Türkiye’de kürtaj onuncu haftaya kadar yasal olmasına rağmen kadınların bu hizmete erişimi giderek zorlaşıyor. Kamu hastanelerindeki hizmet eksikliği ve muayenehanelere yönelik son denetimler, yasal hak ile gerçek hayat arasındaki farkı yeniden gündeme getiriyor. Geçtiğimiz günlerde, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün yaklaşık 20 kadın hastalıkları ve doğum uzmanının muayenehanesinde denetim yaptığı açıklandı. Türk Tabipleri Birliği’ne göre denetimlerde, muayenehane koşullarında kürtaj yapılamayacağı ileri sürülerek hekimler hakkında tutanak tutuldu. Hekimlere ceza verilebileceği de bildirildi. Oysa kürtaj Türkiye’de yasak değil. Yasal bir sağlık hizmetini sunan hekimlerin cezalandırılma ihtimali, kadınların bu hizmete nasıl ve nerede ulaşacağını doğrudan etkiliyor.

Yasal Hak ile Gerçek Hayat Arasındaki Fark
Türkiye’de isteğe bağlı kürtaj, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında gebeliğin onuncu haftasına kadar yasal. Evli olmayan ve 18 yaşını doldurmuş kadınlar kendi kararlarıyla kürtaj olabiliyor. Evli kadınlar için aranan eş rızası ise kadının kendi bedeni üzerindeki kararını başka bir kişinin onayına bağlamaya devam ediyor.
Ancak yasal hak ile uygulama arasında ciddi bir fark var. 2024 yılında 779 hastaneden veri toplanan araştırmaya göre hastanelerin yalnızca yüzde 29,3’ü kürtaj hizmeti verdiğini bildirdi. Kamu hastanelerinde isteğe bağlı kürtaj hizmeti sunanların oranı yüzde 6,2’de kaldı. Üstelik 65 ilde bu hizmeti verdiğini bildiren tek bir kamu hastanesine rastlanmadı. DW’nin aktardığı araştırma, kürtajın yasal olmasına rağmen birçok kadın için erişilebilir olmadığını gösteriyor.
Kamu Hastanesinde Yok, Muayenehanede Yasak
Kamu hastanelerinde kürtaja erişim bu kadar sınırlıyken, kadınların önünde çoğu zaman özel hastaneler ve hekim muayenehaneleri kalıyor. İstanbul’daki son denetimler ise bu alanı da daraltma riski taşıyor.
Türk Tabipleri Birliği, İl Sağlık Müdürlüğü’nün muayenehanelerde kürtaj yapılamayacağı yönündeki yorumunun kanuna aykırı olduğunu savunuyor. Daha önce benzer bir nedenle cezalandırılan bir hekim hakkında verilen karar da mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunmuştu. Kürtaj yapan hekimlerin yalnızca bu nedenle soruşturulamaz ve cezalandırılamaz.
Kamu hastanelerinde sunulmayan bir hizmetin muayenehanelerde de engellenmesi, kadınların yasal kürtaj hakkına ulaşabileceği yolların daha da daraltılması anlamına geliyor.
Erişim Engeli Her Kadını Aynı Şekilde Etkilemiyor
Kürtaj hizmetinin özel sağlık alanına itilmesi, bu hakkı parası olanların kullanabildiği bir hizmete dönüştürüyor. Büyükşehirde yaşayan ve özel sağlık ücretlerini karşılayabilen bir kadın ile küçük bir kentte yaşayan, yolculuk yapacak ya da özel hastaneye ödeme yapacak imkânı bulunmayan bir kadın aynı koşullarda değil.
Üstelik kürtaj için yasal sürenin on hafta olması, her gecikmeyi daha kritik hâle getiriyor. Hastane aramak, randevu bulamamak, başka bir şehre gitmek ve gerekli parayı toplamaya çalışmak kadınların önündeki süreyi tüketiyor. Böylece kürtaj doğrudan yasaklanmadan da fiilen erişilemez hâle getirilebiliyor.
Bu tablo sınıfsal ve bölgesel eşitsizlikleri derinleştiriyor. Yasal hakkına ulaşamayan kadınlar istenmeyen gebeliği sürdürmeye veya güvenli olmayan yöntemlere yönelmeye zorlanabiliyor. Güvenli, zamanında, ekonomik ve ayrımcılıktan uzak kürtaj hizmetine erişememek hem halk sağlığı hem de insan hakları sorunudur. Ayrıca erişimi kısıtlamanın kürtajları ortadan kaldırmıyor. Yalnızca işlemlerin güvenli olup olmadığını etkiliyor.
Mesele Kadınların Kendi Bedenleri Hakkında Karar Verebilmesi
Kürtaj tartışması yalnızca belirli bir tıbbi işlemin nerede yapılabileceğiyle ilgili değil. Mesele kadınların kendi bedenleri, yaşamları ve gelecekleri hakkında karar verip veremeyeceği.
Devletin sorumluluğu bir hakkı yalnızca kanunda tanımakla sona ermez. Bu hakkın ülkenin her yerinde güvenli, ücretsiz ve zamanında kullanılabilmesini sağlamak da devletin sorumluluğudur. Kamu hastanelerinin hizmet vermediği, özel sağlık hizmetlerinin herkes için karşılanabilir olmadığı ve hizmet sunan hekimlerin yaptırım tehdidiyle karşılaştığı bir düzende gerçek bir erişimden söz edilemez.
Kürtaj hâlâ yasal. Ancak kadınlar bu hizmete ulaşamıyorsa, hekimler hizmet sundukları için cezalandırılmakla tehdit ediliyorsa ve ekonomik durumu olmayanlar seçeneksiz bırakılıyorsa, bu hakkın yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını kabul etmek gerekiyor.
Çünkü kullanılamayan bir hak, gerçek bir hak değildir.
