Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği çapında çocuklara yönelik sosyal medya yaş sınırı getirileceğini duyurdu. Avustralya’da başlayan uygulamadan sonra AB’nin bu kararı oluşturulan uzmanlar komitesinin hazırladığı rapor çerçevesinde aldı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 13 Temmuz’da yaptığı açıklamayla Avrupa Birliği çapında çocuklara sosyal medya yaş sınırı getirileceğini duyurdu. Von der Leyen’in geçen yıl görevlendirdiği bağımsız uzman komitesinin raporu da aynı gün tanıtıldı.
Alman çocuk psikiyatristi Jörg Fegert ile Fransız epidemiyolog Maria Melchior‘un eş başkanlık ettiği komite, üç yaş altı çocuklar için ekran maruziyetinin tamamen dışlanmasını, 3-12 yaş grubu için ebeveyn gözetiminde “yaşa uygun” kullanımı, 13-18 yaş grubu için ise güvenlik özellikleriyle donatılmış kademeli erişimi önerdi. Komite raporunda, ispat yükünün ebeveyn ya da çocukta değil, teknoloji şirketinde olması gerektiği vurgulandı: “Güvenli olduklarını kanıtlayana kadar, sosyal medya ve diğer dijital hizmet sağlayıcılarının erişimi kısıtlanmalı.“
Von der Leyen, açıklamasında sosyal medyayı sigara ve alkole benzetti ve “bir başlangıç yaşı” tanımlanması gerektiğini savundu: “Bu, çocukların sosyal medyaya erişip erişemeyeceği meselesi değil. Mesele, sosyal medyanın çocuklarımıza ne zaman erişebileceği.” Komisyon, asgari yaşın ne olacağını henüz netleştirmedi; somut yasa taslağının sonbaharda Parlamento’ya sunulması bekleniyor. Von der Leyen, referans noktası olarak Avustralya’daki uygulamayı örnek gösteriyor.
Avustralya’da Altı Ayda Ne Oldu?
Avustralya, 10 Aralık 2025’te 16 yaş altına sosyal medya hesabı yasağını fiilen yürürlüğe koyan ilk ülke oldu. Facebook, Instagram, TikTok, YouTube, Snapchat, Reddit, X, Threads, Twitch ve Kick uygulamalarına yaş sınırı yasaklamaları getirildi. YouTube Kids, Google Classroom, WhatsApp hariç tutuldu. Platformlar uygulamadan sorumlu, çocuk ve aile değil, Kurallara uymayan şirketlere 49,5 milyon Avustralya doları (yaklaşık 33 milyon dolar) para cezası uygulanabiliyor.
Uygulamanın ilk ayında platformlar yaklaşık 4,7 milyon hesabı kapattı. Başbakan Anthony Albanese, bunu basın toplantısında “işe yarıyor” sözleriyle duyurdu.
Ancak uygulamanın başlamasından altı ay sonra tablo o kadar da olumlu gözükmüyor.
Avustralya’nın Newcastle Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü araştırmada, yasak yürürlüğe girmeden hemen önce ve üç ay sonra olmak üzere 408 Avustralyalı 12-17 yaş grubu gençler ile iki kez yaptıkları anket çalışması sonucunda, yasağın en azından kısa vadede beklenen etkiyi yaratmadığını gösteriyor.
16 yaş altı katılımcıların yüzde 85’inden fazlası, üç ay sonra kapsam dahilindeki platformları hâlâ kullandığını bildirdi. Bunların yüzde 67’si kendi hesapları üzerinden kullanmaya devam ediyor. Araştırmacılar bunun nedenini, yaş doğrulama kontrollerinin çoğunun yalnızca kullanıcının kendi beyanına (“kaç yaşındasın?” kutucuğu) ya da bir selfie yüklemesine dayandırması. Gençlerin sadece yüzde 5’i resmî kimlik belgesi göstermek zorunda kaldı. Gençlerin bu zayıf denetimi aşması da zor olmadı: yüzde 19’u sahte hesap açtı, yüzde 9’u bir yakınının (çoğunlukla ebeveyninin) hesabını ya da kimliğini kullandı, yüzde 7’i gizli/özel tarayıcı modunu tercih etti. VPN kullanımı ise araştırmacıların öngördüğünün aksine düşük çıktı (yaklaşık yüzde 3), çünkü platformlar zaten en kolay yolu, yani zayıf yaş doğrulamasını, açık bırakmıştı.
Araştırmayı yürüten ekip, gençlerin sosyal medyayı yalnızca eğlence değil, akran ilişkileri ve kimlik oluşturma için temel bir sosyal işlev olarak gördüğünü belirtiyor. Ayrıca Platformların da kullanıcıyı alışkanlık haline getirecek şekilde tasarlandığının altını çiziyor.
Uzmanlar Avustralyadaki takip süresinin bu ölçekte bir politikanın etkisini ölçmek için kısa olduğunu söylüyor. Yasağın kullanım oranı üzerinde etkisinin yanında gençlerin ruh sağlığının izlenmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar. Uygulanabilir ve sıkı bir yaş doğrulama altyapısı olmadan yasağın kalıcı bir etki yaratacağı düşünülmüyor.
UNICEF Australia da bu nedenle asıl ihtiyacın erişimi geciktirmek değil, platformları güvenli hale getirmek olduğunu açıkladı. Bazı gençler ise yasağın queer bireyler ve niş ilgi alanlarına sahip gençler için topluluk bulma imkânını daralttığını söyledi.
Türkiye’de yasa Kasım’da yürürlüğe giriyor
Türkiye’de de benzer bir düzenleme yasalaştı. TBMM’ye 4 Mart 2026’da sunulan yasa teklifi 22 Nisan 2026’da kabul edildi. 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 1 Mayıs 2026’da Resmî Gazete’de yayımlandı ve 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek.
Yeni düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara ebeveyn izni olsa dahi hizmet sunamayacak. 15-18 yaş arası kullanıcılar için içerik, reklam ve mesajlaşma özellikleri sınırlandırılmış “ayrıştırılmış” bir hizmet sunulacak. Platformlar her çocuk hesabı için en az bir ebeveyne, satın alma, üyelik ve kullanım süresini denetleyebileceği bir kontrol paneli açmakla yükümlü olacak.
Yaş doğrulaması, Türkiye’den günlük erişimi belirli bir eşiği aşan platformlarda e-Devlet entegrasyonlu, T.C. kimlik numarasına bağlı “token” sistemiyle yapılacak. Yükümlülüğünü yerine getirmeyen platformlara önce idari para cezası (30 milyon TL’ye kadar), ardından reklam yasağı, son aşamada internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50’ye kadar daraltılması uygulanabilecek.
Uzmanlar Risklere Dikkat Çekiyor
Düzenleme duyurulduktan sonra bazı uzmanlar teknik boyutuna dikkat çekti. Siber güvenlik uzmanı Mehmet Tolga Ertürk, çocuk güvenliği hedefinin meşru olduğunu ama çözümün “kimlik ve biyometrik veri biriktiren yeni bir gözetim katmanına” dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
İfade Özgürlüğü Derneği ise yaptığı açıklamada, devletin sosyal medyadaki her takma ismin arkasındaki kişiyi kesin biçimde bilecek olmasının anonimlik hakkını fiilen ortadan kaldıracağını belirterek endişesini dile getirdi.
