiğimiz sene ABD’nin Charlottesville kentinde, beyazların üstünlüğünü savunanların gösterisi sonrası ırkçılık karşıtı bir aktivistin öldürülmesi, ülkede artan kutuplaşmanın önemli bir göstergesi haline gelmişti. Bunun yanı sıra, Başkan Trump’ın Britain First (Önce Britanya) isimli İngiliz bir ırkçı grubu retweetlemesi ve Charlottesville’deki olayda ırkçıları kınamayıp, iki grubu eşitlemesi de gerginliği arttırmıştı. İçinde Cumhuriyetçi senatörlerin de bulunduğu bir grup, Trump’ın olaylar sonrasında yaptığı açıklamasında beyazların üstünlüğünü savunan ırkçılardan bahsetmemesine tepki göstermişti.

Trump sadece kendi ülkesini kutuplaştırmıyor, bir yandan da yönetimi küresel ısınmayı ve diğer devletlerle iş birliği yapmayı reddeden agresif bir dış politika ve özellikle son haftalarda odakları üzerine çeken zalim ve ayrımcı bir göç politikası uyguluyordu. Bu otoriter politikalara karşı,son zamanda açığa çıkan (ya da büyüyen) üç sosyal hareket ABD’de hem yapısal hem de mevcut siyasi akla karşı ciddi direniş gösterdi. Biri “Yaşamlarımız İçin Yürüyüş” hareketiydi ve okul katliamından sağ kurtulan öğrenciler tarafından örgütleniyordu. Bu hareket Emma Gonzalez gibi genç kadınlar tarafından büyütüldü ve özellikle kalabalıklara yaptıkları etkileyici demeçlerle kitleler bir araya getirildi. Bir ikinci hareket ise devam etmekte olan ve güçlenen, “Siyah Yaşamları Önemlidir” (Black Lives Matter) hareketiydi. 2013 yılından itibaren ABD’deki siyah topluluklara devlet tarafından uygulanan şiddete müdahale etmek üzerine kapsayıcı bir hareket olarak kurulmuştu ve aktif olarak örgütlenmeye devam ediyordu. Üçüncüsü “Kadınların Yürüyüşü” olarak örgütlenen ve Trump’ın seçilmesinden bu yana güçlenen kadın dayanışmasıydı.

Bu hareketler elbette birbirinden bağımsız değildi. Sloganları ve eylem yöntemleri birbirlerine benziyordu. Son ayda, Trump’ın “sıfır hoşgörü”politikası bağlamında, Meksika sınırından ülkeye girmeye çalışan göçmenlerin gözaltına alınıp, çocukların ailelerinden koparılarak kamplara konulmasına karşı ciddi bir mobilizasyon gerçekleşti. Bu hareketlerin temsilcileri ve taraftarları da, bu “insanlık dışı”olan duruma karşı bir arada durdu ve hem sınırda hem de sokaklarda eylem gerçekleştirdiler. 29 Haziran’da gerçekleşen eyleme damgasını vuran olay Susan Sarandon hakkındaki gözaltı kararı olsa da aslında Twitter hesabından yazdığı #Kadınlarbaşkaldırın etiketi hareketlerin birlikteliğinin ve ortaklığının göstergesi oldu.

Bu yüzden Ocasio-Cortez’in başarısını ve yaratacağı değişimi anlamak için sosyal hareketlerin altını çizmek gerekiyor. Çünkü ülkede otoriterleşmeye karşı önemli bir direniş var ve Ocasio-Cortez’in alternatif söylemi hem sosyal hareketlerden hem de bu politikalara karşı ortaya çıkan tepkiden beslendi ve beslenmeye devam ediyor.Kendisi debu hareketlerin çağrılarına paralel bir şekilde kampanya yürütüyor.

Fotoğraf: Jennifer Mason                                                                                                                               Ocasio-Cortez, kazandığını öğrendiği andaki yüz ifadesi, şaşkınlığı ve samimiyeti de çok konuşulan noktalardan biriydi. Bir bar masasının üstüne çıkarak yaptığı zafer konuşmasında dayanışmayı ve umudu vurguladı.Onun kazanmasının birçok açıdan sembolik önemi vardı. Kampanya süresinde sorduğu bu sorular, önerdiği cevaplar, samimiyeti ve aşağıdan, sokak sokak gezerek yaptığı çalışma ise ona zaferi getirdi.

Bundan sonrasını beraber takip edeceğiz.

[i]ABD Temsilciler Meclisi, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nin alt meclisi; Senato ise üst meclistir. İkisi birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin yasama organlarını oluştururlar.

*Kapak Görseli: Corey Torpie

** (e.n.) David Remnick’in bu yazıdan sonra yayımlanan  “Alexandria Ocasio-Cortez’s Historic Win and the Future of the Democratic Party” isimli yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
8 Temmuz 2018